Önümüzdeki günlerde İstanbul’a gittiğimde yolumu mutlaka Büyükdere’ye düşüreceğim. Öncelikli hedefim Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi’nde devam eden ‘İftihâr ve Yâdigâr’ sergisi… Bu sergiyi görmeden dönmek istemiyorum.
Değerli dostumuz H. Oğuz Aydemir Beyefendi’nin yıllarca titizlikle biriktirdiği, o muazzam hatıra mendilleri koleksiyonu… 19. yüzyıl ortalarından 20. yüzyılın ortalarına uzanan, Kırım Savaşı’ndan İkinci Dünya Savaşı’na, tahta çıkışlardan devrimlere, propaganda mendillerinden duygusal yâdigârlara kadar uzanan inanılmaz bir tarih yolculuğu.
82 seçkin mendille anlatılan o renkli, hüzünlü, gururlu hikâyeler… Her biri adeta birer yaşayan belge, her biri dönemin ruhunu ipek üzerine işlenmiş gibi taşıyor. Sağ olsun Oğuz Aydemir Beyefendi, serginin olağanüstü kataloğunu gönderdi de biraz olsun içimdeki heyecanı yatıştırabildim.
Sayfaları çevirdikçe mendillerin detayları, üzerindeki yazılar, semboller, portreler… insanı alıp o yıllara götürüyor.
Evet; Sadberk Hanım Müzesi, koleksiyoner H. Oğuz Aydemir’in yıllar içinde bir araya getirdiği ve 2018’de müzeye bağışladığı hatıra mendillerini ilk kez kapsamlı bir sergiyle izleyiciyle buluşturuyor. Müze Direktörü Hülya Bilgi’nin koordinasyonunda, Dr. Ozan Torun’un küratörlüğünde hazırlanan “İftihâr ve Yâdigâr: Sadberk Hanım Müzesi Oğuz Aydemir Hatıra Mendilleri Koleksiyonu”, 19. yüzyıl ortasından 20. yüzyıl ortasına uzanan yaklaşık yüz yıllık bir dönemi, kumaş üzerine basılmış görsel belgeler aracılığıyla anlatıyor.
Sergide yer alan 82 mendil, yalnızca estetik nesneler değil; aynı zamanda savaşları, rejim değişimlerini, ulus-devletlerin kuruluşunu, hanedanların yükseliş ve çöküşlerini kayda geçen sessiz tanıklar. Kırım Savaşı’ndan Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’na uzanan çalkantılı dönemin siyasi, toplumsal ve ideolojik kırılmaları, mendillerin desenlerinde, yazılarında ve simgelerinde okunabiliyor. Kâğıttan daha dayanıklı bir malzeme olan kumaşın tercih edilmesi ise bu nesnelerin, mesajlarını kuşaklar boyunca taşıma iddiasını açıkça ortaya koyuyor.
Serginin dikkat çeken örneklerinden biri Hatıra-i Zafer adlı mendil. Millî Mücadele’nin önemli dönemeçlerini kayda geçiren bu mendilde, Gazi Mustafa Kemal Paşa merkezde yer alırken, İnönü, Sakarya ve Dumlupınar zaferleri kronolojik bir düzen içinde betimleniyor. Mendil, hem bir propaganda aracı hem de genç Cumhuriyet’in kolektif belleğini güçlendirmeyi amaçlayan görsel bir belge niteliği taşıyor.
Bir başka çarpıcı örnek olan “Fotoğrafa Eklenenler, Fotoğraftan Silinenler”, tarihin kazananlar kadar kaybedenleri de nasıl hızla görünmez kıldığını gösteriyor. Birinci Dünya Savaşı’nı anmak üzere üretilen bu mendilde İtilaf Devletleri liderleri yer alırken, savaşın sonunu göremeyen Rus Çarı II. Nikolay’ın yokluğu dikkat çekiyor. Bu eksiklik, yalnızca siyasi bir dönüşümü değil, hafızanın nasıl yeniden yazıldığını da gözler önüne seriyor.
Koleksiyondaki mendiller arasında Britanya Kralı VI. George’un taç giyme töreni için hazırlananlar ya da Fransız askerlerinin cephe gerisindeki özlemlerini simgesel bir dille anlatan “On ne passe pas!” gibi örnekler de bulunuyor. Bu mendiller, çoğu zaman tarih kitaplarında geri planda kalan duyguları, beklentileri ve sıradan insanların dünyasını görünür kılıyor.
Koleksiyon, Sadberk Hanım Müzesi’ne kazandırıldıktan sonra uzun soluklu bir restorasyon ve konservasyon sürecinden geçirildi. Müzenin tekstil uzmanları tarafından titizlikle onarılan mendiller, bugün hem sergilenebilir hem de gelecek kuşaklara aktarılabilir hale getirildi.
Müze Direktörü Hülya Bilgi, hatıra mendillerinin artık neredeyse unutulmuş bir gelenek olduğuna dikkat çekerek, bu serginin gündelik tüketim kültürüne karşı güçlü bir alternatif sunduğunu vurguluyor. Küratör Dr. Ozan Torun ise mendillerin tek tek değil, bir bütün olarak incelendiğinde siyasetin, propagandanın ve kolektif belleğin nasıl inşa edildiğini daha net gösterdiğini belirtiyor.
Elimdeki kitaba gelince… Küratör Dr. Ozan Torun’un titiz çalışması ve Hülya Bilgi’nin koordinasyonuyla hazırlanan bu katalog, gerçekten başyapıt niteliğinde. Fotoğraflar, açıklamalar, tarihsel bağlamlar… Okurken hem bilgileniyor hem de duygulanıyorsunuz. Ama yine de biliyorum ki, hiçbir katalog, hiçbir fotoğraf o mendilleri gerçek boyutlarında, ışıkta, cam vitrinin arkasından görmenin yerini tutmuyor.
O yüzden İstanbul’a ayak basar basmaz rotam net… Boğaz’ın o güzel kıyısındaki Azaryan Yalısı’na, Sadberk Hanım Müzesi’ne. Sergi 30 Haziran 2026’ya kadar açık, yani acelem yok gibi görünse de içimdeki sabırsızlık artıyor. Büyükdere’nin sakin havasında, yalının zarif atmosferinde, mendillerin anlattığı o destansı yakın tarihi kendi gözlerimle görmek istiyorum. Heyecanım dinmedi, hatta katalog sayesinde daha da arttı diyebilirim.
“İftihâr ve Yâdigâr”, 30 Haziran 2026 tarihleri arasında, çarşamba hariç her gün Sadberk Hanım Müzesi’nde ziyaret edilebilir.
Sergi, izleyicisini yalnızca geçmişe bakmaya değil, hatırlamanın bugünkü anlamı üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.