HABERLER>YEREL YÖNETİMLER
24 Ekim 2021 Pazar - 16:05

Kılıçdaroğlu'ndan İzmir'de muhtarlar zirvesinde mesaj: Oya değil, yönetmeye talibim!

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Fuar İzmir'de düzenlenen “Türkiye Muhtarlar Çalıştayı”nda konuşarak muhtarlara önemli mesajlar verdi. Kılıçdaroğlu açıklamasında "muhtarlığın kamu kurumu sayılması lazım. Türkiye Muhtarlar birliği yok. Resmi olacak bu. Çok parçalı yapınız var. Çok kalabalıksınız ancak politik olarak çok ayrıştığınız için politikacılar bu ayrımcılığı kullanıp vaatte bulunup arkasını getirmiyor. Ben sizin oyunuza talip değilim. Ben sizin sorunlarını çözmeye talibim" dedi.

Kılıçdaroğlu ndan İzmir de muhtarlar zirvesinde mesaj: Oya değil, yönetmeye talibim!

Oktay GÜÇTEKİN / EGEDESONSÖZ - İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Türkiye Muhtarlar Çalıştayı Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katılımları ile Fuar İzmir'de gerçekleştirildi.

Çalıştaya CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun yanı sıra, ev sahibi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, İlçe Belediye başkanları, parti ilçe başkanları ve Türkiye'nin dört bir yanında gelen mahalle muhtarları katıldı.

SAAT GİBİ ÇALIŞARAK ÜLKEMİZİ İNŞAA ETMELİYİZ!
Gittiği illerde mutlaka muhtar arkadaşlarla toplantı yaptığını belirterek konuşmasına başlayan Kılıçdaroğlu, "Türkiye'nin için de bulunduğu şartları hepimiz iyi biliyoruz. Aile içinde dostlarımız ile kahvede, tarlalarda konuşuyoruz. Biz yeni bir şeyler yapmak zorundayız. Kavga etmeden, ayrışmadan, bölünmeden ancak bir saat gibi çalışarak ülkemizi inşa etmek zorundayız. Bazen kolunuzda saat taşırsınız, Arka kapağını açtığınızda orada çalışan mekanizmayı görürsünüz. Her bir çark kendi görevini yaparak, bize saniye dakikayı gösterir. O çark iyi çalışmazsa zamanı doğru öğrenemeyiz. Türkiye'de geldiğimizi nokta budur. Demokrasi çarkının iyi çalışması lazım. Bu çarkın ne büyük noktasını siz muhtarlara oluşturuyorsunuz. Son kurultayımızda ikinci yüzyıla çağrı beyannamesi yayınladık. Bir yüzyıl geçti. 2023'de sonra ikinci yüzyıla başlayacağız. Buna başlarken bu ülkede huzurun, demokrasinin, gelişmenin, kalkınmanın olmasını istiyoruz. Her mahallede, köyde, ilde huzur olmasını istiyoruz. Elbette ki düşüncelerimiz farklı olabilir. Ancak hepimizin bayrak ve vatan aşkı kaçınılmazdır. Biz bu bayrağın altında huzur içinde yaşamak istiyoruz.  Akademisyen arkadaşlar ise size muhtarlığı anlattılar. Muhtarlığın tarihçesini ve geleceğini anlattılar. Yerleşim yeleri itibari ile muhtarlığın katılımını ve bilgi çağında muhtarlığı anlattılar. Ben size muhtarlarla ilgili farklı bir şey anlatacağım. 1833 yılı Kastamonu Taşköprü’de yapılan bir muhtarlık seçimi… Milletvekili seçimlerinden önce yapılan bir muhtarlık seçimi… İlk kadın muhtar Aydınlı’da.  Muhtarlık kurumu tarihçesi anlatıldı ancak bu kurum ne kadar değerli, ne kadar önemli, siyaset bu kuruma yeterli desteği veriyor mu, bunu hafızanızın bir yerinde tutun. Siyasi partiler, devleti yönetenler, muhtarlık kurumuna düşündüğünüz değeri veriyor mu? Ne değer, ne de önem veriyor... Değer vermek ve önem vermek ne demek? Değeri ve önemi nasıl vereceğiz? Sadece muhtarlar çok değerlidir diyip alkışlarsak bunun altı boştur" dedi.

