Her işin bir ustası vardır. Her ustanın da ayrı bir yoğurt yiyişi… Hiç kimse anasının karnından usta olarak doğmamıştır. Bir başka deyişle usta doğulmaz, usta olunur. Usta olmak fedakarlık ister. Sevgi ister. Emek ister usta olmak… Usta olmanın olmazsa olmazıdır saygı. Büyüğüne saygı duyup hürmet edeceksin ki seni tecrübesiyle aydınlatsın. Danışmaktan korkmayacaksın. Hem boşuna mı demişler; 'Danışan dağları aşmış, danışmayanın yolu şaşmış' diye… Arayıp soracaksın. Daha kalfa olamadan 'ustayım' demeyeceksin. Ustalara kafa tutmayacaksın. Mütevazılığini bozmayacak öğrenmeye de açık olacaksın. Küçüğünü sevecek öğrendiklerini onlara da pay edeceksin. Ustalık belgesi almak için değil ustalık namını kazanmak için uğraşacaksın. Her şeyden önce adam olacaksın! Adam olmanın cinsiyet meselesi değil haysiyet meselesi olduğunu da unutmayacaksın!
Ne zormuş usta olmak değil mi? Zor ama güzeldir usta olmak. Ehil olmak akil olmak… Bana göre CHP İzmir'in de acilen böyle bir ustaya ihtiyacı var. Ben usta diyorum, siz buna ne derseniz deyin. İster 'ağabey' deyin isterse 'süpermen'… Değişim şart! Ancak bu değişimde yapılacak yeni bir hata olayları içinden daha da çıkılmaz hale getirebilir. Bu yüzden işi şansa bırakmadan ehil ve akil isimler üzerinde durulması gerektiğine inanıyorum.
Bu usta öyle bir usta olmalı ki; partiden adam kaçırmaktan ziyade partiye yeni yüzler kazandırmalı. Partilerin gönüllülük esasına göre çalıştığını unutmadan örgütte sevgi ve saygıyı egemen kılmalı. Başkan olduğu lüks bir cipin ön camında değil adamın alnında yazmalı. Küçüğünü sevip büyüğünü saymalı. Mangal gibi bir yüreği olmalı. Rakı masalarına değil düğünlere, cenazelere koşmalı. Düğünlerde halay çekip cenazelerde ağlamalı. Lafının nereye gidip nereden geldiğini bilmeli. Konuşmak için konuşmamalı. Lafını söylediği vakit insanların ağzı açık kalmalı. İnsanlar hayretle bakmalı. Toparlayıcı olmalı ve herkesi kucaklamalı. En önemlisi de bir hedefi olmalı.
'Yok, böyle bir usta!' dediğinizi duyar gibi oldum. Olmaz olur mu? Kişisel egolarından arınmış, onun bunun değil de örgütün il başkanı olmaya aday öylesine güzel isimler var ki insan seçmeye zorlanır. Belediye başkanının ağzına bakıp meclis üyesine, meclis üyesinin ağzına bakıp belediye başkanına çemkiren ve belediye ziyaretlerinde örgütten tek bir kişi bile olmamasına özen gösteren başkanlarla bir arpa boyu yol alınamaz. Olaylara objektif bakan, bakabilen örgütü harmanlayıp kaynaştıran ve insanları başkan, meclis üyesi, yönetici, delege, üye olarak değil de sadece CHP'li olarak gören profesyonel bir isim üzerinde durulması bana göre büyük önem taşıyor.
Bugünlerde ismi çok sık telaffuz edilen Sedat Uzunbay'ın yanı sıra Ali Rıza Bodur, Bülent Baratalı ve hatta genç olmasına rağmen örgüt terbiyesini iyi bilen Hüseyin Mutlu Akpınar gibi isimlerin İzmir'de partiyi mevcut durumundan çok daha iyi yerlere getireceğine inanıyorum.
Ankara'dan yazımı okuyan birileri varsa partiyi İzmir'de ki sanal saltanatından derhal kurtarıp örgütün yeniden reel gücüne ulaşması için gereğini yapmasını saygılarımla rica ederim.
Not : Değerli büyüğüm Milliyet yazarı Hamdi Türkmen CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır'ın disipline verdiği CHP Ödemiş İlçe Başkanı Emin Öztürk'ü telefonla arayarak destek olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu tavrını 'Ne demek bu?' başlıklı yazısı ile yorumlamış. Okumanızı ısrarla tavsiye ederim. Kılıçdaroğlu'nun Emin Öztürk'ü aramasının oldukça önemli bir gelişme olduğunun da altını çizen Türkmen'in Emin Öztürk'ü anlatan en iyi yazı diyerek 'Bir Emin Öztürk Masalı' başlıklı yazımdan alıntılar yapması beni oldukça mutlu etti. Kendisine teşekkür eder, sonsuz sevgi ve saygılarımı sunarım.