Heybeliada Ruhban Okulu

Abone Ol
Binlerce yıldır yaşadığımız bu topraklar, iki silahla yönetilir. TARİH ve İNSAN.
İkisini de çok iyi bildiğiniz ve tanıdığınız ölçüde, devleti ve milleti sıkıntıya sokmadan bu ülkeyi yönetebilirsiniz.’¶ Tanımaz ve bilmezseniz başınız dertten kurtulmaz.
Son günlerde, Bakan Egemen Bağış, Bakan Ertuğrul Günay ve Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Heybeliada Ruhban Okulu’’nun açılacağını, gerekli teknik hazırlıkların yapılmakta olduğunu söylüyorlar.
Gelin bu konuda tarihimize ve geçmişteki yöneticilerimizin dediklerine ve yaptıklarına bakalım, sonra olayı bu günün şartlarında değerlendirip bir karara varmaya çalışalım.
Heybeliada Ruhban Okulu, FENER RUM PATRİKHANESİ tarafından, ORTODOKS’’LAR arasında ibadet konusunda birlik sağlanması için 1 Ekim 1844 yılında açıldı.1971 yılına kadar 930 mezun verdi. Bunlardan 343’’ü Piskoposluğa,12’’si de Patriklik makamına ulaştı. 930 mezundan sadece 38’’i Rum asıllı Türk vatandaşıydı. Asıl adı Mihail Hristodolu Muskos olan Makarios da bu okuldan mezundur.
Şimdi burada duralım ve 1820 yılına gidelim:
820-1821 Mora isyanı, Balkanların Osmanlı’’dan koparılmasını sağlayan en önemli hareketlerden biridir. Sultan İkinci Mahmut padişahtır. Sadrazam Benderli Ali Paşa’’dır. Fener Rum Patriği koltuğunda Gregorius oturmaktadır. Devletin yaptığı araştırmalar, isyandaki Rus ve Patrikhane parmağını ortaya koydu. Benderli Ali Paşa’’nın emriyle yapılan Patrikhane araştırmasında,Mora İsyanının planına ilişkin belgelerin bulunması üzerine Patrik Gregorius yapılan MUHAKEMESİNDE suçlu bulunarak patrikhanenin orta kapısı önünde idam edildi. Olaydan sonra gizli olarak toplanan patrikhane yönetimi, aynı yerde bir TÜRK DEVLET ADAMI ASILANA KADAR KAPININ KAPALI TUTULMASINA KARAR VERDİ. Söz konusu kapı Cumhuriyet dönemine kadar zincirlenmiş olarak tutuldu. Daha sonra kaynaklandı. Halen bu kapı patrikhane çevrelerinde KİN KAPISI olarak anılmaktadır.
ATATÜRK, kurtuluş mücadelemizde Türk Milletini arkadan hançerleyen Fener Papazını İstanbul’’dan sürmüş ve Patrikhaneyi ’“FESAT ve HIYANET OCAĞI’” diye nitelendirmiştir. (Bkz. Celal Bayar’’ın anlatımıyla bilinmeyen Atatürk-İsmet Bozdağ)
Düşünebiliyor musunuz?Mora’’da isyan çıkacak, ONBİN Türk katledilecek, patrikhane bu ihanetin tam ortasında olacak, devlet 23 yıl sonra, patrikhaneye Ruhban Okulu açma izni verecek.
Daha sonra Kurtuluş Savaşı’’mız esnasında en büyük ihaneti göreceğiz, Atatürk ’“Fesat ve İhanet Ocağı’” diye nitelendirecek, ama bu okul kapatılmayacak. Bunun adı, İnanışlara ve azınlıklara HOŞGÖRÜ’’DÜR. Dünyanın gelişmiş ve medeni çoğu ülkesinde bu anlayışı bulamazsınız, hele Türklere ve Müslümanlara karşı tek örneğini gösteremezsiniz.
Gelelim okulun kapanma olayına:
Anayasa Mahkemesi 1971 yılında,625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’’nun 1.maddesini iptal etti. Yükseköğretim Kurumlarının sadece Devlet tarafından açılıp işletilebileceğine karar verdi. Özel Üniversiteler de kanunla ve Devlet denetimi içinde kurulabilecekti. Bu karardan sonra Heybeliada Ruhban Okulu da ’“Özel Yüksekokul’” statüsünde değerlendirildi. Okulun varlığını sürdürebilmesinin ancak Türk Üniversitelerinden birisine bağlanarak mümkün olabilecekti. Ancak bunu kabul etmeyen Patrikhane, Heybeliada Ruhban Okulu’’nu KAPATTI.
Patrikhane 38 yıldır din adamı ihtiyacını Yunanistan’’dan karşılıyor. Yani Patrikhane Türk Yargısının kararına uymadığı için okul kapalıdır.
Bugüne gelince:
Patrikhane, dünyada sürdürdüğü ’“Ortodoksluğun Evrensel Merkezi’” olma anlamındaki ’“Ekümeniklik iddasını’” Türkiye’’de sürdürerek, ulusal hukuk sisteminin dışında bir statüye sahip olmak ve Ruhban okulunun da böyle bir özel statü ile yeniden açılmasını sağlamak peşindedir.
Eğer bu özel statüye izin verilirse, bu yapı üniversite formunda hayata geçerse devamında YÖK İslam Üniversitelerinin açılmasına da izin vermek zorundadır. Sonrasında her TARİKATA bir üniversite ’“üstelik kuponsuz, çekilişsiz’”
Sonuç:
Anayasamızın 130. maddesine göre bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin devlet tarafından yasayla kurulması gerekir. Dini özerkliğe sahip bir üniversitenin açılması ise bu maddenin değiştirilmesi ile mümkündür.
Cumhurbaşkanı Gül, 2 Mayıs 2006’’da Dışişleri Bakanı iken NATO toplantısı için gittiği Sofya’’da, Yunan Dışişleri Bakanı Bakoyani’’nin okulun açılması talebine verdiği cevap şudur:
’“Talebiniz Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve Laiklik ilkesine aykırıdır.’”
Bugün Batı Trakya’’da yaşayan Müslüman Türkler kendi Müftülerini seçemez, Rodos’’taki Türk Okulu kapalıdır. Yine Rodos’’taki 7 camiden 6’’sı kapalıdır. Üstelik bunlar AB üyesi bir ülkede olmaktadır.
Biliyorum, şimdi beyinlerini kiraya veren bazı siyasetçiler, 2. Cumhuriyetçiler, Kürt-Çüler, enteller, danteller, liboşlar koro halinde şunu diyecekler: ’“İnsan haklarında karşılıklılık olur mu?Biz bu hakları azınlıklara hemen verelim, gerisi Yunanistan’’ın ayıbıdır.’”
Olur, olur gayet güzel olur. Tarih boyunca yaptığımız hoşgörünün zekatını istemek bizim en doğal hakkımızdır.
’“Kiralık kafanın bedeli KÖLELİKTİR’”
Artık uyanma, uyandırma zamanıdır.
Bu fikirlerime katılıyorsanız lütfen dostlarınıza gönderin.
Saygılarımla.