HABERLER>SAĞLIK
20 Ekim 2022 Perşembe - 08:22

Şiddete uğrayan aile hekimlerinden talep: Güvenlik personeli istiyoruz!

Aile hekimlerinin, Aile Sağlığı Merkezlerine güvenlik görevlisi istediklerini anlatan İzmir Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Muhteber Çolak, “Özellikle sağlıkta şiddet ülkemizde böylesine can sıkıcı boyutlarken, güvenlik personeli istiyoruz. Ancak aile hekimliği sisteminde temizlik personellerinin ücretlerini bize verilen cariden karşılıyoruz" dedi.

Şiddete uğrayan aile hekimlerinden talep: Güvenlik personeli istiyoruz!

EGEDESONSÖZ- İzmir Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Muhteber Çolak, SonSöz TV’nin konuğu oldu. Gazeteci yazar Muhittin Akbel’in sorularını yanıtlayan Dr. Çolak, Aile hekimlerinin sorunları hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Aile hekimlerinin, Aile Sağlığı Merkezlerine güvenlik görevlisi istediklerini anlatan Başkan Çolak, “Özellikle sağlıkta şiddet ülkemizde böylesine can sıkıcı boyutlarken, güvenlik personeli istiyoruz. Ancak aile hekimliği sisteminde temizlik personellerinin ücretlerini bize verilen cariden karşılıyoruz. Ancak cariye ülkemizdeki enflasyon oranında zam yapılmadığı için sıkıntı yaşıyoruz. Bize tamam aile hekimliğine güvenlik personeli alın derlerse bu personelin ücreti nasıl verilecek, o da belli değil. Bakanlık, aile sağlığı merkezlerine güvenlik personeli konusunu gündemine almalı” ifadelerini kullandı.

İŞİMİZİ BİTİRDİKTEN SONRA BİLE SALDIRIYA UĞRUYORUZ
Torbalı’da eli sopalı üç kişi tarafından dövülen Aile Hekimi Dr. Ekin Hürel  Günay olayını ayrıntılarıyla anlatan Başkan Dr. Çolak, “Ekin arkadaşımıza saldıran saldırganlardan birisi, Ekin Bey’in çalıştığı aile sağlık merkezindeki diğer doktorun hastası. Bir ay öncesinde kendi doktoru ile tartışırken Ekin Bey araya giriyor. O günkü tartışma sonrası Ekin Bey beyaz kod veriyor saldırgana. Sonrasında saldırganlar, üç kişilik grup halinde ve öldürmeye yönelik bir hisle mesaiden sonra sokakta Ekin Bey’e saldırıyor. Ben Ekin Bey’i akşam hastanede ziyarete gittiğimde Ekin Bey’in çift görme problemi vardı. Kafa travması geçirmiş bir durumdaydı. Sırtına çok şiddetli darbeler almış ki Ekin Bey yapılı bir doktor. Biraz zayıf bünyeli biri olsaydı, çok daha vahim sonuçlar olabilirdi. Artık hekimlere şiddet olayı işyerinin dışına taştı. Biz hekimler, işim bitti artık sorun bitti diyemiyoruz, her an her yerden saldırıya uğrama tehlikesi içerisindeyiz” dedi.

HEKİME ŞİDDETİ SİSTEM VE İKTİDAR TEŞVİK EDİYOR
“Hekime şiddet, toplumsal ve sosyolojik bir sorun aslında. Sistem ve iktidarın bu şiddeti teşvik ettiği bir durum olduğunu düşünüyorum. Sosyolojik açıdan şiddet konusunun çok ciddi değerlendirilmesi gerekiyor. Mesela sizin hastanedeki işleriniz istediğiniz gibi ilerlemiyor olabilir ama bunun çözümü hekime şiddet uygulamak değildir. Sağlık Bakanlığının sağlıkta şiddete şöyle bir teşviki var. Hasta memnuniyeti diye bir süreç başlatıldı. Sürekli vatandaşların hekimleri şikâyet etmesi teşvik ediliyor. Her hastaneye gittiğinizde “Aldığınız hizmetten memnun musunuz?” şeklinde sorular yöneltiliyor. Hekimlere sopa ile saldırma düzeyindeki insanlar için düşünelim bu konuyu. Hastaneye gitti, hekimden memnuniyetini değerlendiriyor. Bu durum hastaya psikolojik olarak bir üstünlük sağlıyor. Sanki hekim hastanın emir eri ve hekim, hasta ne isterse onu yapmak zorundaymış gibi bir psikolojiye bürünüyorlar.”

BEŞ DAKİKADA HASTA BAKILMASI DOĞRU DEĞİL
Türkiye’de sağlığın ticarileştiğine dikkat çeken Başkan Çolak, “Evet sağlık ticarileşti ancak şiddet olaylarının büyük çoğunluğu, kamu hastanelerinde yaşanıyor. Aslında sağlık ticarileştiği için hastaların sağlığa erişimi zorlaştı. Hekimlerin bir kısmı özele kaydı. Kamu hastanelerinde büyük boşluklar oluştu. Hekimler beş dakikada bir hasta bakılmaya zorlanıyor. Beş dakikada hasta bakılması mümkün değil. Burada da gerginlik çıkıyor. Ancak bu gerginlik, şiddetin hiçbir boyutunun nedeni olarak asla kabul edilemez. Başka kurumlarda işler istediğiniz gibi gitmediğinde kalkıp insan mı öldürüyorsunuz? Böyle bir şey kabul edilemez. Sağlıkta şiddet yasası caydırıcı değil. Sağlık Bakanlığı, iktidar, bu sorunu çözmekte samimi olmalı her şeyden önce. Bu yasa sorunu çözücü değil. Bakanlık ve iktidar bu sorunu gerçekten çözmek istiyor mu? Çoğu olayda sadece sağlık bakanı tweet atıyor. Eskiden ben devlet memuruyum, bir düğmeme dokunursanız, diye bir beylik laf vardı. Şu an öyle değil. Şu anda hasta eskiden hastaneye mi gidebiliyorduk şimdi doktor dövüyoruz, diye gururlanıyor! Artık toplum için bir sağlık sorunu olmaya başladı çünkü genç hekimler yurtdışına gitmeyi tercih ediyorlar. Ya da en ufak bir gerilimde genç hekimler korktukları için geri çekiliyor. Bu da sorunu büyütüyor. İnsanların sağlık hizmeti almasının niteliğini engeller boyuta gelmeye başladı sağlıkta şiddet olayı. Ben Aile Hekimliği Derneği Başkanı olarak, bu sorunu çözmek istediklerine kani değilim. Mesela bildiğimiz gibi CİMER şikâyet hattı var. Orada bir vatandaş, “Ben bugün hastaneye gittim, hastanedeki doktoru dövecektim ancak yapmadım” diyor. Bunun üzerine bakanlık o kişiyi çağırıp bir işlem başlatmak yerine onunla muhatap olan hekim arkadaşı arayarak dikkatli olması gerektiğini söylüyor. Peki  biz kendimize nasıl dikkat edelim? Bunun yerine o kişiyi bir kez çağırıp işlem yapılsa sizin buna hakkınız yok denilse daha iyi ve caydırıcı olmaz mı? Bu durumda sağlıkta şiddet engellenemez ki.  Hasta, doktora şiddet uygulama hakkı olduğunu düşünüyor. İş bu duruma geldi” diye konuştu.

BELİNDE SİLAHLA DOKTORUN ODASINA GİREBİLİYORLAR
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan, aile sağlığı merkezleri için güvenlik personeli talebinde bulunan Başkan Dr. Çolak, birçok hekimin şiddete maruz kaldığı halde bunu bildirmediğini öne sürdü:

 “Bütün kurumlarda güvenlik kontrollü geçişler var. Kamu hastanelerinde yaşadığımız şey ise çok net. Belinizdeki silahla istediğiniz doktorun odasına girebiliyorsunuz. Başımızda duran güvenlik yok. Göstermelik tedbirler var. Hele aile sağlığı merkezlerinde hiçbir güvenlik yok. İsteyen istediği gibi saldırı planını uygulayabiliyor. Bakanlığın uygulamalarında bu tutumlar da görülünce insanlar cesaretleniyor. Bakanlık, sağlık sisteminin niteliğini, hasta memnuniyetine dayandırıyor. Oysa bilimsel ölçütler var. Bir ülkedeki sağlık sisteminin niteliği, bebek ölümleri, anne ölümleriyle vb. ölçülür. Hasta memnuniyeti, bu bilimsel ölçütlerin içerisinde değildir. Ancak bizim Sağlık Bakanlığımız, sağlık sisteminin niteliği ile ilgili temel algısı hasta memnuniyeti üzerine endekslendiği için bir çözüm olmuyor. Sağlıkta şiddet olaylarının birçoğuna alıştı hekim arkadaşlar. Türkiye genelindeki sağlıkta şiddet olaylarının birçoğunu hekimlerimiz kanıksadı. Birçok şiddeti bildirmiyoruz ki şiddet aslında sadece fiziksel değildir. Sözlü şiddet de bir şiddet türüdür. Geçen günlerde Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bir hekim arkadaşımız konsültasyona gitmek isterken, kimliksiz gelen hasta muayene olmak için ısrarcı oluyor ki, hastanelerde kimlik beyanı olmadan işlem yaptırmazsınız. Hastanın kimliği de randevusu da yok. Hekim arkadaşımız servisteki hastaya bakmak için gitmesi gerektiğini söylüyor. Birisi tartışırken doktorla, diğeri kameraya çekiyor. Görüntüler sosyal medyada gündem oldu ve doktor hanım linç edildi. Hemen ardından Dr. Ekin Hocamıza saldırıldı, bu sosyal medyada gündem olmadı, bir destek görmedik. Bu çok kırıcı ve çok acı bir durum. Başka bir kuruma gittiğinizde kimliksiz, sırasız ve kim olduğunuz belli değilken işlem yaptırabiliyor musunuz?”

GÜVENLİK PERSONELİ OLMASINI İSTİYORUZ
Aile Hekimi biriminde güvenlik personelinin olmadığına dikkat çeken Başkan Çolak, “Aile hekimliği birimlerinde güvenlik personeli yok. Özellikle sağlıkta şiddet ülkemizde bu durumdayken güvenlik personeli olmasını istiyoruz. Ancak aile hekimliği sisteminde temizlik personellerinin ücretlerini bize verilen cariden karşılıyoruz. Ancak cariye ülkemizdeki enflasyon oranında zam yapılmadığı için sıkıntı yaşıyoruz. Bize tamam aile hekimliğine güvenlik personeli alın derlerse bu personelin ücreti nasıl verilecek oda belli değil” dedi.

Aile hekimlerinin cariye ücretlerine, ülkedeki enflasyon oranı kadar zam gelmediği için sıkıntılar yaşadıklarını söyleyen Başkan Çolak, “Bunun dışında birçok hekim arkadaşımız yanında hemşire olmadan çalışmak zorunda kalıyor. Aslında aile hekimliği birimi tanımda bir hekim ve bir hemşireden oluşur, deniliyor. Ancak ücretler düştüğü zaman, hemşire arkadaşların ilgilendiği hasta sayısının düşük olduğu yerlerde özellikle aile hekimliğinde görevli hemşirenin ücreti, hastanede görevli hemşirenin ücretinden düşük kalıyor. Bu nedenle pek tercih edilmeyebiliyor. Aslında iki kişiden oluşması gereken birim, tek kişiden oluşuyor” ifadelerini kullandı.

ÖZLÜK HAKLARIMIZI ALAMIYORUZ… ÜCRETLİ İZİN HAKKIMIZYOK!
Aile hekimlerinin özlük haklarını tam alamadığını anlatan başkan Dr. Muhteber Çolak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ücretli izin hakkımız yok. Yan birimde hasta bakan hekim arkadaşımızın, tatile çıkacak hekim arkadaşının yerine hasta bakacağım, diye taahhütte bulunursa yıllık izne ayrılabiliyoruz. Öteki türlü maaşımızdan ciddi ücret kesiliyor. Veya 6 ayın üzerinde bir rapor kullandığımızda aile hekimliği sözleşmemiz feshediliyor.”

CEZA PUANI İLE TEHDİT ALTINDAYIZ
Ceza puanı sistemi ile Aile hekimlerinin tehdit altında bırakıldığını anlatan Başkan Çolak, “Aile hekimlerinin yaşadıkları sorunlar yetmezmiş gibi bir de Demokles’in kılıcı gibi ceza puanıyla tehdit altında bırakılıyoruz. Önceden aile hekimlerinin amirliği pozisyonunda Valilik görevliyken şu anda bu amirliği Sağlık Müdürlüğüne aktardılar. Hem denetçiliği yapan, hem işe atamayı gerçekleştiren, hem de şimdi cezayı verecek olan Sağlık Müdürlüğü. Çok keyfi olabilecek ceza puan kalemleri var. Mesela önlük giymemek ya da bakanlığın göndermiş olduğu bilgilendirme el broşürlerini usulüne uygun asmamaktan veya Basın kurumlarına demeç vermekten ceza puanı yiyebilmekte aile hekimleri. Basına demeç vermek tam 50 ceza puanına karşılık geliyor. Eğer aile hekimi 150 ceza puanı yerse hakkında inceleme başlatılıyor. Eğer 200 ceza puanına ulaşırsa sözleşmesi feshedilebiliyor. Onların keyfiyetine bağlı. Daha acı boyutu ise bu keyfi cezaları bizlere yazanların da birer hekim olması. Doktor bunu başka bir doktora nasıl yapar diyoruz ancak yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

İZMİR’DE SÖZLEŞMESİ FESHEDİLEN AİLE HEKİMİ YOK, ANCAK…
Diğer illere nazaran İzmir’de herhangi bir keyfi uygulama yaşanmadığından bahseden başkan Çolak sözlerine şu şekilde devam etti:

“Şu anda İzmir’de ceza puanı nedeniyle sözleşmesi feshedilen hekim olmadı. Ancak başka illerde keyfi şekilde sözleşmesi onaylanmayan hekim olayları yaşandı. Aile hekimliği federasyonu, diğer kurumlar ve bakanlıkla görüşünce geri adım atmak zorunda kaldılar ve arkadaşlarımız sözleşmelerini imzaladılar. Ama Tekirdağ, Hakkâri ve İstanbul gibi farklı illerde ceza puanından sözleşme feshedilmesi veya keyfi nedenlerle sözleşmesi imzalanmayan hekim olayları yaşandı. Yasal olarak her an yaşanabilir durumda çünkü kanunen bu yetkilere sahipler.”

ASIL İŞİMİZ SAĞLIK HİZMETİ VERMEK OLMALI
Aile hekimlerinin sırtına yüklenen rapor düzenlemeleriyle ilgili olarak, Aile hekimleri ile vatandaşın karşı karşıya geldiğini ifade eden Başkan Çolak, rapor yazma alanlarının kısıtlanmasını istedi:

“Aile hekimlerinin asıl işi, hastalara koruyucu sağlık hizmeti vermek olmalı. Yani aşı yapmak, kilosunu takip etmek ve yönlendirmek olmalı. Ancak aile hekimlerinin rapor işi çok fazla. Evlilik raporu, işe giriş raporları, spor yapabilir raporları, av tüfeği raporu gibi raporlarla günümüzü geçiriyoruz. Askerlik raporu ki askeri hastaneler kapatıldıktan sonra aile hekimliğine devredildi. Aslında asker raporunu bizim vermememiz gerekir. Ancak bir kurumsal boşluk olunca, aile hekimlerinin sırtına attılar. Aile hekimi yapsın denilerek üzerimize yüklenen yükler. Mesela spora katılım raporlarında normal eforda bir sorununuz olmayıp da spor yaparken farklı nedenlerden dolayı ciddi sorun yaşanılabilir. Nitekim Türkiye’de örnekleri olan da bir durum; 16, 17 yaşında çocuklarımız spor yaparken hayatlarını kaybetti. Bundan dolayı biz test yapabilen bir hastaneye sevk etmek istiyoruz. Bu sefer vatandaş bizlere tepki gösteriyor. Vatandaş ile karşı karşıya kalmak zorunda bırakılıyoruz. Ya da ehliyet raporu için geliyor. Göze sevk ediyoruz veya ilgili bir rahatsızlığı varsa oraya sevk etmek istiyoruz diye tepki ile karşılaşıyoruz. Bunlar dışında av tüfeği ve formlarla ilgili bizlere bakanlık en son bir yazı gönderdi. Ben kendi adıma bu raporu kimseye vermiyordum. Çünkü av tüfeği öldürüyor. Ben bir hekim olarak bir kişinin av tüfeği ya da bir silah taşıyıp taşımaması idari bir tercihtir; tıbbi bir tercih değildir, düşüncesiyle onay vermiyorum. İçişleri bakanlığı av tüfeği veya başka bir silah vermeyi öngörse de,  ben de hekim olarak öngörmeme hakkımı kullanıyorum. Ancak bunu yaparken hastalarla sorun yaşıyordum. Neyse ki aile hekimliklerinde kayıt değiştirme tercihi olduğundan başka bir aile hekimine gidiyordu. Şu anda bakanlık Psikiyatri sevkin önünü açtı. Artık psikiyatriye sevk edebiliyoruz. Psikolog eşliğinde 500 soruluk bir teste tabii tutularak bu belgeyi alabilir olduğuna karar verebiliyor. Ben hem bu iş için özel eğitim almadım hem de zaten bir vatandaşa 500 soruluk test yapacak vaktim yok. Servis şoförleriyle sıkıntılar yaşıyoruz, onlar belgeye “Servis şoförü olabilir” yazmamızı istiyor ancak ben neye göre değerlendirip bu kararı vereceğim.”

BAKANLIK, İŞYERİNİN İSTEDİĞİ RAPORU VERMEYİN DİYOR
Bakanlığın ver dediği rapor ile şirketlerin vatandaştan beklediği raporun farklı olduğundan bahseden Başkan Çolak, şu bilgileri aktardı:

“İşyeri, çalıştırmak istediği personelden rapor istiyor, vatandaş da aile hekimlerine geliyor. O zaman bunun için bizim elimize veri vermeleri lazım; ölçüt gerekiyor. Ancak bizde bu ölçüt ve veri yok. Bakanlığın algoritması, rapora hiçbir ek ifade yazmayın, diyor. Ancak iş yeri vatandaştan bunun yazılı olmasını istiyor. Ben aile hekimi olarak neye göre olur ya da olmaz yazacağım?  Bütün raporlarda biz çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bizim sıkıntıdan kurtulmamız için Bakanlığın, diğer tüm rapor isteyen kurumlarla sabit bir rapor düzenlemesi gerekiyor. Rapor yaklaşımının aynı olması gerekiyor. Bunun yanında çoğu rapor gereksiz, bir o kadar rapor da sadece kişi beyanıyla çözülebilecek raporlar. Geriye kalan, iş sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili raporların da işyeri hekimlerinden ya da işe giriş muayenesi yapan birimlerden verilmesi gerekiyor. Herkes bu raporları aile hekimliklerinden istiyor.”

HEKİMLERE UYGULANAN MOBBİNG DAYANILIR GİBİ DEĞİL
Hekimlere uygulanan mobbing ile ilgili açıklamalarda bulunan Başkan Dr. Ocak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bütün hekimlere yönelik çok ciddi bir mobbing var. En çok asistan hekimlere mobbing uygulanıyor. Bizim asistanlık eğitimimiz 24 saat nöbet tut, ertesi gün devam et, şeklindeydi. Bununla ilgili hastane ve poliklinikler için hizmetin dönmesini ancak karşılıyor. İntihar eden asistan hekimler ve bizim eylemlerimiz sonrasında bakanlık 24 saat nöbet sonrası izin tanımladı ancak çoğu yerde bu uygulanmıyor. Çünkü klinikte hizmetin yürümesi için bu sistem gerekiyor. İş yükünden kaynaklı mobbing had safhalardayken bir de Başhekimlerin politik atanmaları dolayısıyla mobbinge maruz kalınıyor. İdareye politik duruşa karşı sorun çıkarılmasın, istedikleri gibi yürüsün diye hekimlerin üzerinde uygulanan mobbing var.”

 
AK Partili Çelik'ten kimyasal silah tepkisi
 
8 ilde bahis operasyonu: 40 milyon dolarlık kripto para!
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Kanser taraması randevu sistemi kullanıma açıldı
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "Kanser taraması randevu sistemini Türkiye ...
Bakan Koca açıkladı: 5 madenci taburcu oldu
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Amasra'daki maden ocağı patlamasında yaralanan ...
'Et yiyen bakteri' kabusu: Vakalar katlandı...
ABD'nin Florida eyaletini vuran Ian Kasırgası'nın ardından et yiyen bir ...
 
Tarih verdiler... Dünya Sağlık Örgütü'nden ürküten rapor!
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ilk defa hareketsizliğin etkileri üzerine küresel bir rapor hazırladı.
Artık duyabilecek... İzmir, Alperen'e 'ses' oldu!
İzmir'de kulakları kapalı doğan ve düzenlenen yardım kampanyasından elde ...
Dengeli beslenmek bağışıklığı güçlendiriyor!
Sonbahar mevsimine geçiş yaptığımız bu günlerde vücudu hastalıklara karşı ...
 
'Covid'in ölümcüllük oranı gripten daha düşük'
Sağlık Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, "Virüs mutasyon ...
İzmir'de dernek başkanı 'sessiz ölüm'leri anlattı... Hastanelerin Çernobil'i!
Çalışma saatleri ve iş yükleri arttığı için daha fazla radyasyona maruz ...
Varisler emboliye neden oluyor
Türkiye’de neredeyse her iki kişiden birinde görülen varis, ülkemizde ...
 
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Gıdada dünya değişir mi?
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
'92 yıl' sonra iade-i ziyaret!
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Demokrasimizin hal-i pürmelali!
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
İzmir-İN
Nüvit TOKDEMİR
Nüvit TOKDEMİR
Boş iş, boş laf!
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
What Churchill Faik Bey?
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Vesayet ve özerklik kıskacındaki belediyeler
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Öncü sınıf
Ender ALDANMAZ
Ender ALDANMAZ
AK Parti İzmir'de nerede hata yapıyor?
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Bir daha!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva