Haydin damat halayına… Hobaaaaa!

Abone Ol
Gelmedi, gelemedi, ha geldi, ha geliyor derken sonunda bahar/yaz geldi… Kesinlikle geldi, öyle böyle değil, o kadar da kesin konuşuyorum yani… Çünkü İzmir'de baharın/yazın müjdecisi sokak düğünleri başladı… Biz mahallece sezonu, geçtiğimiz cumartesi, karşı apartmanın 7 no'lu dairesinde oturan Şerife Teyzenin en küçük kızının kına gecesiyle açtık…
***
Cumartesi akşamı yorgun argın eve geldim, niyetim yemekten sonra ayaklarımı uzatıp balkonda kahve keyfi yapmaktı… Ama neerdeeeee, daha ben sofradan kalkmadan evin içine anında bir Ankaralı Turgut konseri havası hakim oldu:
''güverciiiinnn uçuverdiiiiiiğğğğğğ''
Ardından nasıl oldu anlamadım bir anda, org aldı sahneyi… Sanarsınız Ankaralı Turgut yerini Arif Susam'a devretti… Ben kahvemi yudumlamaya başlamışken de aşrı aşrı memleketler havada uçuşmaya başladı… Gittikçe kulak tırmalayan ses yüzünden ben de uçan kuşlara saydırmaya başladım… Sokak düğünü olur da etrafta koşuşan çocukları ortaya nasıl toplarsınız… Ha? Koyarsınız bir Serdar Ortaç kaseti…
''Hayaaaaaat beni nedeeeeeen yoruyorsuuuuun''
Anında ne kadar çocuk varsa pist görevi gören orta bölümde yerini alır, ki aldı da…
***
İzmir'deki sokak düğünleri, bir kez de olsa gözlemlenmesi gereken yurdum insanının sıra dışı eğlencelerinden biridir… Eğer hiç katılmadıysanız tanık olmadıysanız, hemen İzmirli olmayanlara mini bir durum analizi yapayım…
Öncelikle bu düğünlerin olmazsa olmazı orgtur… Ne bir orkestra, ne bir müzik grubu, ne bir keman, ne davul ne de başka bir şey… Yegane müzikal alet orgtur… Cıs tis cım tis cıs tim, şeklinde otomatik org butonlarıyla düğünün tüm müzikal yükü sırtlanır…
İçki olmayan bu düğünler nedense sonlara doğru sarhoş birçok insana şahit olur... Bu insanlar, düğün mutluluğundan değil, masa altında yuvarlanan ve çoğu zaman plastik bardakta içilen rakı veya votkanın etkisiyle sarhoşluk mertebesine ererler…
Yaş profili olarak 17-55 arası bir yelpazeyi kapsayan bu kişiler, içme nedeni olarak yaşsal bir farklılık gösterir… 17-23 yaş grubu, düğünde gördüğü herhangi bir mahalle kızına platonik olarak yamulup içer… 23-30 yaş arası grup ise ya geline inceden bir platonik vaziyet halindedir, veya platonik vaziyet halinde olan kişinin kankasıdır, destek turundadır…
30-55 arası gruba gelince, bunlar ya ayyaşlığından veya kendi düğününü hatırlayıp, hayatını nasıl da çıkılmaz bir uçuruma yuvarladığını düşünüp, bir kocaman totişli karısına, bir de ortamdaki çıtırlara bakarak içerler…
Bu düğünlerde mutlaka ve mutlaka dans eden her 10 çiftten 5'i kız kıza kadın kadına dans ediyordur… Diğer 2 çift, evliliklerinde 2 yılı doldurmamış taze evlilerdir… Kalan 3 çiftin biri gelin damat, diğer ikisi ise dünürlerdir…
Pistte balonla koşan 4-10 yaş arası birçok velet vardır, ki onları göz önünde tutmak için arada bir Serdar Ortaç'tan medet umulur… Bu veletlerden çoğu gece boyunca bir ya da iki kez pataklanır, yaşça iyice küçük olanları da mutlaka pet şişelere bir ya da iki kez işetilir…
Düğün esnasında mutlaka, gelin hanıma platonik hisler besleyen kişi tarafından, piyanist şantör görünümlü orgcudan ''Nikah Masası'' isimli şarkı istenir… Lakin elti ve görümcelerin ve dahi baldızların politik manevralarıyla kriz başlamadan çözülür ve piyanist şantör görünümlü orgcu ''Arabım''ı icra etmeye başlar… Haaa bu arada pist görevi gören ortalıkta oynayan grup içersinde en çok eğlenenin de geline platonik hisler besleyen kişi/kişiler olması da hayli ironiktir…
Takı töreni esnasında, akrabalar arasında illa ki küçük de olsa bir arbede çıkar… Çünkü genellikle gelinin kız kardeşinin görevi olan takıları kese içinde tutma eylemi, kızkardeşin olmadığı durumlarda ailelerarası bir krize neden olabilir…
Ve, düğün sonunda tek kişilik muhteşem orkestra damat halayını çalar… … Bilen bilir, bu Arnavut/Makedon menşeili olmasına rağmen Boşnaklarla bütünleşen halay, İzmir düğünlerinin vazgeçilmezidir… Etnik kökeniniz ne olursa olsun, orglar sokak düğününü bu şarkıyla bitirmezse, bir yastıkta kocayamazsınız… Mümkünü yok…
Düğün ahalisinin kadınları kızları, son bir gayret bu bol seksekli koşmalı, el çırpmalı kutu kutu pense benzeri halaya katılır, döner de döner… Düzgün bir şekilde başlayan halay, kendini kaybeden halay başı sayesinde tüm sokağa yayılır…
Düğün bittiğinde gelin ve damat boş sandalyelerin, atılmış kağıtların, çitlenmiş çiğdem kırıntılarının arasında 10 dakika kadar oturup dinlenirler… Gelin ayakkabısını çıkarıp ayaklarını ovuşturur, damat da, omuzlarına binen hayat yükünü düşünerek uzaklara dalar…
***
Velhasıl, uzun lafın kısası eğlenceli ve hüzünlüdür İzmir düğünleri, hayatın kendisi gibi…
Bahar gelmiş, yaz gelmiş, İzmir'e hoş gelmiş…