Metehan UD/ EGEDESONSÖZ - İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin şirketlerinden İZDOĞA’ya yönelik soruşturma kapsamında, geçtiğimiz günlerde şirketin geçmiş döneme ait bazı işlemlerinde hata ve usulsüzlük yapıldığına dair Sayıştay raporunda yer alan tespitler üzerine soruşturma başlatıldı.
Soruşturma kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer'in danışmanlarından olan İZDOĞA eski Yönetim Kurulu Başkanı Güven Eken, İZDOĞA eski Genel Müdürü Özkan Baturu ile İZBETON davasından halihazırda tutuklu bulunan Heval Savaş Kaya ve İZBETON eski Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Şimşek, güveni kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla gözaltına alınmıştı.
Savcılıktaki sorgularının ardından hâkim karşısına çıkarılan Güven Eken, Heval Savaş Kaya ve Hüseyin Şimşek tutuklanarak cezaevine gönderildi. İZDOĞA eski Genel Müdürü Özkan Baturu ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Halihazırda kooperatif soruşturması nedeniyle tutuklu bulunan önceki dönem İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın ifadesi ortaya çıktı.
Soruşturma dosyasında yer alan iddialara göre, İZBETON ve İZDOĞA bünyesinde kamu kaynaklarıyla siyasi içerikli anketler yaptırıldığı ve şirket faaliyet alanı dışında harcama gerçekleştirildiği ileri sürülüyor. Kaya ise ifadesinde bu suçlamaları reddederek, anket tarihlerinin bile iddiaları çürüttüğünü savundu.
Kaya, toplam üç anket yapıldığını belirterek tarihlere dikkat çekti. İlk anketin 15 Mayıs 2023’te, ikincisinin 8 Eylül 2023’te, üçüncüsünün ise 23 Şubat 2024’te yapıldığını kaydeden Kaya, “İlk iki tarihte yerel seçim süreci başlamamıştı. Son ankette ise CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı artık Cemil Tugay olmuştu. Bu nedenle söz konusu çalışmaların Tunç Soyer’in adaylığına yönelik siyasi seçim anketi olduğu iddiasının makul bir karşılığı yoktur” dedi.
Anketlerin belediye hizmetlerinin kamuoyu üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla yapıldığını söyleyen Kaya, “Bu çalışmalar belediye başkanının siyasi faaliyetlerini değil, şirket faaliyetlerinin ve belediye hizmetlerinin vatandaş nezdindeki karşılığını ölçmeye yöneliktir. Ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz” ifadelerini kullandı.
İfadesinde İZBETON’un İzmir genelinde asfalt, altyapı, kentsel dönüşüm ve kent mobilyaları gibi çok sayıda alanda faaliyet yürüttüğünü anlatan Kaya, bu nedenle kamuoyu ölçümlerinin olağan olduğunu savundu. Anket harcamalarının şirket genel kurullarında incelendiğini ve ibra edildiğini belirten Kaya, “Tüm işlemler EKAP üzerinden ve usulüne uygun şekilde gerçekleştirildi” dedi.
Kaya ayrıca soruşturmanın dayanağını oluşturan iç denetim raporlarının “eksik inceleme ve kötü niyetle hazırlandığını” ileri sürerek, bilirkişi raporlarının da bu raporların “kopyala-yapıştır” yöntemiyle oluşturulduğunu iddia etti. Soruşturmanın siyasi saiklerle yürütüldüğünü savunan Kaya, mevcut İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile arasında geçmişe dayalı siyasi husumet bulunduğunu da öne sürdü.
