HABERLER>SAĞLIK
3 Eylül 2020 Perşembe - 13:37

İzmir Eczacı Odası Başkanı Sayılkan: Aşı olmakta fayda var ama...

Bu yıl taş çatlasın 1 milyon 300 bin grip aşısı geleceğini belirten Tuncay Sayılkan, "65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişi sayısı, 30 milyon... Herkesin aşı olması imkânsız... Aşı olması zorunlu ve öncelikli kişilere yapılması gerekir" dedi

İzmir Eczacı Odası Başkanı Sayılkan: Aşı olmakta fayda var ama...

EGEDESONSÖZ - İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan, SonSöz TV'ye konuk oldu. Gazeteci-Yazar Muhittin Akbel'in sorularını yanıtlayan Sayılkan, zatürree ve grip aşısının ülkemize yeterli sayıda gelmeyeceğini,  bu nedenle herkesin aşı yaptırmasının mümkün olamayacağını söyledi.

"Covid 19, geçmişte karşılaşılan hastalıklardan farklı bir hastalık olduğu için tanımlaması ve tedavisi konusunda dünyada çok zorlanıldı. 11 Mart’ta yapılan açıklamadan sonra sağlık çalışanları özverili bir mücadeleye girdi. İlk zamanlarda süreç ülkemizin açısından sıkıntılı değildi, kontrol altına alınmış ilerliyordu ta ki 1 Haziran sonrasında tedbirlerin gevşetilmesi ile zor bir süreç başladı. Hijyen ve sosyal mesafe kuralları 1 Haziran’dan sonra sanki hastalık geçmiş gibi ilerledi, iyi anlatılamadığını düşünüyorum. İnsanlarımız hastalık bitti diye düşündü."

ECZACILAR, MÜCADELENİN İSİMSİZ KAHRAMANLARIDIR
"Sağlık çalışanlarımızın birçoğu evine gitmeden insanları tedavi ederek, fazla hasar görmeden doğru tedavi ve süreçler için önemli bir mücadeleye girdiler. Eczaneler de bu süreçte tam olarak hakkı teslim edilmeyen bir meslek grubu. Meslektaşlarımı isimsiz kahramanlar diye adlandırıyorum. Sürecin başında bizlere ekstra görev verildi. Sağlık Ocakları’na insanlar gidip yoğunluk oluşturmasın, diye kronik hastaların hastaneye hiç gitmeden, reçeteye ihtiyaç duymadan ilaçlarını alabilme imkânı yaratıldı. Bu süreçte önemli bir görev üstlendik. Eczanelere maske, eldiven, dezenfektan ve vitaminler için normalin 3 katı kadar başvuru oldu. Bu süreçte hiç şikâyet etmeden bu işleri yapmaya çalıştık. Sağlık çalışanlarına toplu ulaşım ücretsiz olduğu zaman eczane çalışanlarına unutmuşlardı. Sevgili Tunç Başkan’a ve Genel Sekreter Dr. Buğra Gökçe'ye mesaj göndermiştim, bir gün eczacıları da dâhil ettiler. Eczanelerde biz insanlarla yüz yüze temastaydık. Bize herhangi bir standart getirilmeyince kendi çapımızda önlemler aldık. Hem kendimizi, hem hastayı korumak adına… Eczaneye hemen hemen 80-100 kişi başvurduğu bir durumda sizden önceki hastanın virüs taşıyıp taşımadığını bilemezsiniz. Bu durumda, diğer hastayı da korumak zorundasınız. Bize belli donanımlar gelir diye bekledik kimse bize bir şey göndermedi. Biz üyelerimize maske göndermeye çalıştık, maske sıkıntısı olduğu dönemlerde. Maskeyi bulmak zordu. Buna rağmen 1800 eczanemize maske gönderdik. İlçe belediyelerimizin hemen hemen hepsi eczanelerimizin dezenfeksiyonlarını yaptı. Çalışma saatlerimizi kısalttık. Cumartesi günleri nöbetçi eczane sistemine geçtik. İzmir’de hiç eczacı kaybı vermedik. Karantina süreci yaşayan eczacılar oldu. Eczanesi 14 gün karantina ile kapanan eczanelere bütçemiz ölçüsünde yardım yaptık. Mesul müdür talebi olursa onu da yerine getirdik. Depolara ödeme sıkıntısı yaşandı ve depocu arkadaşlarla konuştuk, borçları esnettiler. Türkiye’de 6-7 meslektaşımızı kaybettik. Yaklaşık 4-5 eczacı çalışanını kaybettik."

