İmar değil, “Baklava affı” geliyor

Abone Ol

Gecekondu ve fukaraya en çok kucak açan kent olmuş yıllar boyunca İzmir.

Doğu ve Güneydoğu'dan yoğun göçlerin yaşandığı 1950'lerden sonra, daha çok yoksulları bağrında barındırmış.

Çeşitli gerekçelerle doğdukları toprakları terk edenlerin zenginleri İstanbul'a iş kurmaya giderken, en yoksulları da İzmir'e gelmiş genelde.

Göçle gelenlerin, çoğu genç ama elde yok avuçta yok....

Bir gecede konduruvermişler derme çatma evlerini....

Ya kamu arazisine ya da üç kuruşa aldıkları Mehmet Efendi'nin tarlasının bir bölümüne.

Mehmet Efendi'nin tarlada da zaten imar yok. Ama olsun.

Plana ne hacet!...Ellerine metreyi alıp bölmüşler tarlaları kafalarına göre.

Şimdi o koca koca tarlaların yerinde koca koca gecekondular var.

Kentteki binaların yaklaşık yüzde 60'ı kaçak.

40-50 yılın birikimini bir gecede yok edecek sihirli bir değnek yok elbette. Ancak 'Bir yerden başlamak gerek' deyip işe ilk girişenlerden biri Burhan Özfatura oldu.

Kolları sıvayıp 'EVKA' yani 'Dar gelirli ailelere ev kazandırma' projelerini başlattı.

1,2,3 derken TOKİ desteğiyle Evka 7'ye kadar binlerce konut üretti.

Tabi, TOKİ'nin rezidans değil, fukaraya konut ürettiği yıllardı o yıllar. Bu tür projelere tam destek veriyordu.

Özfatura'nın ardından Aziz Kocaoğlu da hemen ikinci döneminin başında çok geniş kapsamlı bir 'Kentsel Dönüşüm Projesi' başlattı.
İzmir metropolündeki 11 bin 102 hektarlık alanın 4 bin 300 hektarlık bölümünde '18 Kentsel Dönüşüm Bölgesi' ilan edildi.

Yani neredeyse kentin yarısı kentsel dönüşüm bölgesi içine alındı.

200 bin binanın yıkılıp yerine sağlıklı ve planlara uygun konut üretilmesi hedeflendi.

Sonrası herkesin malumu.

Bakanlar Kurulu'ndan aylar hatta yıllarca çıkmayan onaylar......

Uzundere'de Büyükşehir'le ortak proje yapan TOKİ'nin, sonra karar değiştirip konutları Büyükşehir'e 70 milyon liraya satması....

Bazı bölgelere hükümetin 'Orayı ben yapacağım, Büyükşehir sen çekil' deyip el koyması.....

Ve daha birçok sorun.....

Projelerin bir kısmı halen devam ediyor elbette. Ancak ne yazık ki 18'i birden başlayamadı...

Olmadı.....Oldurulmadı....

Tam bu proje başladığı yıllarda bir de 'Kentsel Dönüşüm' adı altında adeta 'Kentleri Yok Eden Yasa' çıktı Büyük Millet Meclisi'nden.

Gecekondular yıkılıp aynı yere yeni yasal gecekondular yapıldı.

Ne sokaklar genişletildi, ne park yapılabildi, ne de otopark, ne okul ne de cami....

Mehmet Efendi'nin kafasına göre böldüğü tarla, aynen devam etti yani.

Aziz Kocaoğlu 'Durdurun bu yasayı' diye defalarca çağrıda bulundu ama dinleyen olmadı.

Şimdi gelinen noktada yüzde 60 yıkık, dökük yapı. O gecekonduların arasında da çürük diş gibi son yasayla yenilenen binalar.

Altı kaval üstü şişhane....

Tam 'Şükür ki bu tuhaf yasadan kurtuluyoruz' derken şimdi de 'İmar Barışı' adı altındaki 'İmar affı' çıktı piyasaya.
Yasa TBMM'den çıktı çıkmasına da nasıl uygulanacağı konusundaki yönetmelik bekleniyor.

Ancak şimdiden tepki büyük.

Meslek odaları, sivil toplum kuruluşları 'Bu af, tüm kentlere ihanettir. Biran önce durdurulsun' diye sesleniyor hep bir ağızdan.

Üstelik bu seferki, geçmiş yıllardaki imar aflarından farklı olarak sadece konutları değil, meraları, orman alanlarını, deniz kıyılarını da kapsıyor.

Hani Rahşan Ecevit bir dönem baklava çalan çocukları kurtarmak için bir af yasası hazırlatmıştı da kısmi af genel affa dönmüştü. O çocuklarla birlikte ne kadar adi suçlu varsa hepsi şehirlerin başına bela olmuştu.

Bu affın da 'Baklava affı' ndan geri kalır hiçbir yanı yok.

Üç beş oy uğruna popülist politikadan sıyrılıp, kentlerin başına bir 40-50 yıl daha telafi edileyemeyecek dertler sarmayalım.

Çocuklarımızın geleceğinden çalmayalım, onlara verecek hesabımız olsun.