Baykal: ’“Henüz acemisin, bundan böyle işini sağlama alacaksın. Bak benim kaydımı silebiliyorlar mı?
Benim kaydım, artık emin ellerde. Kasete almışlar, kasetim herkesin ellerinde dolaşıyor, silinmesi mümkün değil. Sana bir büyüğün olarak tavsiyem, kaydın mı kasete aldıracaksın!..’”
CÜBBELİ HOCA’’YA KIRMIZI PASAPORT
AKP’’nin en büyük destekçilerinden Jet Ski’’ci Cübbeli Hoca bu aralar çok üzgün. Kendisinin ve cemaatinin AKP tarafından artık ikinci plana atıldığını, okyanus ötesindeki rakibinin birici plana yerleştirildiğini ağlayarak anlatıyor’…
331 odalı Külliyesindeki sıcak havuzun başında muhabirimize açıklama yapan Cübbeli Hoca şunları söyledi; ’“Ben resmen aldatılıyorum, ruhum incindi. Beni nasıl o bağ-kur emeklisi hocadan geride tutarlar. Benim ilmim ondan çok daha derin, üstelik sakalım bile var, evet o benden daha zengin ama bende fena değilim hani. Kimin cemaati daha kalabalık önce onu belirleyelim. Fakat bu ’“SEÇSİS’” sistemine ben de güvenmiyorum. Oylar elle sayılmalıdır.’”
Okyanus ötesindekinden daha iyi ağladığını ispat etmek için, sürekli olarak göz yaşı döken Cübbeli Hoca; ’“Koskoca Başbakan, Canlı yayında sadece ona teşekkür etti, bizim oyumuz yok mu?AKP’’li kardeşlerim bizleri zorla Numan Kurtulmuşun yanına itiyorlar’” dedi.
Olayı haber alan AKP, lüzumlu işlerden sorumlu bakan Egemen Bağış’’ı olayı çözmekle görevlendirdi. Uzun tartışmalardan sonra Cübbeli Hoca’’nın gönlü, Barzani’’ ye verilen ’“Kırmızı Pasaport’’tan’” kendisine de verileceği sözü ile tekrar kazanıldı. Bu arada Cübbeli Hoca’’ya ait İstanbul’’daki birkaç arsaya da yeni imar düzenlemesi yapıldı. Tamamen duygusal ve ulvi bir hisle’…
OBAMA, MEVLANA’’YA KÜSTÜ
Bu aralar sanal ortamda en favori fıkra; ’“Mevlana, Tayyip’’i görmüş ve ’‘sen gelme’’ demiş’…’”
Bu olayı gerçek zanneden ve Hz. Mevlana’’yı bilmeyen Hüseyin Barak yani Obama duruma çok üzülmüş ve, ’“Tayyip kardeşime böyle davranılması bizi çok üzmüştür, söyleyin o Mevlana’’ya, bu durumu düzeltip ’‘Tayyip sen de gel’’ desin yoksa kendisine İran gibi ekonomik ambargo uygularım feleği şaşar’” demiş. Tam bu sırada derinlerden gelen bir sesle, White House’’nin (Beyaz Saray) camları çatırdamış; ’“Sen de gelme Hüseyinnn’”.
ER ve ERBAŞLAR ŞAFAK SAYAMIYOR
Hükümet ve Genelkurmay arasında pinpon topu gidip gelen askerlik süresi, hem er ve erbaşların hem de Milli Savunma Bakanı’’nın kafasını bozdu. Milli Savunma Bakanı Gönül Başbakana; ’“Olmuyor ama Başbakanım, bir günde iki ayrı beyanat vermek zorunda kaldım, inanın tepe sersemi oldum, millet beni ti’’ye alıyor, erat artık bana selam bile vermiyor, bana yazık değil mi’” diye yakındı.
Askerlik süresinin 12 ay mı, 9 ay mı, 6 ay mı, 4 ay mı olacağını kestiremeyen er ve erbaşlar doğru olarak şafak sayamadıklarını, kendilerine sorulan ’“tertip şafak kaç’” sorusuna cevap veremediklerini bu durumun da psikolojilerini bozduğunu ve acil olarak hükümetin ve genelkurmay’’ın bir karara varmalarını yoksa herkesin kendi şafak sayısını kendisinin belirleme hakkının doğacağını kararlı bir sesle belirttiler.
EVREN PAŞA İSYAN ETTİ
Askerliğin kısaltılması çalışmaları üzerine düşüncelerini sorduğumuz Kenan Evren Paşa;
’“Şurada paşa paşa oturuyoruz, insanı rahat bırakmıyorlar nitekim. Neden kısaltıyorlar yahu, ben o zaman da söylemiştim, konseydeki paşaları ikna edememiştim. Yapılması gereken askerliği kısaltmak değil, sivilliği biraz uzatmaktır. Sivillik 1 yıl olsun, yeter. Sonra herkes asker. Boşuna asker millet dememişler bize yahu, aldıracaklar sonunda elime fırçamı, pardon silahımı’” diye konuştu.
Paşa oturduğu koltukta uykuya dalınca yavaşça oradan uzaklaştık’…