GRİP AŞISI MESELESİNİ HALKA DOĞRU ANLATMAK GEREKİR
"Aşı konusu, doğru anlatılması gereken bir konu... Ne olduysa, bu sene herkesin aşı olma talebi var. Herkes aşı yaptırmak için adını yazdırıyor eczanelere... 2018’de iki ayrı firma, toplam 1 milyon 850 bin aşı getirmiş ülkemize. İkinci firma bir daha gelmemiş ve iş tek firmaya kalmış. Bu firma 1 milyon 300 bin aşı getirmiş. Bu sene de sipariş verilen resmi rakam, 1 milyon 230 bin ile 1 milyon 250 bin arasında. Eczanelerdeki siparişleri hesaplarsak, sipariş edilen aşı rakamının beş katı eder. Burada vatandaşı doğru bilgilendirmek lazım... Herkese aşı yaptırma gibi bir şansımız yok. Taş çatlasın, 1 milyon 300 bin aşı gelecek. Ülkemizdeki 65 yaş üstü ve kronik hasta sayısı toplamı 30 milyon. Hedef kitle 30 milyon, aşı 1 milyon 300 bin! Firmadan en fazla 2 milyon aşı gelse bile yetmez. Aşı, hap gibi seri üretim yapılabilen bir şey değil. Bir yıl önceki en yaygın grip virüslerini bir aşı haline dönüştürüyorlar. Bu zahmetli ve pahalı bir teknoloji... 65 yaşını geçmiş, kronik hastalığı olan vatandaşlar öncelikli olmak zorunda aşı konusunda. İlk müracaat edenlere aşı yapalım dersek, hata ederiz. Grip aşısı olmazsanız, ölmezsiniz. Sağlıklı bireylerin bu aşıyı olmasına gerek yok."

TİCARETLE, İNSAN SAĞLIĞINI AYIRMALIYIZ
"Şöyle duydum; bazı büyük işyerleri, grip aşısı olmak isteyenlerin ismini yazdırıyormuş. Bu grip aşısı nereden temin ediliyor? 120 bin kadar bir aşının sağlık bakanlığı bünyesine verileceğini biliyoruz. Sağlık çalışanları da olmak zorunda aşıyı, çok doğru bir karar. Geçen sene özel hastanelerde risk grubu olduğuna bakılmaksızın aşı yapıldı. Burada ticaretle insan sağlığını ayırmak gerekiyor. Aşı bitti dediğinizde hastalarınız size kırılıyor. 83 milyon insan var ve 1 milyon 300 bin aşı var. Her sene grip olduğu zaman ağır geçiriyor ya da geçmişindeki bir hastalığın izleri varsa, aşı olduğunda kolay kolay grip olmaz, bağışıklık sistemini aşağı çekmez. Virüs bulaşınca da daha kolay atlatılır. Bilim Kurulu aşı olmakta fayda var diyor. Ben de fayda var diyorum ama aşı miktarı ne yazık ki çok az. O halde ne yapmalıyız? Aşının mutlaka uygulanması gereken öncelikli kişilere yapılması lazım."

İNSANLAR MASKELERİ YERLERE ATIYOR
"İzmir'de pandemi sürecinde örnek bir çalışma sergilendi. Hastanelerde çalışanlar insanüstü bir çabayla bu süreci sürdürüyor. Bizler de bir dakika dinlediğimiz zamanlar olmuyor. Ege Üniversitesi Lokali ile Mahfel Durağı arasında yerde 4-5 tane maske gördüm. Bornova gibi üniversitenin olduğu bir yerde maskeyi çıkarıp yere atabiliyorlarsa, ya biz konunun ciddiyetini anlatamıyoruz demektir, ya da insanlar olayın ciddiyetinin farkında değil. Herkes üzerine düşeni yapmak zorunda...1 Haziran’a kadar belli bir disiplin varken daha sonra bana bir şey olmaz durumuna geldi. Belki sana bir şey olmaz ama Kordon’da aldığın virüsü evdeki annene-babana bulaştırıyorsan, hata yapılıyor demektir. Sen Kordon çimlerinde biranı içiyorsun ama insanlar hastanede yaşama mücadelesi veriyor. Sağlık çalışanlarının verdiği mücadele de anlamsız kalıyor. Sağlık çalışanlarının istifa ettiğini, emekli olduklarını duyuyoruz. İnsanların durumun ciddiyetinin farkında olmadığını görmek sizi boşa düşürüyor. Bu düğünler, asker uğurlamaları devam ediyor. Metrekarede 8 kişi eğleniyor. Bunun bir faturası olacaktı. Nitekim oldu da... Vefat sayılarının 40’lara gelmesi ile birlikte bir yerde yanlış yapıldığı görülüyor. İzmir’de başarının altında yatan neden, sağlık çalışanlarının özverileri kadar vatandaşın da ciddi bir şekilde dikkat etmesiydi. Bugün diğer illerde de durum iyi değil. Sağlık bakanı, hastanelerin yoğun bakım doluluk oranını yüzde 62 olarak söyledi. Pandeminin altıncı ayında bu durum, düşündürücüdür. Bakın Çin'e... Okulları açtılar. Sosyal hayat eski hale döndü. Biz sosyal hayata tam anlamıyla başlayamadığımız gibi başa dönme korkusu yaşıyoruz. Mehmet Öz yazmıştı, herkese bir şekilde bulaşacak diye. Önemli olan sağlıklı kişilerin semptomsuz geçirse bile başka insanlara bunu bulaştırmamasıdır. Hastanelerdeki yoğunluğu azaltıp belli bir rutinde devam ettirmek gerekiyor. Zaten şimdilerde belli bir yaşın altındakileri akciğer ile ilgili sıkıntısı yoksa ilaç verip eve 14 günlük karantinaya gönderiyorlar. Her kanalda herkes bir şey anlatıyor. Artık onları izlemiyorum. Kimisi yanlış bilgi veriyor kimisi içimi karartıyor. Sosyal medya ve interneti tarayıp diğer ülkelerde virüs nasıl gidiyor, bunlara bakmak gerekiyor. Oralarda nasıl mücadele ediliyor, ona bakmak lazım.

GENÇLER, HASTALIK YOKMUŞ GİBİ DAVRANIYOR
"Bu hastalıkla herkes tanışacak. Kimisi atlattığından haberi bile olmayacak. Piyasada birtakım testler satılıyor ve güvenirliliği konusunda endişelerim var. Önümüzdeki süreçte, 11 Mart’tan sonraki disiplin ve ciddiyetle herkesin hijyene, disipline ve mesafeye dikkat etmesi şart. İnsanların yoğun olduğu yerlerde maskeyi uygulamazsak süreci ağrılı ve sancılı yaşayacağız. Genç arkadaşlar hastalık yokmuş gibi davranıyor. O arkadaşları uyarmak zorundayız."

ÜLKEMİZDE YETERİNCE MASKE VAR
"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir dizi önlem açıklamıştı. Parayla maske satışı yasak, demişti. Herhangi bir genelge olmaksızın direkt maske satışı yasak dedi. Otobüse, markete girmek için maske zorunluydu ama maske satmak yasaktı! Sonra devlet, kendi temin ettiği maskeleri biz eczacılar üzerinden dağıtmaya çalıştı. Bizi ekstra yoran üç haftalık süreç yaşadık. Daha sonra üst sınır fiyatıyla doğru yolu bulduk. Nasıl olduysa, maske bize bir liranın altında geliyor ve biz de insanlara 1 TL’ye maske verebiliyoruz. Bir sürü maske satıcısı çıktı piyasaya. Herkes maske üreticisi olmuş. Maske ve dezenfektan makul rakamlarda... O kadar kolonya üretimi yoktu ve orada da sıkıntı yaşadık. Eczacı arkadaşlar 3 TL’ye aldığı maskeyi 4 TL’ye sattı. Bizi suçlu gösterdiler. Oysa bize o maskeyi satanları mercek altına almak lazımdı. Eldiveni anlamakta güçlük çekiyorum. Eldiveni kullanmayın, bulaş riskini arttırır dediği halde bilim kurulu, pek çok insan eldiven kullanmaya devam ediyor. Vatandaşın maskeyi tam gün takması da doğru değil. Aralık ve ocak aylarında sıkıntılı dönemler yaşayacağız. Geçen sene anti-viral ilacı bulamadık. Vatandaş sırayla tek tek bütün eczaneleri arıyor, bulma ümidi ile. Bulunca da Balçova’dan Bornova’ya geliyor, ilacını alıyordu. Aşıda da aynı sorun yaşanıyor. Fakat maskede sorun yok. Yeterince maske üretiliyor."

TEZGÂHTAKİ MASKELERDEN UZAK DURULMALI
"İlk başta yoğun bakım maskeleri filan takılmaya başladı. En doğru maske, 3 katlı ve telli olan maske. Sürekli takıyorsanız birkaç saatte bir değiştirmek gerekiyor. Desenli, elyaftan garip maskeler çıktı. Onlar ne kadar korur, bilemiyorum. Bence onlardan uzak durulmalı. Marka maskeler, desenli maskeler çıktı. Ben onları sağlıklı bulmuyorum. Piyasada ne olduğu belli olmayan tezgâh maskeleri var. Nasıl bir maske olduğu da belli değil. İki tane maske takanlar var. Bunları hava almamak için değil takmıyorsunuz. Bunları karşı karşıya kaldığınız kişilerden size zerrecikler gelmesini engellemek için var. Bu maske sonuçta, çelik yelek gibi değil. İki kişide maske varsa, bir dakikadan fazla konuştuğu ortamda çok risk yok. Birinde var, diğerinde yoksa orada risk vardır. İZBAN’da maske korur ama orada sosyal mesafe çok daha önemli. Aracın belli bir havalandırma sistemi olması lazım. Açık havada hiç sorun yaşanmaz. Kapalı yerde belli bir sürede belli sayıda insan kaldığında, oradaki oksijenin tüketilmesi durumunda, maske de olsa soluduğu havanın tekrar virüs taşıyan bir ortama dönüşmesi söz konusu.

 
Süt Kuzusu projesi Bergama, Kınık ve Dikili ile buluşuyor
 
CHP'li Purçu'nun acı günü
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Bakan Koca 'ikinci pik yaşanıyor' dedi... İzmir yüksek riskli iller arasında!
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bugün gerçekleşen Koronovirüs Bilim Kurulu'nun ...
İngiliz ilaç devi aşı için tarih verdi
Corona virüs aşısı konusunda önemli çalışmalar yürüten İngiliz ilaç devi ...
Prof. Dr. Ceyhan tarih verdi ve uyardı: Mutasyon gerçekleşmezse...
Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, 20'nci yüzyılın ...
 
Kalp nakli bekleyen küçük Neslihan'dan organ bağışı çağrısı
İzmir'de kalp yetmezliği tanısıyla yaklaşık 3 yıldır kalp nakli bekleyen ...
Bilim Kurulu Üyesi Prof. Kara: Böyle giderse tedavi edecek sağlık çalışanı bulamayacağız
Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, Türkiye'nin koronavirüs sürecini ...
Mehmet KARABEL yazdı... Hayat kurtaran ‘kalp krizi’ korsesi!
Mehmet KARABEL yazdı... Hayat kurtaran ‘kalp krizi’ korsesi!
 
Bilim Kurulu Üyesi Özlü: Kontrolü kaybediyoruz, bizim karar yetkimiz yok
Bilim Kurulu Üyesi Tevfik Özlü, "Sosyal medyadan bana yazıyorlar ‘’niye ...
Bakanlık el koydu: Pozitif vakaları sisteme girmediler!
PCR testini yapan bazı kuruluşların 8 Ağustos'tan sonra pozitif çıkan ...
Tabip Odası Başkanı Çamlı’dan ‘kısmi artış’ yorumu: Risk çok büyük!
Bakan Koca'nın açıklamasına göre İzmir'de ılımlı bir vaka artışı görüldüğüne ...
 
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Sözün tükenişi
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Öldüren zevk almıyorsa gelsin 'iyi hal indirimi!'
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Başımıza gelenler
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Soylu'nun iki kez soruşturma izni verdiği başkan!
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Bizim çocukları reklamcılar mı bozdu?
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Kalite
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Son nefes
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Hyggelic
Filiz SEZER
Filiz SEZER
Sosyal medyanın güç odakları
Serdar DEĞİRMENCİ
Serdar DEĞİRMENCİ
İl Özel İdaresi malvarlıklarına ne oldu?
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva