Hepsi doğru ama çok eksik

Abone Ol
Işık Koşaner'in bazı komutanlarla yaptığı konuşma internet'e düşmüş. Dikkatlice okudum. Ordunun eşkıya karşısındaki hali-pür mealini herkes öğrendi. Bu durumu bilen çok kişi vardı, ama söylese veya yazsa kahraman ordumuz yıpratılmak isteniyor yaygarasını Genel Kurmay İnternet sitesinde görürsünüz.
ABD istihbaratının son raporu bu aybaşında yayınlandı. PKK eşkıyasının sayısını veriyor 3500-4000kişi diyor. Bu adamların karşısında 240,000 ordu mensubumuz var. Gel de yanlış komuta ile kaybedilen Mehmetçik'lere, harcanan milyarlara üzülme, 20 yıla yakın, ben bu işi biliyorum, bu iş benim işim diyen geçmiş komutanlara ne demeli. Ne de parlak bir komuta sergilediler. Hepsine üstün hizmet madalyası vermek lazım. Çatışma başladığında mevzideki timin başındaki rütbeli subay kaçıyormuş, insansız hava araçlarının görüntülerini gören ya kasti veya ihmalden eşkıyanın hareketlerini oradaki timlere bildirmiyor. Siper diye hazırlanan kum torbası ile çevrili yerlere koşan askerler bir araya gelince bir roket atarla onlarcası ölüyor. İki çapraz hendek açalım, bir periskop ile çevreyi gözetleyelim diyebilen yok. Milyonlarca dolar verip ileri gece görüş dürbünleri alındı bunlar göstermelik olarak elde tutuluyor herhalde.
Bu ihmalleri Milli Güvenlik Kurulunda ortaya koyup, ehliyetsiz, beceriksiz ,sadece fişleme ve darbe peşinde koşan subayları ordudan atmak gerekmez mi? Bir Başbakan Yardımcımız 'iyi ki bu ordu ile savaşa girmiyoruz 'demişti. Çoğumuz abartılı olabilecek bu lafa gücenmiştik. Şimdi o bakana yerden göğe hak veriyoruz.
Başlıkta hepsi doğru ama eksik cümlesi var. Koşaner, içlerindeki vatan hainlerini, mühimmat ve silah çalıp PKK'ya verenlerin olduğunu söylemiyor. Emir komuta zincirinin Teğmen-Albay arasında pürüzsüz çalışamadığını söylemiyor.
Beceriksiz ve karar alamayan komutanlar varlığından bahsediyor, bunların terfi ettirildiklerini söylemiyor. İşlerini yapmaktan ziyade sadece bir üst rütbeye çıkmak için türkü hayali senaryolar veya can'a kast planlarını yapanların halen en üst komuta kademesinde olduklarını söylemiyor.
Bu aksaklıkların tümü, ordunun ayrı bir devlet gibi idare edilmesinden ve kendi içlerinde ciddi bir değerlendirme mekanizması kurulamamasında yatmaktadır. SHP-DYP koalisyonlarının başındaki zatlar sonradan Cumhurbaşkanı olan zat, orduyu tamamen boş bırakarak bu çarpık yapılanmaya yol açtılar.
Bana göre en büyük eksiğimiz 1997, 28 Şubat sürecinin askeri ve sivili ile yargı önüne çıkarılıp hak ettikleri cezaya çarptırılmamış olmalarıdır.