Uzun süredir CHP İzmir il disiplin kurulu gündemini meşgul eden dosyalardan belki de en önemlisi Karabağlar ve Ödemiş ilçe başkanları ile ilgili disiplin soruşturmasında nihai karar verildi. İl disiplin kurulu; CHP Ödemiş İlçe Başkanı Emin Öztürk hakkında iki üyenin kınama ve iki üyenin de uyarı cezası verilmesi yönündeki muhalefetlerine rağmen oy çokluğu ile 'beraat' kararı verirken CHP Karabağlar İlçe Başkanı Birol Ağırbaş için ise oybirliği ile 'uyarı' verilmesi yönünde karar aldı. Aynı gün görülen diğer isimlerden Aziz Tekin ve Memiş Yıldırımcan için de 'ihraç' kararı çıktı. Bu önemli dosyaların karar için bir ay ek süre istenmesine gerek kalmaksızın sonuçlanması disiplin batağına bulanmış CHP İzmir için belki de en hayırlısıydı. Çünkü uzadıkça uzayan bu süreç en başta partiye daha sonra da parti için canla başla çalışan ve hala görevlerinin başında olmasına rağmen haksız, yersiz ve mesnetsiz iddialarla karşı karşıya kalan başkanlar açısından sıkıntı vericiydi.
Sevdiğim güzel bir söz vardır: 'Ne zulüm, ne merhamet yalnızca adalet!' Bu söz yargılama yapıp karar veren insanlar için gereken en doğru yöntemi anlatan anonim bir sözdür. Bana göre bir yargıç önüne gelen bir uyuşmazlığı çözerken hukuki ve yasal düzenlemeler ışığında vicdanının sesine başvurur. Kanun koyucunun emirleri ile vicdanını harmanlayıp toplumun refah ve mutluluğunu düşünür. Ve verdiği kararla adaleti ne kadar iyi sağlarsa o kadar başarılıdır. Yargılama zor iştir. Şeref, namus ve ahlak ister. Hükmün okunduğu gece bir çatıda mutluluk hakimse başka bir yerlerde gözyaşı olabilir. Hakimler karar verdiklerinde onların tesirini bazen günlerce içlerinde yaşarlar. Lokmaları boğazında düğümlenir bazen, çoğu zamansa nefesleri tutulur.
Yargılama sadece mahkemelerde yapılmaz. Örneğin sivil toplum örgütlerinde ya da belki siyasi partilerin ilgili mekanizmalarında… Bazense bir insanı sadece vicdanımızla yargılarız.
Beraber siyaset yaptığı insanlar yöremizde milletvekilliği, belediye başkanlığı yaparken hiç bir komplekse kapılmadan ve hayıflanmadan CHP Ödemiş İlçe Başkanlığı yapan Emin Öztürk'le ilgili 'beraat' kararı veren insanları ayakta alkışlıyorum. Vicdanımın sesini dillendiren o insanlarla aynı frekansı yakaladığımız için de çok mutluyum.
Gelelim kınama hususunda ayak direten kurul üyesine… Elbette onun da herkes gibi kendine has bir bakış açısı ve bir vicdanı vardır. Onun vicdanından gelen bu sese saygı duymak zorundayız. Tabi bir yere kadar! Kınama hususunda oy veren üye ile şikayetçilerin ilişkileri kararı sakatladığı gibi vicdani ve hukuki olmaktan da çıkmaktadır. Hal böyleyken siyasi hayatını bitirme refleksini gösterdiğiniz kişi özel hukukta çıkıp bunu sorgulama hakkına da sahiptir. Aynı hak şu anda şikayeti reddedilenler içinde geçerlidir.
Gelelim kınama hususunda ayak direten kurul üyesine… Elbette onun da herkes gibi kendine has bir bakış açısı ve bir vicdanı vardır. Onun vicdanından gelen bu sese saygı duymak zorundayız. Tabi bir yere kadar! Kınama hususunda oy veren üye ile şikayetçilerin ilişkileri kararı sakatladığı gibi vicdani ve hukuki olmaktan da çıkmaktadır. Hal böyleyken siyasi hayatını bitirme refleksini gösterdiğiniz kişi özel hukukta çıkıp bunu sorgulama hakkına da sahiptir. Aynı hak şu anda şikayeti reddedilenler içinde geçerlidir.
Ben Emin Öztürk ile ilgili kararın emeğe saygı, geçmişe minnet duygularıyla hareket eden vefalı ve şerefli insanların bir resitali olarak görüyorum. Farklı düşüncelere saygı duymakla beraber; o düşüncelerin sorgulanıp araştırılması anlamında Emin Öztürk tenezzül etmese de onun adına yapacaklarını biliyorum. Hiç kimse bazılarını İzmir, Kiraz ve Ödemiş üçgeninde yapılanları sorgulamaya zorlamasın. Çoğunluk kararı her yönüyle iyi olmuştur. Kol kırılmış yen içinde kalmıştır. Bu sayede edebe ve vicdana aykırı bir sürü hususta sergiye çıkmamıştır.
Bu karar bazılarına göre değil belki ama Emin Öztürk için çok önemliydi. Çünkü bu karar Emin başkan açısından bir finaldi. Yani Emin Öztürk eğer kınama cezası alsaydı; o gün ilçe başkanlığı görevi bitiyordu. O yüzden o iki kişinin kararı oldukça önemliydi. Peki, Emin Öztürk üç ay sonra yapılacak kongrede aday olmayacağına göre bu telaş, bu öfke ve bu kızgınlık niye? Hemen söyleyeyim. İl seçiminde Küçük Menderes'i şekillendirmek için başvurulan ucuz ve adice bir plandan başka hiç bir şey değil. E sonra ne mi oldu? Plan suya düştü. Şimdi plan ne? Görevden almak! Görevden alacakmış yani. Alır, alır da neyi alır? İşte onu da burada yazmayacağım. El insaf yani! Bu ne hırs?
Yazının son üç sözüne geldi sıra; ilk olarak İzmir'de atıp tutan ve ilçelerdeki insanları boş sananlar için yazalım: 'Kazın ayağı hiçte öyle değil bunu bilesiniz ve aklınızdan çıkarmayasınız'. Gelelim kendisi de partide makam sahibi olduğu halde Emin Öztürk gibi çınar olamayıp kıskançlık duyan onun devre arkadaşlarına: 'Sade ve sadece yazık sizlere…' Şu hayatı yılan gözlerle geçen ikiyüzlüler; 'hep ama hep kayıpsınız'. Son olarak bu olayların içinde olmadığı anlaşılan ödemişin başkanına; 'Bak bu safralardan kurtul ve aslına dön!'
Her şey çok güzel olacak!