Kaya’nın ifadesinin tamamı şu şekilde:
Ben tam tarihini bilmemekle birlikte Temmuz 2019 yılında İzbeton A.Ş. Genel Müdürü olarak atandım. Bu görevimi 08/04/2024 tarihine kadar devam ettirdim. Göreve atanmamı gerçekleştiren şahıs ya da kişi o dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçilen Tunç SOYER idi. Ancak daha sonra Tunç SOYER'in 2024 Yerel Seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisinin belediye başkan adayı yapılmaması ve 31/03/2024 seçimlerinde Cemil TUGAY'ın belediye başkanı seçilmesi ve mazbatasını almasından sonra yani birkaç gün içinde İzbeton A.Ş. Genel Müdürlüğünden istifa ederek ayrıldım. Yine tam tarihini bilmemekle birlikte ay bazından emin olarak Cemil TUGAY Ocak 2024 yılının ortalarında CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak ilan edildi. Yani Tunç SOYER'in bu tarihten sonra CHP'nin ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olma ihtimali ortadan kalktı. Sonra ben 08/04/2024 tarihinde görevden ayrıldıktan sonra Cemil TUGAY yemeyip içmeyerek 2-3 gün sonra İzbeton A.Ş.'ye iç denetçiler gönderdi. Muhtemelen belediye başkanlığındaki ilk icraatı da budur. Cemil TUGAY da bir önceki dönemde Karşıyaka Belediye Başkanı iken parti içindeki siyasi meselelerden dolayı bana karşı bir husumeti olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen kompleks yaptığı, kabullenemediği ve iç dünyasında büyüterek hesaplaşma konusu haline getirdiği duygularla ilk icraatı olarak İzbeton A.Ş.'ye iç denetçileri gönderdiğini düşünüyorum. Belki malumunuzdur bu iç denetim raporlarının dayalı olarak Savcılık Makamına hatırladığım kadarıyla beş ayrı suç duyurusunda bulunuldu. Bu suç duyurularının tamamı iç denetim raporlarına dayanılarak ihbar eden olarak İzmir Büyükşehir Belediyesinin geçtiği, Cemil TUGAY'ın bizzat şahsen imza attığı evraklarla yapıldı. Halbuki iç denetim raporlarının tamamı eksik araştırma. eksik hukuki bilgi, gizli ve kötü niyetler ve az önce bahsettiğim hesaplaşma duyguları ile hazırlanmıştır. Aleyhime önce bir dedikodu geliştirildi. Sonra bu dedikoduya kendileri inandılar. Yaptıkları araştırmalarda inandıkları dedikoduların karşılığının olmadığını gördüler. Aradıkları gerçeği bulamayınca gerçek üretmeye başladılar. Söz konusu iç denetim raporları az önce de bahsettiğim gibi taraflı, kötü niyetli, suç uydurma maksatlı, yargı makamlarını yanıltma niyetli, kurgusal, iç denetim yönetmeliğine uygun şekilde elde edilmemiş, usulsüz ve bu nedenle de delil olamayacak raporlardır. Açıkça suç uydurulmuş, özel hukukta bile bir mesele olup olmayacağı tartışılacak konular Savcılık makamının önüne suç tarif edilerek konulmuştur. Halbuki iç denetim yönetmeliği açıktır. Herhangi bir konuda usulsüzlük olduğuna ilişkin bir iddia ortaya çıktığında iç denetçiler iç denetim yönetmeliğine göre inceleme yapar. İncelemeyi yaparken ilgili tarafların tamamını dinler. Kurumun kendi içinde çözebileceği meseleler olduğunda kurum içinde meseleyi çözer ve dosyayı kapatır. Zira iç denetim mekanizmasının kurulmasının temel maksadı iç denetim mekanizmasını işletmek ve Teftiş Kurulları ile Savcılıkların üzerine düşen iş yükünü azaltmaktır. Velev ki iç denetim mekanizması içerisinde çözülemeyecek bir sorunun tespiti halinde mesele öncelikle kurumun teftiş kuruluna intikal ettirilir. Teftiş kurulu da gerekli incelemeyi yaptıktan sonra meselenin bir hukuki mesele olup olmadığının, hukuki mesele ise özel hukuka mı ceza hukukuna mı tabi olup olmadığına göre genel