Batılı ülkelerde farklı hayat standardı, bazılarının aklını çelmekte ve buralarda yaşamayı hayal etmektedir. Oralara gittikten sonra, ah benim evim, ah benim çevrem diye hayıflanırlar ama iş işten geçmiştir. Geçenlerde basında bir hakimin sahte Bulgar pasaportu ile Edirne'den yurt dışına kaçtığı ve Hollanda'nın da iltica talebini kabul ettiği yazıldı.
Adalet Bakanlığından yapılan açıklama çok çarpıcı. Meğer bu hakim tam bir 'elleme mangal kömürü imiş. Rüşvet su-istimal, resmi evrakta sahtecilikten yargılanıyormuş. Tabii bu yargılama kapalı kapılar ardında yapıldığı için toplumun bu olaylardan haberi yok. Niye, yargı zarar görmesin, Yargıdaki iyi insanlar töhmet altında kalmasın. Bence bu düşünce yanlış. Yargı şeffaflaşmadığı müddetçe vicdan ile cüzdan arasında sıkışmışların sayısı artacaktır. Herhangi bir yargıcın yargılanmasına karar verildiğinde, o hakim görevden el çektirilmeli. Yargılama sonucuna göre meslekten men ya da iade edilmelidir.
Bir toplumun harcı olan, yargının dağıttığı adalettir. Dağıtılan adalet haklılıktan yana değilse, toplumda farklı arayışlar başlar. Her zaman söyler yazarım. Osmanlıların genişlemesinin ana sebebi kurmuş olduğu adalet sistemi idi. Birçok toplum, Avrupa'nın keyfi idaresi yerine Osmanlıların idaresini kabul etmişler ve fethe karşı büyük bir mukavemet göstermemişlerdir.
Osmanlıların adalet sistemi yozlaşmaya başladığında çöküş başlamış ve büyük felaketten sonra Cumhuriyetimiz kurulmuş. Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra idarenin adil olmayan uygulamaları ve Batılı güçlerin oyunları ile Anadolu'da isyanlar olmuş, bu isyanlar da yönetim tarafından çok sert tedbirler ile bastırılmış.
Dersim olayları, Şeyh Sait isyanlarının, başlangıç ve bitişine kadar olana gelişmeleri sadece bizim arşivlerimizden okumazsak o bölgedeki problemleri daha kolay anlar ve çözeriz.
Yargı içinde, mülteci hakim durumuna girmek isteyenlere kolaylık gösterilmeli. Hatta tek yönlü bilet dahi verilmeli ki yargı içindeki muzaffarat takımı küçülsün. Bu gün yargı içinde, kapalı kapılar ardında neler olduğunu bilmiyoruz. Adalet Bakanlığının çok kısıtlı yetkileri dolayısı ile denetim dışında sayılabilecek bir yargı sistemimiz oluşmuştu. Dileğimiz, sayıca büyütülmüş HSYK denetim işine ağırlılık verir, ve bugünkü yaygın söylem olan 'avukat değil hakim tut' cümlesi toplum söyleminden düşer.