NEDEN MUHTARLIK EVİ YOK?
Muhtarları değerli kılmak üzere yapılması gerekenlerin altını çizen Kılıçdaroğlu, "82 kanun ve tüzük de muhtar adı geçer. Ne siz bilirsiniz o maddeleri ne de ben bilirim. Bir temel muhtarlık kanunu yok. Buna ihtiyacımız var bizim. Muhtarın elinin altında muhtarlık kanunu olacak. Bunu yaptık. 105 maddeden oluşan muhtarlık temel kanunun taslağını hazırladık. İlgili muhtarlık kuruluşlarına gönderdik ve bakın dedik, Şimdi elimizde bir muhtarlık temel kanunu taslağı var. İkicisi ise seçim olur belediye başkanları ve muhtar seçimleri olur. Sizlerin birleşik oy pusulanız yok. Girersiniz kabine, beğendiğiniz muhtar adayının pusulansını alıp çıkasınız. Bu siyasilerin muhtarlara değer vermediğinin göstergesidir. Eğer muhtarlık kurumuna değer veriyorsanız, birleşik oy pusulasını olması lazım. Belediyelerin binaları var. Muhtarları büyük bir kısmı ya binası yoktur ya da derme çatma binası vardır ya da kiralık bir yerde oturur. Neden sizin muhtarlık eviniz yok? Neden yapılmıyor bu? Bizim bazı belediyelerimiz tek tip muhtarlık evi yaptı ve teslim etti" diye konuştu.

SİYASET KURUMU MUHTARLARA ÖNEM VERMİYOR
Muhtarların bir bütçesi olmadığına değinen Kılıçdaroğlu, "Bütçeden söz edildi. Sizin bir bütçeniz yok. Çünkü siyaset kurumu size önem vermiyor. Sizin bir bütçenizin olması lazım. Bu aynı zamanda denetim demektir. Gittiğim her toplantıda örnek veririm. Fakir bir ailenin çocuğu üniversiteyi kazandı, otobüs parası bile yok. Belediye başkanına, milletvekiline, bakana ulaşamaz; başbakana, cumhurbaşkanına hiç ulaşamaz ancak en rahat ulaşabileceği kişi muhtardır. Gider ona söyler. Bu ne anlama geliyor? Muhtar doğrudan doğruya kendi mahallesinde bulunan kişinin sorunlarına çözüm üreten kişidir. Der ki otobüs biletini alıyorum git gel der. Bu çok mu zor? Hayır. Ben bunu ilk dillendirdiğimizde muhtar bütçesi diyorsun ancak parayı nereden vereceksin diyorlar. Oturduğun yerlerde emlak vergisi alınıyor. Onun yüzde 1'i 2'si muhtarlara tahsis edilse ayıp mı olur günah mı olur? Biz sadece muhtarlık kurumlarını değil belediyeyi de güçlendirmek istiyoruz. Otopark yerini merkezi hükümet yapmaz belediye yapmak zorundadır. Vatandaş gelip belediyeye sorar. Taşıt vergisini, motorlu taşıt vergisini merkezi hükümet alır, neden belediye almaz? Gelişmiş ülkelerde bu vergiyi yerel yönetimler alır. Ben buraya kayıtlıysam bu vergiyi belediye öderim ve belediyeyle sorunumu çöz derim. Hem kaynak vermiyorsunuz hem sorunu çöz diyorsunuz. Bu ne anlama geliyor? Biz dersimize iyi çalışıyoruz. Biz Türkiye’yi biz dersimize iyi çalışıyoruz. Biz Türkiye’yi adalet, bilgi, birikimle yöneteceğiz" dedi.

MUHTARIN POLİTİK KİMLİĞİ YOKTUR!
Köy tüzel kişiliklerinin mahalleye dönüştürülmesine ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, "Dönüştürüldü ancak mahalle değil. Malına mülküne el konuldu. Bunları geri iade edeceğiz.  Bir bütçesi olsun dedim, fakir bir aile eğer sorunla karşılaşıyorsa o bütçeden o aileye muhtar yardım eder. Yabancı bir kuruluş, ülkemizde yoksulluk araştırması yapmak ister. ODTÜ'den bir hocamız alır bunu araştırma yapmak ister. Hoca ODTÜ lojmanlarında oturuyor, nerden bulacak yoksulu götürecek. Biri diyor ki yoksulla görüşmek istersen ya mahalle muhtarı ya da mahalle bakkalına gideceksin. Dolayısıyla sosyal yardımları politik amaçlarla değil, sosyal yardımları muhtarlık aracılığı ile dağıtmak lazım. Muhtarın politik kimliği de yoktur. Seçime girerken politik kimlikle seçime girmez. Adıyla girer. Sosyal yardımların biz nasıl yapıyoruz? Politikacıyla versen böyle olur fakirleri diziyorsun sıraya TV'leri çağırıyorsun ben fakirlere şunu dağıtacağım diyorsun. Bu insan onuruna aykırıdır. Bu bizim inancımıza da aykırıdır. Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek. Muhtar bunu dağıtırsa bu sorun ortadan kalkacak" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu sözlerine muhtarların karşılaştıkları sorunlara değinerek devam ederken, iktidara gelmeleri durumunda yapacaklarını şu ifadelerle özetledi:

"Belediyelerin olduğu yerlerde mahallede sevilen muhtarsınız, bir bakıyorsunuz mecliste karar çıkmış sizinle ilgili.. Mahalleli gelip yakalıyor muhtarı bu nedir diye... Muhtar da ben belediye meclis üyesi değilim meclise gitmiyorum diyor. Söz, her muhtar kendi mahallesi ile ilgili bir karar alınacaksa mecliste, o meclise katılacak ve söz ve karar sahibi olacak. O zaman mahalleli gelip muhtarı bulduğunda muhtar anlatacak. Olayın arka planını muhtar öğrenmiş olacak. Bunu yapmadığınız takdirde böyle demokrasi olmaz. Demokrasi katılımcılıktır.

MUHTARLIK BİR KAMU GÖREVİ SAYILMIYOR!
Muhtarlık bir kamu görevi olarak sayılmıyor. Kanun öyle öngörüyor. Belediye başkanı muhtarlarla ortak proje yapmaz, yaparsa soruşturma açılır. Kanunun değişmesi lazım 5393 sayılı kanunun 75'nci maddesi değişmesi ve muhtarlığın kamu kurumu sayılması lazım. Türkiye Muhtarlar birliği yok. Resmi olacak bu. Çok parçalı yapınız var. Çok kalabalıksınız ancak politik olarak çok ayrıştığınız için politikacılar bu ayrımcılığı kullanıp vaatte bulunup arkasını getirmiyor. Ben sizin oyunuza talip değilim. Ben sizin sorunlarını çözmeye talibim.

KENDİ HAKLARINIZA SAHİP ÇIKMANIZI İSTİYORUM
Türkiye'nin adalet ile yönetilmesi lazım. Ahlak, bilgi, birikim ile yönetilmesi lazım. Hiçbir devlet bir kişinin iki dudağına teslim edilmez. Dünyada böyle bir örnek yoktur. Devletin organları vardır. Osmanlı’da da liyakat vardı. Padişahlar doğrudur ancak başbakanlık görevini sadrazam yapar.  Bunların tamamı yönetimde liyakati sağlayabilirseniz devleti güzel yönetirsiniz. Bu yektiler muhtara verildiğinde, en çok hükümetin işine yarar.  Her türlü bilgiyi alabileceksiniz. Bu çerçevede olaylara kendi hakkınıza sahip çıkmanınız istiyorum. İkinci bir yüzyıla giriyoruz.  İkinci yüzyılda Türkiye'nin barış ve huzur içinde büyümesi lazım. Karalayarak, kötü örnek olarak değil, akıl erdem, adalet ile devletin yönetilmesi lazım. Devlet soyulacak organ değildir. Siyaset devletin rantını cebine indiren kurum değildir. Hak için, adalet için çalışır. Bundan dolayı sosyal devlet diyoruz. Size ödenek veriliyor. Maaş verilmiyor. Hastalandığınızda ödendiğiniz kesilir. Yurtdışına gidin gelin bakın kesilmiş mi kesilmemiş mi? Size maaş verilmesi lazım. SGK primlerinizin devlet tarafından yatırılması lazım. İcra dairelerinde yağmur gibi belge yağıyor. Bunu tebliğ edin diyorlar. Peki tebliğ ediyorsunuz, karşılığında bir şey alıyor musunuz? Anayasa ne diyor angarya yasaktır bedava iş yapılmaz diyor. Muhtarlığın bütçesi olduğu zaman, hem tebliğ için standart ücret olur. PTT çalışanı bunun için ücret alıyor ancak size vermiyorlar. Bir sabah bir yere baskın düzenlenecek muhtarı alıp gidiyorlar. Muhtar karakolun bekçisi, postanenin nöbetçisi muhtar olmamalıdır.