hükümlere göre dava açılması için ilgili kuruma veya ceza hukukuna göre işlem yapılması için Savcılığa dosyayı intikal ettirir. Ancak bizim dosyaya baktığımızda daha teftiş bile tamamlanmadan, iç denetim süreçleri devam ettirilirken başta ben şahsım olmak üzere ilgili birimdeki diğer çalışanlardan herhangi bir ifade alınmadan iç denetim yönetmeliğinde belirtilen hususlara uyulmaksızın dosya doğrudan Savcılığa intikal ettirilmiştir. Ben yukarıda detaylı izah ettiğim üzere anlatmak istediğim şey şudur. Usule uygun olmayan bir şekilde delil toplanmıştır. Bunun önemi şudur. Tevdi raporu ile Savcılığa sunulan evraklar ile bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi iç denetim raporu dışında herhangi bir bilgi ve belgeyi incelememiş, kurumdan herhangi bir belge talep etmemiş, ihale dosyalarını incelememiş, anket hizmeti alınan firmaların cari kayıtlarını incelememiş ve ne yazık ki iç denetim raporlarını aynen alarak kes yapıştır yöntemi ile bir rapor oluşturmuştur. Bu nedenle bilirkişi raporu da usulsüz yaratılan delillere dayanmakta ve eksik ve yetersiz inceleme ile oluşturulduğundan hatalıdır. Keza bilirkişiler iç denetim raporlarında yapılan hataların tamamını kendi raporlarına yansıtmışlardır. Bu dahi bilirkişi raporunun kopyala yapıştır yöntemi ile hazırlandığını göstermektedir. Şöyle ki; şirketlerin cari kayıtları incelenmiş olsa idi kamu zararı iddiası ile belirtilen rakamın 1.488.700,00 TL değil bunun çok altında olduğu tespit edilebilecekti. Zira bir bilirkişinin incelemesi gereken husus kendi uzmanlık alanına ilişkin olup mümkün derece hukuki değerlendirmelerden kaçınmaktır. İsnat edilen suçun unsurlarından olabilecek zarar miktarını tespitte bile hataya düşebilecek eksik inceleme ile oluşturulmuş olan bir bilirkişi raporuna dayanılarak tarafıma suç isnadı mümkün değildir. Diğer tarafta bilirkişi raporunun diğer bir eksikliği de: yine iç denetim raporundan kopyala yapıştır olarak taşınan İzbeton A.Ş.'nin faaliyet konusu dışında kalan konularda faaliyette bulunduğu tespitidir. Yukarıda bahsettiğim gibi iç denetim raporları kötü niyetli olmakla birlikte hangi hukuki bilgi ile oluşturulduğu belli olmayan bu tespite yine hem hukuki bilgi eksikliği ile ve hem de yasaya aykırı olarak hukuki bir değerlendirme ile suç atfedilmesi mümkün değildir. Şöyle ki; anket yaptırılıp yaptırılmayacağı hususu şirket ana sözleşmesine dercedilecek bir faaliyet olmayıp faaliyetlerin etkisinin ölçülmesidir. Yani şirketin olağan iş ve işleyişine ilişkin işlemler gibidir. Mesela şirkete personel almak, mesela dışarıdan şirkete yemek almak, mesela dışarıdan araç kiralamak, mesela ofis kiralamak bunlar şirket ana sözleşmesinde olması gereken hususlar olmayıp, bunlar şirketin iş ve işleyişi ile ilgilidir. Biz eğer anket hizmeti almayıp anket hizmeti veriyor olsa idik bunun ana sözleşmede yer alıp olmayacağı tartışmasını yapabilirdik. Özetle; iç denetim raporunda ve buna dayalı olarak bilirkişi raporunda belirtilen şirketin ana sözleşmesi içerisinde yer alıp almaması üzerinden tarafıma yöneltilen isnadı kabul etmem mümkün değildir. Keza bu bilgi de yanlış ve eski ve ezbere bir bilgidir. 6102 Sayılı TTK'ya göre şirketler faaliyet alanına girmeyen konularda da faaliyette bulunabilirler. Bu nedenle bilirkişilerin yasaya da aykırı olarak hukuki değerlendirmede bulunmalarını kabul etmemekle birlikte Savcılık makamının alanına giren hukuki nitelendirmede bilirkişi raporunun yok sayılmasını talep ediyorum.
