Şu yaz sıcağında havuzlu villa muhabbetine dalmazsak olmaz.
Eğer mülkiyet düşmanı değilseniz, (ki ben mülkiyet düşmanıyım) kimsenin havuzlu villasına karışmazsınız. Kimseyi de ilgilendirmez.
Elbette hesabını vermek şartıyla...
Kılıçdaroğlu Başbakan’’ın havuzlu villalarından söz edince, Melih Gökçek, seninde var dedi.
Sonra Başbakan’’ın villalarının (ben medyanın yalancısıyım 5 villa diye yazdılar) pardon villasının kiralık olduğu açıklandı.
Şimdi göreceğiz, kira kontratosu çıkarılacak mı?Yoksa koskoca başbakana güvenilmeyecek mi ki kira kontratosu yapılacak mı denecek.
Geçmişte Başbakan’’lardan Tansu Çiller galiba hazineye ait deniz kenarında epey bir araziyi kapatmıştı. Güya duyulmasın diye yanlarında çalışanın üzerine yapılmıştı. İş ortaya çıkınca mecburen üzerlerine aldılar. Sonra turizm belgesi falan derken iş kapandı gitti.
İhtimal bu villalarda konuşulması, duyulması istenmeyen birisinden alınmış olacak ki kamuyu tatmin edecek açıklama yapılamıyor. Gerçekten kiralıksa, daha açıklanır açıklanmaz, kiralık olduğu, kirasının şu fiyat olduğu, şu kişiden kiralandığı söylenir mesele de kalmazdı.
Böyle yapılmadı. Ne yapıldı?Gündeme getiren Kılıçdaroğlu’’na seninde var dendi. Yani en iyi savunma saldırıdır taktiği izlendi.
Piyasada beş bin liraya da beş yüz bin liraya da araç var. Şimdi birisi beş yüz bin liralık araban var ama kaynağı belli değil dediğinde, diğeri ama seninde var derse bu inandırıcı olmaz.
Esasen sorun var veya yokta değil. Sorun kaynağın şaibeli oluşundadır.
Kimsenin Sabancı’’ların Koç’’ların malikanelerine bir şey dediği var mı?Yok. Çünkü gelir, varlık kıstası yapıldığında herkes olabilir diyebiliyor.
Hani eğri oturalım doğru konuşalım derler ya, bizde öyle yapalım. Başbakan ayda on bin lira alsa (ki almıyor) Yılda yüz yirmi bin lira eder. Hiç harcama yapmasa bile bu parayla ancak gecekondu üstü bir şey alınabilir. Bu hesabı da herkes yapabiliyor.
Ha illa da bir yolsuzluk aranmıyor. Kaynağı açıklansın sadece. Merak edilen bu. Şirketin varsa hangi şirket. Ortağın kim?Bunlar açıklanmazsa AKP nin başı daha çok ağırır.
Çünkü halk diğerlerinden farklı olduğunu, yemeyeceğini yedirmeyeceğini düşündüğü için Başbakan’’a oy verdi.
Halka, bu da onlar gibiymiş dedirttiğiniz anda işiniz biter. Benden söylemesi.
AKP HERHALDE PİŞMAN OLMUŞTUR AMA İŞ İŞTEN GEÇTİ
AKP tüm uyarılara, uzlaşma taleplerine rağmen referandumu göze aldı.
Fakat halkta ne bir heyacan var, ne istek. Mitinglere dikkat ediyorum ön taraflarda toplama partililerden başka bayrak sallayan bağıran yok. Çoğu merak için gelmiş.
Yandaş medya ne kadar abartırsa abartsın gerçek bu. Kaldı ki çok büyük medya üstünlüğüne rağmen heyecan arttırılamıyor. Cemaat desteğide bu gerçeği değiştirmiyor. Biliyorsunuz Zaman denilen gazete esnafılara, lokantalara, kahvelere, apartmanlara bedava gazeteler bırakıyor. Yani ulaşılmadık kesim bırakılmıyor. Yine de coşku heyecan yakalanamıyor.
Kaldı ki karşı taraf işi Kılıçtaroğlu’’nun üzerine yıkmış durumda. Bir tek Kılıçtaroğlu’’nun koşturması yeterli olur mu?Sanmıyorum. Buna rağmen kimse evetlerin daha çok (% 50 den çok) olacağını garanti edemiyorsa hayırcıların tembelliğine rağmen iyi bir sonuç denebilir.
Esasen % 50 buçuk evet derse yapılacak değişiklik haklılık mı kazanacak. Kazanmayacak ama AKP nin yüksek yargıda yapmak istediklerine yetecek. İstenende bu zaten. Hakkı düşünen kim.
Anayasa Mahkemesi başka nedenle olmasa bile Temel Hak ve Hürriyetleri düzenleyen maddeler ile, devlet yapısını düzenleyen (yargı yapısını) maddelerin aynı paket içerisinde oylamaya sunulamayacağından hareketle yasayı iptal etmesi gerekirdi. Etmedi. Eyyam yaptı. Korktu.
Hukukun üstünlüğü yargının üstünlüğüdür. Yürütmenin üstünlüğü ise üstünlerin hukukunu doğurur.
Hakimlerde o zaman vicdanlarına göre değil terfilerine göre karar verir.
Hep beraber buna çalışıyoruz. Ne diyelim hayırlı olsun...