SİYASET VATANDAŞLAR ARASINDA AYRIM YAPMAZ
Sizden isteklerim var, genler geldiğinde onlara şunları söyleyin; Torpilden canları yanmış, KPSS'den yüksek almışlar ancak dayısı olmadığı için sözlüden düşük alıp eleniyorlar. Onlara diyin ki Kılıçdaroğlu dedi ki mülakatı kaldıracağız. Kimin ne hakkıysa hakkını teslim edeceğiz. Çiftçi dosyalarını var, bankalarda kredi aldılar... İlk bir haftada o faizlerin tamamını sileceğiz, anaparayı makul taksitler ile alacağız. Zaten çiftçi bitmiş durumda. Hiçbir vatandaşı diğerinden ayırmayacağız. Tunç Başkanımız çok güzel örnek verdi. İBB başkanı seçildim, en düşük oy çıkan köy muhtarına gittim dedi. Biz böyle çalışmak zorundayız. Yapmazsak toplumu böleriz. Siyaset vatandaşlar arasında ayrım yapmaz. Devlet ayrıdır, siyasi partiler ayrıdır. Siyasi partiler devlet değildir. Etnik kimlik üzerinden siyasete asla izin vermeyiz ve doğru bulmayız. İnanç üzerinden asla siyaset yapmayız, herkesin inancına saygılıyız. Hiç kimsenin yaşam tarzına müdahale etmeyiz, bunlara saygı duyarız. Diyeceksiniz ki siz siyaseti nasıl yapacaksınız. Biz siyaseti sosyal kimlikler üzerinden yapıyoruz.

Türkiye'nin çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Bütün sorunlar akılcı politikalar ile çözülebilir. Ekonomik buhran içindeyiz. Türk Lirası güneş görmüş kar gibi eriyor. Bu karakışı atlatacağız, az kaldı. Bereketli güzel bir Türkiye’ yi birlikte kuracağız. Sözüm sözdür beraber yapacağız. Vatadaşlar ve muhtarlar arasında hiçbir ayrım yapmadan, herkes başımızın üstünde taşıyıp sorunlarımızı çözeceğiz."

SOYER: DİRİ VİCDANLARLA TOPLUMUN HUZURUNUN TEMİNAT ALTINA ALINMASIDIR
Konuşmasına Anadolu'da geçmişten gelen bir efsane ile başlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, "İzmir’de, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılımı ile gerçekleştirdiğimiz Türkiye Muhtarlar Buluşması’nda sizleri ağırlamaktan büyük onur duyuyorum. Sözlerime kısa bir Anadolu öğretisi ile başlamak istiyorum. Şahmeran, bir eski Anadolu efsanesidir. Şahmeran efsanesi, bir yanı kadın diğer yanı yılan olan doğa üstü bir varlıkla; bir çoban arasında geçen hikayedir. Asırlardır söylenegelen bu efsane, özetle şunu anlatır: İnsanın hırsı, yılanın zehrinden daha tehlikelidir. Çünkü kendini de zehirler. Kadim toplumlar, insan hırsının panzehiri olarak vicdan kavramını tarif etmiştir. Vicdan, asıl olarak, insanın bir başkasında yaşamasıdır. Veyahut da kendi sınırlarını bir başkasının gözünden görebilmesidir. Vicdan, bir duruş, fakat aynı zamanda bir eylemdir. Başkalarını incitmeden yaşama eyleminin tarifidir. Kökleri bu coğrafyaya, İzmir’e yaslanan demokrasi, bana göre bir vicdan örgütlenmesidir. Demokrasi, bireyin içindeki vicdanın, birlikte yaşamanın ilkelerine şekil vererek örgütlü bir topluma dönüşmesidir. Demokrasi beş yılda bir sandığa gidip oy kullanmaktan ibaret değildir. Demokrasi, her an her yerde birlikte yaşamanın huzurunu sağlayan düzendir. Diri vicdanlarla toplumun huzurunun teminat altına alınmasıdır" diye konuştu.