İzbeton A.Ş. İzmir'in tamamında yani otuz ilçede çok farklı alanlarda asfalttan, parkeye, kentsel dönüşümden kent mobilyaları imalatına, hafriyat alanından Kemeraltı'nın alt yapısının yenilenmesine, birçok alanda faaliyet gösteren belediyenin de önemli ve görünür yüzlerinden biridir. İzbeton AŞ’nin yüzde 99’u Izmir Büyükşehir Belediyesine aittir. Ortak olarak İzmir Büyükşehir Belediyesinin yetkili temsilcisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanıdır. Dönemin başkanı ise Tunç SOYER'dir. Keza İzbeton A.Ş.'nin TIK'ya göre oluşturulmuş olan Yönetim Kurulunun Başkanı da dönemin belediye başkanı Tunç SOYER'dir. İzbeton, A.Ş.'nin İzmir'in tamamında faaliyet göstermesi ve yerel yönetimler alanında çok önemli alanlarda faaliyet göstermesi ve belediyenin önemli ve görünür yüzlerinden biri olması sebebiyle İzbeton A.Ş.'nin tanınırlığı, hizmet kalitesinin başarısı, bilinirliği ve bunu belediye başkanına etkileri önemli ve faaliyet yönünün belirlenmesi önemlidir. Bu nedenle de bu ölçümlerle İzbeton A.Ş.'nin faaliyet yönünün belirlenmesi, faaliyetlerinin kalitesinin arttırılması ve bunların başkanın başarısının etkileşimi ile ölçülmesi olağan, anlaşılabilir, tüm belediyelerde yapılan ve hatta tüm kurumlarda yapılan bir ölçmedir. Zira ölçemediğiniz şeyi yönetemez ve kontrol edemezsiniz. Bu işlemler belediye başkanının ölçülmesi anlamına gelmemektedir. Bu işlemler belediye başkanının siyasi faaliyetlerinin ölçülmesi anlamına gelmemektedir. Bu ölçüm yapılan faaliyetlerin yönetim kurulu başkanınıza ve şirketin ortağının temsilcisine olan etkililerinin ölçülmesidir.
Toplamda üç adet anket bulunmaktadır. Üç adet anketin tarihlerine bakar iseniz; biri 15/05/2023, diğeri 08/09/2023, bir diğeri 23/02/2024'tür. İç denetim raporundaki ve ona dayanan bilirkişi raporundaki iddia şudur. Siyasi seçim anketi yaptırıldığı iddia edilmiştir. Halbuki anket tarihlerine baktırıldığında, alınan hizmetlerin tarihlerine baktırıldığında 15/05/2023'te yerel seçimlere ilişkin bir seçim yoktur. Keza 08/09/2023 tarihinde yerel seçimlere ilişkin bir seçim yoktur. Keza 23/02/2024 tarihinde ise zaten CHP'nin İzmir Büyükşehir Belediyesi adayı kesinleşmiş ve Cemil TUGAY olmuştur. Bu nedenle bahsi edilen anketlerin siyasi seçim kaygısı ile yapılıyor olmasının makul bir izahı yoktur. Tamamen iç denetim raporunun suç uydurma kastı ile ortaya attığı bir iddiadır. Keza anket miktarlarına bakılırsa; anket miktarları o günkü şartlara göre fahiş değildir. O günün piyasa koşullarına göre normal kabul edilebilecek ölçüttedir. Zira İzmir Büyükşehir Belediyesine ait İzbeton A.Ş. bir anonim şirket olarak her yıl düzenli genel kurullar yapmaktadır. Bu genel kurullarda İzbeton A.Ş.'nin tüm iş ve işlemleri alanında uzman belediye çalışanları tarafından incelenmekte, yönetim kurulu üyelerine sunulmakta ve genel kurullarda tüm iş ve işlemler ibra edilmektedir. Söz konusu anket işlemleri ise takip eden genel kurullarda alanında uzman kişiler tarafından incelenmiş ve şirketin ortağı tarafından ibra edilmiştir. Keza faaliyet raporlarını onaylayan yönetim kurulu da herhangi bir itirazda veya şerhte bulunmamış, faaliyet raporunu onaylamıştır. TTK'na göre de bütün işlemler usulüne uygun olarak tamamlanmıştır.
Bugüne kadar İzbeton A.Ş.'de ben görevimden ayrıldıktan sonra İzbeton A.Ş. tarafından aleyhime herhangi bir alacak veya tazminat davası açılmamıştır. Bir özel hukuk kişisi olarak İzbeton A.Ş.'nin benim görevim ile ilgili bir zararı var ise dahi bununla ilgili genel hükümlere göre aleyhime dava açması gerekirdi. Bu bile ihbarın gerçeği ortaya çıkarma niyetinde olmadığını, kişisel husumetler ile tarafıma yönelinmiş olduğunu göstermiştir. Yargılama sonunda tarafımın ihmali veya kusuru nedeniyle şirketin bir zararı doğması halinde zararları karşılayacağımı kabul ediyorum. Şu ana kadar tarafımca bir ödeme yapılmamıştır. Ayrıca belirtmek isterim ki; MASAK'tan temin edilen verilerin incelenmesinde de aleyhime bir fiil oluşturabilecek herhangi bir tespit yapılmadığı da bir vakıadır. Verime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Savunmam ve söyleyeceklerim bunlardan ibarettir