Son dönemde siyasi mücadelenin önemli aracı olarak “Diploma Davaları”nın gündeme geldiği bir süreç yaşıyoruz. Bu bir ilk sanırım. Cumhurbaşkanlığı yarışında öne çıkan iki aktörün de diploma davası ile gündeme gelmesi ilginç bir durum.
Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı olunca, kendisinin üniversite diplomasının olmadığı iddia edilmişti. Oysa o dönemdeki yasalara göre, Cumhurbaşkanlığı adaylığı başvurusunda istenen belgelerden birisi üniversite diplomasıydı.
Nitekim Cumhurbaşkanının Parlamento tarafından seçildiği dönemde Başbakan Bülent Ecevit, üniversite diploması olmadığı için aday olamamış ve o dönemde Ahmet Necdet Sezer aday gösterilmişti.
Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklamaya kalkınca, 30 yıl önce aldığı üniversite diplomasının geçersiz olduğu iddia edildi ve çeşitli baskılar ile iptal edildi. Çeşitli baskılar diyoruz, çünkü ilgili fakültenin dekanı ve bazı akademisyenler buna yanaşmadı ve sağduyulu hukukçular hep bu iptale itiraz ettiler.
İptal gerekçesi, Kıbrıs’taki bir üniversiteden İstanbul Üniversitesinin ilgili fakültesine yatay geçişin usule uygun olmadığıydı. Tabi, bunun 30 yıl sonra keşfedilmesi, çok şüpheli bir durum yaratıyor. Bu durumda İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanlığı yarışında dışarıda tutmak olduğu kanaati güçleniyor.
İmamoğlu’dan daha önce ben de böyle bir tecrübe yaşamıştım. Ama başarısız bir tecrübe. Erzurum Atatürk Üniversitesinden Ege Üniversitesine yatay geçiş yapmak istemiştim. Ama öncelikli kurallardan biri, birinci sınıftaki derslerin tamamından başarılı olmak idi. Ya da üçüncü sınıfa yatay geçiş yapılacak ise, ilk iki sınıftaki derslerin tamamından başarılı olması ön koşuldu. Oysa ben derslere bile devam edememiştim, o günkü koşullarda.
Sonra tekrar üniversite sınavına girerek Ege Üniversitesine gelmiştim. Bu konuyla ilgili olarak asistanlık ve öğretim üyeliğim döneminde de, konuyla ilgili bazı tecrübeler yaşamıştım. Öncelikle ilgili bölüm, yatay geçiş için fakülte yönetim kuruluna belli bir kontenjan bildiriyor. Biz sosyoloji bölümünde ikinci ve üçüncü sınıflar için bazen iki bazen üç veya dört kontenjan bildirirdik.
Sonra öğrencilerin başvuruları alınır. Öğrenci başvurularında üniversiteye giriş puanı ve geldiği üniversitedeki ders geçme puanları istenirdi. Kontenjandan fazla müracaat var ise, buna göre bir sıralama yapardık ve bu listeyi fakülte yönetim kurulu onaylardı.
Fakülte yönetim kurulu onayına herhangi bir öğrencinin etki etmesi mümkün değildi. Sonuçlar, aynen üniversite sınavı puanları gibi listeler halinde yayınlanırdı. Dolayısıyla İmamoğlu’nun yatay geçişi taktiri, üniversite yönetim kurulunun taktiridir. Üniversiteler, kontenjan miktarlarını ve koşullarını, o dönemlerde gazetelerde yayınlarlardı.
Gelelim diğer diploma davasına. Yani İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin meydanda “Diplomasız Erdoğan” sloganlarının daha sonra da miting alanlarında tekrarlanmasına CHP Genel Başkanının da iştirak etmesi de dava konusu oldu. Dava konusu da belli. Cumhurbaşkanına hakaret.
Ancak bu davanın görüldüğü mahkemede olağanüstü bir durum yaşandı. Dava konusu, Erdoğan’ın üniversite diplomasının olmadığı iddiası ile hakaret oluştuğu yönündeydi. Bu durumda diplomanın var olduğunu kanıtlamak için, diplomanın dosyaya konması talebi de hakaret olarak algılandı, davacılar tarafından.
Eski YÖK Başkanlarından Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Erdoğan’ın diplomasının olmadığını söylemişti. O zaman araştırdım böyle bir diploma yok demişti. Hakaret davası açıldı mı hakkında bilmiyorum.
Medyada dolaşan çok sayıda mühür ve imzanın bulunduğu bir diploma fotoğrafı dolaşıyor biliyorsunuz. Marmara Üniversitesi’ne ait bir diploma kopyası olarak dolaşan bu belgede çok ciddi sıkıntılar olduğu açık. Her şeyden önce diploma tarihi ile Marmara Üniversitesi kuruluş tarihi tutmuyor. Çünkü Marmara Üniversitesi 1983 yılında kurulduğu halde diploma 1981 tarihli.
1983 yılından sonra söz konusu Akademinin Marmara Üniversiteye bağlandığı malum. Ama o zaman bu diploma Marmara Üniversitesi diploması olmaz. Söylentiye göre, diploma kaybolmuş ve yeniden çıkartıldığı için böyleymiş. Ama bu açıklayıcı bir gerekçe değil.
Tesadüfe bakın bu konuda da tecrübem oldu. Günün birinde belediye başkan aday adayı olmaya kalkınca, diplomamın kaybolduğunu fark ettim. Meğer eskiciye verdiğimiz büfenin içinde bizim diploma ve hatta tapularım da gitmiş, alan kişi de bunları iade etmeyi düşünmemiş.
Bunun üzerine görev yapmakta olduğum üniversiteye başvuru yaptım. Öğrenci işleri yöneticileri dedi ki, “ikinci kez diploma verilmez, ancak DUBLIKATA diye bir belge verilir.” Ben de onu aldım ve kullandım.
Ancak bu DUBLİKATA’da yeni yöneticilerin ismi ve imzası yoktu. Benim mezun olduğum dönemdeki Enstitü Müdürü Prof. Dr. İsmail Aka ve yine dönemin rektörü, Prof. Dr. Refet Saygılı hocaların isimleri vardı. Ama sadece adları vardı, imzaları yoktu. İmza ve mühür kuruma aitti. Yeni rektör ve enstitü müdürünün adları da yoktu imzaları da yoktu.
Dolayısıyla kural gereği Erdoğan’ın diplomasında da mezun olduğu dönemin yöneticilerinin isimleri olmalıydı. Eğer Erdoğan’ın diploması diye dolaşımda olan belge, adaylıkta kullanılan belge ise, Marmara Üniversitesi diploması olmaması gerekirdi.