Hoşça kal Deniz…

Abone Ol

Hoşça kal Deniz…

Deniz Özasker…Adı bir kemanın tellerinde titreşen o zarif, derin ve ışık saçan ses gibiydi. 1978’de başlayan, müzikle yoğrulmuş bir hayat; babasından miras kalan o naif disiplin, sahnedeki asil duruşu, gözlerindeki sakin ama ateşli bakışıyla yıllarca İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın başkemancısı, konzertmeisteri olarak orkestrayı yönlendirdi, kalpleri titretti.

Evinde ansızın gelen o ağır beyin kanaması… Sanki tellerin birden kopması gibi. Ameliyat masasında geçen uzun saatler, yoğun bakımda verilen o umutla karışık mücadele, trombosit çağrılarıyla yankılanan dayanışma… Hepsi, onun için çalınan son bir senfoni gibiydi. Stabil görünen o kırılgan denge, 47 yaşında sessizce sona erdi.

Ne kadar genç, ne kadar erken.

Fazıl Say’ın “değerli bir kemancımızdı” diye içtenlikle andığı o zarif sanatçı. Müzik disipliniyle, inceliğiyle, pırıl pırıl gülüşüyle hepimize örnek olan, sahnede devleşen, sahneden inince de aynı naiflikle sarılan bir insan.Şimdi o teller sustu.

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen o veda töreninde yükselen alkışlar…

Biz de ona İzmir Devlet Senfoni Orkestrası Müdürü Özge Tanrıver’in sözleriyle veda edelim:

Biz Deniz’in hayatını adeta bir film gibi izledik. Doğduğu andan itibaren yaşadıklarını, çocukluğundan bu yana verdiği mücadeleyi ve hayata tutunuşunu büyük bir tutkuyla nasıl yaşadığını hepimiz yakından biliyoruz.

Bu yüzden bugün onu bu kadar erken ve zamansız kaybedişimizi, belki de artık huzura kavuşmuş olduğu düşüncesiyle, büyük bir sessizlik ve derin bir kabullenişle karşılıyoruz.

Deniz Özasker Kurumumuzdaki duruşuyla; aklıyla, vicdanıyla, gençlere sahip çıkışıyla, her konser için hepimizden daha çok duyduğu heyecanla, örnek bir Cumhuriyet kadını olarak düşüncelerini çekinmeden ve cesaretle dile getirmesiyle uzun yıllar boyunca orkestramıza ve ülkemizin sanat hayatına çok büyük katkılar sağladı.

Deniz Özasker yalnızca karakteriyle değil, müziğiyle de hepimizin kalbinde silinmez bir iz bıraktı. Onun o eşsiz tutkuyla çaldığı kemanla aynı sahnede bir kez bile yer aldıysanız, kalan hayatınız boyunca kalbinizde onun müziğini taşımaya devam edersiniz.

Bu yüzden biz Deniz’i; hayalleriyle, tutkusu ve zarafetiyle, duygularını yaşamak için seçtiği kemanıyla ve müziğiyle hatırlayacağız. Nasıl güçlü bir kadın olunur, nasıl dimdik ayakta durulur, bunu her haliyle bizlere gösteren varlığıyla; ama en çok da, yaşadığı tüm zorlukları büyük bir cesaretle göğüsleyerek çocuklarına yaptığı muhteşem anneliğiyle hatırlayacağız…