YEREL YÖNETİMLERE DE BÜYÜK SORUMLULUKLAR DÜŞÜYOR
Sözlerine İzmir'de uygulanan muhtarlık politikasının CHP Lideri Kılıçdaorğlu'nun önerisi ile ortaya çıktığıyla devam eden Başkan Soyer, şu ifadeleri kullandı:

Ben, Türkiye’nin değerli muhtarlarını, sizleri, halkımızın vicdanı olarak görüyorum.  Bu nedenle muhtarlık müessesesi, bir vicdan örgütlenmesi olan demokrasinin kilit taşıdır. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı için muhtarlık kurumuna dair iade-i itibar politikasını çok somut olarak tarif etmektedir. Bu politikanın gereğini yerine getirmek için merkezi yönetimin yanında yerel yönetimlere de büyük sorumluluklar düşüyor. Bu nedenle İzmir Büyükşehir Belediyesi, geleceğin Türkiye’sindeki muhtarlık anlayışını şimdiden ete kemiğe büründürmek için var gücüyle çalışıyor. Bugünkü buluşmamız, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun tüm Türkiye için tarif ettiği muhtarlık politikasını İzmir’de uygulama kararlılığımızın bir sonucudur" diye konuştu.

 MUHTARLARIMIZIN TAMAMIYLA VERİMLİ BİR ÇALIŞMA YÜRÜTÜYORUZ
İzmir’in 30 ilçesinde, muhtarlarımızın tamamıyla verimli bir çalışma yürütüyoruz. Muhtarlarımız, bizim icraat rehberimiz. İzmir’de yürüttüğümüz tüm çalışmaların yaşam bulmasında, muhtarlarımızın talep, görüş ve önerileri Belediyemize yol gösteriyor. Göreve geldiğim ilk gün, ilk iş olarak İzmir’de en düşük oy aldığım köye, Kiraz’ın Dokuzlar köyüne gitmiştim. Orada köy muhtarımızın ve vatandaşlarımızın isteklerini dinledim. O gün, İzmir’in tüm muhtarlarıyla düzenli buluşma kararı aldım. Nisan 2019’dan bu yana İzmir’in otuz ilçesini ziyaret ederek en merkezi mahalleden en uzak köyümüze kadar ilimizin tüm muhtarları ile yüz yüze görüştüm ve her birinin dertlerini dinledim.

TÜRKİYE TARIMINA VURULAN EN BÜYÜK DARBE OLDU
Muhtarlarımızla buluşmaların ışığında, merkez mahallelerimizde çalışan bir Acil Çözüm Ekibi kurduk. Bu ekibimiz, ekonomik açıdan dezavantajlı mahallelerimizin sorunlarını süratle çözüme kavuşturuyor. Köylerimiz içinse çiftçilerimizin üretim desenini belgeleyen bir Kırsal Saha Ekibi oluşturduk. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin alım garantisi programını, bu çalışmanın sonuçlarına göre belirliyor, böylelikle en yoksul üreticilerimizi hızla destek kapsamına alıyoruz. Tüm bu çalışmalarımızı değerli muhtarlarımızla eşgüdüm içinde yürütüyoruz. Seyyar Makam uygulamasını da muhtarlarımızla kurduğumuz bağı güçlendirmek için başlattık. Seyyar Makam sayesinde mahallelerimizi ilgili bürokratlarımızla ziyaret ediyor, sorunları yerinde görüyor; çözümleri doğrudan ve zaman kaybetmeden üretiyoruz. 2013 yılında Cumhuriyet tarihimizin en talihsiz kararlarından biri verildi. 16 bin köy kapatıldı ve mahalleye dönüştürüldü. Köylerin mallarına bir gecede el kondu. Bu, aynı zamanda Türkiye tarımına vurulan en büyük darbe oldu.

TÜRKİYE TARIMI HİÇ KİMSENİN İNKÂR EDEMEYECEĞİ BİR DÜZEYDE ZARAR GÖRDÜ
Bu durumun Türkiye’ye vereceği zararı o daha günden görmüş ve “Geleceğin Köyleri” adlı bir hareketin kıvılcımını yakmıştık. O yıl, Seferihisar Teos Antik Kenti Tarihi Parlamentosu’nda yüzlerce köy muhtarıyla bir araya gelerek köylerin kapatılmasına karşı mücadelemizi başlattık. Şunu söyledik: Köyler mahalle haline gelmemeli. Böyle olursa, Türkiye tarımı çöker. Yazık ki haklı çıktık. Yasanın çıktığı günden bu yana, Türkiye tarımı hiç kimsenin inkâr edemeyeceği bir düzeyde zarar gördü. İzmir’de, bu büyük adaletsizliğe son vererek, yoksulluk ve kuraklıkla mücadele etmek için tüm Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yeni bir tarım politikası oluşturduk. İzmir Tarımı ile başka bir tarımın nasıl olabileceğini tarif ediyor ve bunu muhtarlarımızla birlikte adım adım uyguluyoruz

TÜRKİYE’SİNİN FOTOĞRAFINI ÇEKMEMİZİ SAĞLADI
Yüzüncü yılında, Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırma hedefimizi ancak mahalle ve köylerden başlayarak gerçekleştirebiliriz. Bunun için halkımızın vicdanı olan siz muhtarlarımıza çok büyük görev düşüyor. Bugün gerçekleştirdiğimiz Türkiye Muhtarlar Buluşması’na Türkiye’nin 78 ilinden 366 ve İzmir’in tüm ilçelerinden 1150, toplam 1516 muhtarımız teşrif etti. İzmir’de, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, bu muhteşem toplulukla bir araya gelmenin gurur ve mutluluğunu yaşıyorum. Buluşmamızın sabahki bölümünde gerçekleşen yuvarlak masa çalışmaları ülkemiz muhtarlarının gözünden geleceğin Türkiye’sinin fotoğrafını çekmemizi sağladı. Edirne’den Ardahan’a, İzmir’e gelerek değerli birikimini bizlerle paylaşan tüm muhtarlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. Ayağınıza taş değmesin.

 YEPYENİ BİR TÜRKİYE İNŞA ETMEK İÇİN BİZLERE REHBERLİK EDİYORSUNUZ
Sayın Genel Başkanım, yepyeni bir Türkiye inşa etmek için bizlere rehberlik ediyorsunuz. Bugün aramıza katılarak bizlere bir kere daha onur verdiniz. Ülkemizin dört bir yanında umudun yeniden yeşermesini sağladığınız için size şükranlarımı sunuyorum."

 
Muğla'da haraç çetesine operasyon: 6 gözaltı
 
Aydın'da Yörük Şöleni renkli görüntülere sahne oldu
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Bayraklı modernleşmeye tam gaz devam ediyor!
Bayraklı Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü, ilçeye modern parklar ...
Kılıçdaroğlu da katıldı... Karabağlar'da açılış şöleni
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Karabağlar Belediyesi tarafından ortak ...
Türkiye Muhtarlar Buluşması İzmir’de başladı
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Etkin ve Demokratik Yerel ...
 
120'nci yaşa özel sergi!
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir Saat Kulesi’nin 120’nci ...
Konak’ta tarihe yolculuk!
Konak Belediyesi’nin düzenlediği Basmane’den Kadifekale’ye “Konak Tarih ...
Karşıyaka'da Saygı Koşusu başvuruları başladı!
Karşıyaka Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen Ata’dan Ana’ya ...
 
Başkan İduğ yenilenen parkta piknik yaptı
Bornova Belediye Başkanı Dr. Mustafa İduğ, yapılan yenileme çalışmalarıyla ...
Başkan Soyer’den belediyecilik dersi: Her işte yol gösterici olmalıyız!
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, SODEV’in düzenlediği Yerel ...
Başkan Soyer’den ‘dip dalga’ vurgusu: Halk ‘artık yoksulluk yetti’ diyor
Aliağa Emek ve Barış Şenlikleri’nin açılışında konuşma yapan Büyükşehir ...
 
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Kırk yıl önce kırk yıl sonra
Filiz SEZER
Filiz SEZER
2021’in kelimeleri
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Alkışlarda yaşayacaklar
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Asgari ücret kaç para ol(ma)malı?
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Paha biçilmez miras…
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Birleşik Krallık yasta-Fransa’yla ara çok gergin
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Anda kalmadan, anı yaşamak
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Faiz/Riba mümkün mü?
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Diyabet, yoksulluk ile bağlantılı değil mi?
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Yaprak dökümü...
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva