EGEDESONSÖZ- İntegral Araştırma Koordinatörü Ümit Yaldız ile Gazeteci Fatih Yapar, SonSöz TV yayınında ülke ve kent gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Programda Adalet Bakanlığı’nda yaşanan değişim süreci, belediyelere yeni operasyon iddiaları ve operasyonların İzmir’e yansıma olasılıkları ele alındı.
Gazeteci Fatih Yapar yaptığı değerlendirmede “Dün gece saat 01.30 civarında bakan yardımcıları atandı. Hem İçişleri hem de Adalet Bakan Yardımcıları atandı. Valilerden de bakan yardımcısı olanlar var. İçişleri Bakan Yardımcılarının içerisinde Hakkari ve Afyonkarahisar Valileri Bakan Yardımcısı oldu. Hemen onların yerine yeni Valiler atandı. Bürokraside valiler değerlendirmesi yapıldı. Vali yardımcıları ve Kaymakamlar kararnamesi çıktı. İzmir’de Bergama Kaymakamı Ankara Çankaya Kaymakamı oldu. Kadrolar yavaş yavaş oturuyor. Adalet Bakanlığı mekanizmasında belediye merkezli operasyonlar, İmamoğlu davası, Antalya, Beşiktaş iddianameleriyle süreç devam etti. İzmir’de de birkaç tanesi geçmiş dönemi ilgilendiren ama ağırlıklı olarak bu dönemi ilgilendiren 17 ihale dosyasını emniyet müdürlüğü vasıtasıyla talep etmişti. İlerleyen süreçlerde operasyona dönüşebilir ya da dönüşmeyebilir, şimdiden kestirmek mümkün değil. Bir hareketlilik var. İki başsavcı yardımcısı Adalet Bakan Yardımcısı oldu. Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Davasını yürütürken ona vekalet eden en önemli 2 yardımcısını bakan yardımcısı yaptı. Kendi kadrosuyla beraber süreci hızlandırıyor. Bu operasyon belediyelere yayılır mı? İzmir’e gelir mi? Ankara’ya operasyon yapılır mı? Bursa, Balıkesir, Muğla gibi birçok ille ilgili değerlendirmeler var” dedi.
OPERASYON TOTO OYNANIYOR
Ümit Yaldız ise “Belediye başkanları çağırırsan gelir. Neredeyse 2 haftada bir İzmir’de herkes, ‘hangi belediyelere operasyon yapılacak, ilk kim alınır?’ diye operasyon toto oynanıyor. 4-5 ilçe zaman zaman 6-7’yi buluyor. Büyükşehir her zaman potansiyel hedeftir. Çünkü büyük paralar Büyükşehir’de harcanır” ifadelerini kullandı.
AK PARTİLİLER, ‘HATT-I MÜDAFAA YOKTUR SATH-I MÜDAFAA VARDIR DÖNEMİNE GİRİLDİ’ DİYORLAR
Fatih Yapar’ın Uzun süredir, ‘İzmir Büyükşehir Belediyesi bu dönem hükümet ve AK Parti ile daha yakın çalışıyor, ilçeler hedefte olabilir’ algısı vardı. Ancak savcı ısrarla Büyükşehir’den dosya istiyor” demesi üzerine Ümit Yaldız şu değerlendirmeyi yaptı:
“Büyükşehir Belediyesi, merkezi hükümet ile çatışan değil çalışan bir görüntü sergiliyor. Merkezi hükümet ile çatışma gücü olan bir ilçe belediyesi yok zaten. Bu dönem Cumhurbaşkanı öncülüğünde hükümet, yerel seçimlerin ardından tasarruf tedbirleri yayınladı. Bununla ilgili de müfettişler tarafından denetimler yapılıyor. Kamu borçlarının kamu kurumlarından tahsil edilmesi yoluna gidildi ve meşhur, ‘silkeleme’ tabiri kullanıldı. Cumhurbaşkanı tarafından, ‘silkeleyin’ dendi. Belediyelerin gelirleri kaynağından kesildi. 2 yıldır CHP’li belediyelerimiz personel maaşlarını ödemekte bile zorlanıyor. Çoğu personel maaşı ödemek için kredi çekiyor. Bir operasyon söylentisi hep var ama iş yapmadılar ki. İcraat olmayınca soruşturmalardan bir şey çıkacağı kanaatinde değilim. Akın Gürlek ve ekibi İstanbul’dan sonra Türkiye’deki adalet sisteminin tepesine getirildi. Bu getirilmenin ardından operasyonun Türkiye’ye yayılacağına dair beklenti hasıl oldu. AK Partililer,‘hatt-ı müdafaa yoktur sath-ı müdafaa vardır dönemine girildi’ diyorlar. Şu an operasyonel çerçevede de o sathın Türkiye olduğu, zaten soruşturmalar Ahtapota benzetildi. Türkiye’de operasyonel dalgalanma beklentisi mevcut. İzmir’de ilk hangi ilçeye girerler, Büyükşehir’de bir şey olur mu?’ diye konuşuluyor. İzmir’de kooperatif dosyası var ama birilerini kesmedi. Kooperatif dosyası içi dolu bir dosya değil”
Fatih Yapar, İzmir’deki operasyonel süreçlerden örnek vererek “Kooperatif dosyasının İstanbul merkezli yürütülen operasyon ile çok alakası yok. Kendi başına münferit bir olay. Ancak önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı ve bürokratlar cezaevinde olduğu için toplum onu algıda birbirinden ayıramıyor. Geçtiğimiz haftalarda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü bir soruşturma kapsamında Buca Belediyesi’nde tutuklamalar gerçekleştirildi. Bununda İstanbul’daki soruşturmalarla alakası yok. Bu da münferit bir olay. Üst üste koyduğunuzda konu buraya geliyor. İstanbul’daki İmamoğlu dosyasına İzmir ile ilgili değerlendirmeler yapılabilir. Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli ifade verecek. Orada da uyuşturucu operasyonu iddiaları var. Ünlülere ilişkin operasyonda sosyal arkadaşlarının anlattıklarından yola çıkarak değerlendirmeler var. Bu da tam bu minvalde. Buca’ya, Çeşme’ye operasyon oldu gibi söylemler oluyor. İnsanlar bunları birbirinden ayırabilecek halde değildir. Daha çok üst düzey yargı sisteminin ülkeye hakim olması alttaki durumların ayıklanabileceği anlamına gelmez. İnsanların algısında farkındalık yaratılamıyor” şeklinde konuştu.
TÜM OPERASYONLAR BİR BİÇİMDE CHP’LİLERE YÖNELİK, BAZEN ALGILAR OLGULARIN ÖNÜNE GEÇER
Ümit Yaldız, 2019-2024 arası dönemde İzmir’de üç ilçe belediyesine yönelik operasyon gerçekleştiğini hatırlatarak “2019 döneminde 3 belediye başkanı görevden alındı. Urla’da FETÖ’den Burak Oğuz, Menemen’de Serdar Aksoy yolsuzluk iddialarıyla, Menderes’te yine yolsuzluk ve rüşvet gibi suçlamalarla Mustafa Kayalar görevden alındı. Bunlar münferit soruşturmalar olarak kamuoyu gündemine geldi. Dosyalarda evrak konuldu. Toplumda bir infial yaratmadı. 3-5 kişi homurdandı ama baktılar evrak var, herkes çekildi. Bu dönemi farklı kılan şu, 19 Mart operasyonu çok farklı. 2 dönemde 3 kez seçim kazanmış, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ilan edilen Ekrem İmamoğlu alındı. CHP’de direnme süreçleri yaşandı. Bunlardan sonra İzmir’deki kooperatif davası dahil olmak üzere hepsinin İstanbul’daki 19 Mart ile bağı kuruldu. Hepsi ortadaki sürece dönük olarak algılandı. Toplumda münferit ve ayrı soruşturma gibi görülmüyor. ‘CHP’lileri susturuyorlar, CHP’lilere yönelik operasyon var’ algısını haklı çıkaran şey ise Cumhur İttifakı belediyelerine operasyonun ‘o’su yoktu. Cumhur İttifakı’nın yönettiği il ve ilçelere ve bırakın onu son dönemde DEM Partililere de dokunulmuyor. Eskiden DEM Parti operasyonlara maruz kalırdı. Tüm operasyonlar bir biçimde CHP’lilere yönelik. Bazen algılar olguların önüne geçer. Birkaç tane numune var ama burada 100 tane belediyeye operasyon yapıp, diğer tarafta 2 tane olursa adalet terazisinin kefeleri ağır basar. Bu da adalet duygusuna zarar verir” dedi.
SOYER’İN TUTUKLULUĞU HAKKANİYET VE ADALET YÖNÜYLE AÇIKLANAMAZ
Araştırmacı Yaldız şunları söyledi:
“Adalete olan güven tarihin en düşük seviyesinde. Manidar olan ise Türkiye’yi, Adalet ve Kalkınma Partisinin yönetmesi. İstanbul’da, İzmir’de, Antalya’da hiçbir şey olmamıştır diyen yok. Bazı şeylerin olduğu da bazı evraklardan görülüyor. Ancak bu bazı şeyler operasyonel hamleleri gerekli kılacak kadar büyüklükte miydi? Tunç Soyer neden 7 aydır tek kişilik hücrede tutuluyor? Kendisiyle alakası olmayan İş İnsanları Kooperatifi ile ilgili Soyer neden orada? Bunu kimse hakkaniyet ve adalet yönüyle açıklayamaz. Bunları İstanbul’daki operasyonlardan ayırmak, 19 Mart sürecinden ayırmak güçleşti. Buca’da ruhsatta, imarda bir şey dönmüş olabilir ama tüm bunlar, CHP’liler zaten alıyorlar duygusunun altında kalıyor.
Başsavcı artık iddia makamından adalet dağıtan bir makamın başına geçti. Tüm bunları da dikkate almasını dilerim. Yoksa yanlış hesap bugün değilse yarın Bağdat’tan döner. Adalet er ya da geç tecelli eder. İzmir’de geçen dönem 3 operasyon olduysa bu dönem 6 tane olması kimin için sürpriz olur? 6 belediyeye birden girseler, ‘nasıl oldu’ diyemem. Önceki dönem hiç operasyonel iklim yokken 3 tane aldılar. Şu an operasyonel iklim var ve herkes gardını almış durumda. CHP’nin her belediyesinde müfettişler didik didik fink atıyorlar. Hükümet para vermediği için onlar da bir şey yapamadılar. Serbest bıraksaydı belki bir şey bulurlardı. Sadece maaş ödüyorlar.
İZBETON’da bana ulaşan bilgi hepsi teknik adam olduğu. Bu dosyada boş çıktı.
BİLİRKİŞİLER, NE KADAR BİLİRKİŞİ?
Gazeteci Fatih Yapar, İZBETON’da kooperatif soruşturması kapsamında bazı çalışanlara yönelik düzenlenen “sahte sigorta” operasyonu hakkında değerlendirme yaparak “İZBETON’da sahte sigortalılar diye bir tanımla çıktı. Kooperatif sürecinde Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlığı yapı denetim sistemini hukuken üstlenen taraftı. İZBETON kooperatiflere işi yaptırırken Büyükşehir Belediyesi yapı denetim sisteminde aktif görev alan kurumdu. Çevre, Şehircilik İl Müdürlüğü ya da Bakanlığın yapı denetim sistemi üzerinden atanmış özel bir firması yoktu. Doğrudan Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüm ekipleri, mühendisleri, mimarları kontrol eden yapıdaydı. İZBETON’un da çeşitli personelleri vardı. Onların İZBETON’dan maaş almaları kadar normal bir şey yok. Bir kavram kargaşası var. İZELMAN’dan maaş alıp otobüs şoförlüğü yapan yok mu? Belediye şirketinden kadronuz alır ama görev yeriniz farklı olabilir. Eskiden bir konu gündeme geldiğinde müfettişe veya bilirkişiye giderdi, ondan sonra soruşturma eş zamanlı ilerliyordu. Şimdi herkesi gözaltına alıyorlar. 4-5 gün gözaltına kalıyorsunuz. İsminiz yayınlanıyor. Her yere yazılar yazılıyor. Sonra savcılığa anlatıyorsunuz. Mahkeme adli kontrolle tutuksuz yargılamak üzere serbest bırakıyor. Şu an süreçlerde bilirkişi raporları etkili olmaya başladı. Savcılar ve iddia makamları ağırlıklı olarak bilirkişilerin yazdıkları raporlar üzerinden değerlendiriyor. Operasyonların büyük bir bölümü bilirkişi kanaatleri üzerinden yapılıyor. Burada derin bir üniversite hocası, heyet, büyük kuruluşlar tarafından yapılmıyor. 2 tane elektrik, bir inşaat mühendisi ve uzman bilirkişinin kanaati, savcı ve hakimin not düşmenin ardından hemen herkes sabaha karşı operasyonla göz altına alınabiliyor. Bu durum da hukukun tartışılmalı hale gelmesine sebep olan önemli konulardan bir tanesi” ifadelerini kullandı.
BİLİRKİŞİ ‘SUÇ VAR’ DEDİĞİ AN OPERASYON OLUYOR
Yapar, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden 17 tane dosya istediğini belirterek şunları söyledi:
“Dosyaların numaraları, hangi ihale olduğu ve ne kadar para ödendiğine ilişkin her şey var. Ancak iddia makamının bunu denetleyecek teknik kabiliyeti olmadığı ve bilgi birikimi olmadığı için gelen dosyaları bilirkişiye gönderecek. Bilirkişi, ‘evet burada suç unsuru bulunmuştur’ dediği andan itibaren ihaleye imza atan, hak edişi onaylayan, ihale komisyonunda görev alan herkes gözaltına alınacak. 17 dosya ile ilgili savcı operasyon talimatı verdiğinde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde eski yani fark etmez 500 kişiyi gözaltına alırsınız”
BİLİRKİŞİ ADALETİ DİYE BİR KAVRAM ORTAYA ÇIKTI
Ümit Yaldız ise konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bilirkişi adaleti diye bir kavram ortaya çıktı. 24 yaşında Hukuk Fakültesi’nden mezun olanlar bir yerde tanıdıkları varsa Hakim ve Savcı oluyor. Sistem yanlış. 24 yaşındaki bir gencin büyük kalemler kırması sağlıklı gelmiyor. İmar meselelerini hakim mimar kadar bilemez. Sağlıklı karar vermek için bilirkişiye sevk etmesi doğrudur. Fakat o bilirkişiler ne kadar bilirkişi? İstanbul’da bilirkişi vakası yaşandı. Aynı bilirkişilere operasyonel dosyalar verildiği iddiaları var. Adalet kavramı hepimizin sarılması gereken bir kavram. Ancak bu ülkenin önemli bir bölümü ve özellikle CHP’liler adalet yönüyle kendini güvende hissetmiyor. Adalet mekanizmasında görev yapan hakim ya da savcı olsaydım siyasi davalarda karar vermeden önce, ‘Bu arkadaşlar Cumhur İttifakı’ndan olsalardı bu kararı verebilir miydim?’ sorusunu vicdanıma sorarım. Adalet vicdanda başlar. Evrak üzerinde değildir. Toplumun vicdanında da bir karşılığı varsa adalet adalet olur”