HABERLER>YEREL YÖNETİMLER
23 Nisan 2024 Salı - 09:27

Başkan Tugay'dan mesaj seli: Saray rejimi bir parantez olarak kalacak!

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay yayımladığı makalede “Tarihin uzun ve kısa dalgaları vardır. Uzun dönemler açısından bakıldığında insanlık ileri doğru gider ama kısa vadede bazı döngüsel hareketler geriye gidiliyormuş izlenimi verebilir. Son yirmi beş yılı kapsayan dönemde ortaya çıkan “saray rejimi” Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ilerleyişinde kısa bir parantez olarak kalacak, egemenlik yeniden saraydan halka geçecektir" dedi.

Başkan Tugay dan mesaj seli: Saray rejimi bir parantez olarak kalacak!

EGEDESONSÖZ- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Birgün Gazetesi’nde demokrasi ve yerel yönetimler ilişkisini ele alan bir makale yazdı.

Başkan Tugay makalesinde son 20 yılda Türkiye’de çoğulcu demokrasinin yerine otoriterleşme riskinin oluştuğunu belirtirken çoğulcu demokrasiye geçişte yerel yönetimlerin önemine de vurgu yaptı.

Tugay’ın makalesi şöyle:

Monarşiden cumhuriyete, hilafetten laik düzene geçiş ve sonrasında da imparatorluğun enkazından ulus devletin oluşturulması, halk egemenliğine dayanarak gerçekleştirildi. Türkiye Cumhuriyeti, saraylarda değil, en zor koşullarda bir araya gelen Millet Meclisi’nde kuruldu. 1924 Anayasası ile halkın temsilcilerini seçtiği, bu temsilcilerden oluşan Meclis’in yasaları yaptığı ve hükümeti oluşturduğu bir sistem getirildi. Bu rejim Meclis’i en üst organ olarak kabul etti. Cumhuriyet’in kuruluşunda ortaya çıkan bu anlayış Türkiye’nin siyasi kültürünü biçimlendirdi. Bu anlayış bize egemenliğin millete ait olduğunu saraya veya bir azınlığa devredilemeyeceğini öğretti.

Tarihin uzun ve kısa dalgaları vardır. Uzun dönemler açısından bakıldığında insanlık ileri doğru gider ama kısa vadede bazı döngüsel hareketler geriye gidiliyormuş izlenimi verebilir. Son yirmi beş yılı kapsayan dönemde ortaya çıkan “saray rejimi” Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ilerleyişinde kısa bir parantez olarak kalacak, egemenlik yeniden saraydan halka geçecektir.

HALK İÇİN, HALK TARAFINDAN
Demokrasi, insanlık tarihi boyunca farklı içerikler, farklı anlamlar kazanmış bir kavram. Modern demokrasinin en yaygın tanımlarından biri Abraham Lincoln'e ait; O, “Halkın, halk için, halk tarafından yönetimi” olarak tanımlıyor. Bu yönetimin nasıl olması gerektiğine dair faşizm deneyimini de dikkate alarak 20. yüzyıl demokrasileri bazı ideal yanıtlar ürettiler. Demokrasi, hükümetlerin politikalarını kamunun yani yurttaşların yönlendirdiği, belirlediği ve yürütmenin hesabı sandıkta yurttaşlara verdiği, toplumun ortak görüş ve anlayış oluşturduğu bir sistem olarak kabul gördü. Bu varsayıma göre demokrasilerde; her yurttaşın katılımına açık özgür bir kamusal alan, güçlü bir sivil toplum, demokratik siyasi partiler, etkin denetim mekanizmaları, doğru bilgilendirmeyi mümkün kılan medya ortamı, eşit koşullarda rekabet, hakları güvence altına alan hukuki çerçeve olmalıdır. 20. yüzyılın parlamenter demokrasisi kendi işleyişini böyle açıkladı.

Bu demokrasi tanımına geçen yüzyıl boyunca farklı kesimlerden itirazlar oldu. Emekçi sınıflar, kadınlar, azınlıklar, sistemin dışladığı insanlar kendilerinin yeterince temsil edilmediğine inanarak demokrasinin sınırlarını genişletmek, kendilerinin daha çok kapsanmasını sağlamak için mücadele ettiler ve çeşitli kazanımlar sağladılar. Parlamenter demokrasi sivil toplumu ve toplum içindeki farklılıkları daha çok dikkate almak zorunda kaldı. Özellikle Avrupa ülkelerinde, merkezi iktidarın elindeki birçok yetki, temsilin daha doğrudan sağlandığı yerel yönetimlere devredildi. Askeri rejimlerden sivil rejimlere geçen Güney Amerika ülkelerinde yeni katılımcı modeller geliştirildi.

Öte yandan tam tersine bir gidişten söz etmek de mümkün. Parlamenter demokrasinin kendilerini temsil etmediğine inanan alt sınıflar arasında otoriter-popülist siyasetçiler itibar kazanmaya başladığına tanıklık ediyoruz.

Kısacası, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılın ilk çeyreğinde parlamenter demokrasi hem daha geniş demokratik arayışların hem de otoriter yönelimlerin eleştirisi altında. Bize düşen, demokrasiyi sandığa indirgemeden, yurttaşların katılımıyla genişletmek, daha çok insanın daha doğrudan temsilini sağlamak, bu sayede demokrasinin kazanımlardan vazgeçmeyi öneren popülist eğilimleri engellemek olmalı.

İNSANLIK YENİ YOLLAR BULACAKTIR
Türkiye’de katılımcı bir demokrasiyi engelleyen önemli bir neden “çoğunlukçu demokrasi” anlayışının yaygınlığıdır. Çağdaş demokrasi, iktidarın sınırlandığı, seçimleri kazananın her istediğini yapma hakkını kendinde bulamadığı bir sistemdir. Bu açıdan ülkemiz demokrasisi her zaman sorunluydu ama son yirmi yıldaki uygulamalarla güçler ayrılığının giderek ortadan kaldırılması, demokrasiyi kazananın her şeyi kazandığı otoriter bir yöne götürdü.

Çoğunlukçu demokrasiden çoğulcu demokrasiye geçiş için yerel yönetimlerde yurttaşlara örnek uygulamalar sunmamız, gerçek demokrasinin ne olduğunu pratikte göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Bunu da sınırlarımızı bilerek, yasalara uyarak, farklı partilere oy verenlerin haklarını gözeterek, partizanlık ve kayırmacılık yapmayarak, adil hizmet vererek, bütün hemşehrilerimizi kucaklayarak gerçekleştirebiliriz.

Demokrasinin modern tanımında siyaset sadece siyasetçilere bırakılamayacak bir alandır. Bütün yurttaşlar siyaset üzerinde söz ve etki sahibi olabilmelidir. Ancak böylece, canlı ve verimli bir demokratik işleyişe kavuşabiliriz. Yurttaşlar beş senede bir oy kullanan “seçmen” olmaktan çıkar, kendi hayatları üzerinde söz ve karar sahibi öznelere dönüşür. Seçimler dışındaki diğer siyasi kanallar açılmalı, yeni demokratik yollar oluşturulmalıdır. Sivil toplum örgütleri, protesto ve gösteri hakkı, itirazlarını dile getirmenin farklı biçimleri demokratik bir toplumsal yaşamın olmazsa olmazlarıdır. Ne kadar katılımcı olunursa, siyaset o oranda elitlerin işi olmaktan çıkacak, temsil niteliği yükselecek, tabana yayılacaktır. Bu sayede, siyasetçilerle temsil ettiği varsayılan insanlar arasında yabancılaşma da azalacaktır.

YEREL YÖNETİMLE BAŞLAR
Belediye Kanunu’nun; 13’üncü maddesinde, “Herkes ikamet ettiği beldenin hemşehrisidir. Hemşehrilerin, belediye karar ve hizmetlerine katılma, belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve belediye idaresinin yardımlarından yararlanma hakları vardır” ibaresi yer alır. Bu madde yerel yönetimlere her türlü yurttaş katılımı için geniş ve esnek bir çerçeve sunmaktadır.

Katılım kavramına her türlü sorununu çözebilecek sihirli bir anlam yüklemeden, yöneticisi olduğumuz şehrin özelliklerine uygun yeni ve çeşitlenmiş katılımcı mekanizmalar geliştirebilmeli, temsili demokrasinin sınırlarını halkın çıkarları için esnetebilmeliyiz. Böylece, hem kentin sorunlarını çözmek için verimli yollar bulabiliriz hem de bu tür pratikler sayesinde yeni demokratik kurumlar oluşmasına öncülük edebiliriz. Bu demokratik kurumlar, aynı zamanda yurttaşların demokrasi kültürünü özümsedikleri alanlar olarak da işlev görecektir.

Yakın tarihimizde katılımcılık konusunda esinlenebileceğimiz epey örnek var. 1970’lerde CHP’li belediyelerin sürdürdüğü halkçı-toplumcu belediyecilik birçok yönden katılımcı pratikler geliştirmiştir. Keza, 12 Eylül’ün kara propagandası nedeniyle gölgede kalan Fatsa örneği, bugün dahi dikkatle incelenmesi gereken özellikler içermektedir. Ankara’da Karayalçın döneminde birlikte karar almayı önemseyen planlama süreçleri sonunda Batıkent, Portakal Çiçeği Vadisi gibi çok başarılı yeni yerleşmeler ortaya çıkmıştır.

Dünya ölçeğinde ise en bilinen katılımcı yerel yönetim modeli Brezilya’da ortaya çıkan “katılımcı bütçe”dir. 1989’da Porte Alegre kentinde İşçi Partisi’nden belediye başkanı seçilen Olivio Dutro’nın başlattığı ve 1993’de Tarso Genro’nun derinleştirerek sürdürdüğü yönetim - toplum ilişkisinin demokratikleşmesini amaçlayan “katılımcı bütçe” süreci, kısa sürede yaygınlaşarak dünyadaki birçok kentin model aldığı bir uygulama haline geldi.

Porte Alegre deneyimi, katılımın oy vermekten ibaret olduğu geleneksel yönetme biçimlerinden radikal bir kopuş oluşturdu. Her beş yılda bir yöneticilerini seçen, sonra sahneden çekilen yurttaş, katılımcı bütçede kamu yönetiminin etkin öznesi halini aldı, devlet dışında yeni bir kamusal - siyasal alan yarattı. O zamandan atılan demokratik tohumların sonucunda bugün Brezilya’da İşçi Partisi’nin iktidara gelebildi.

Bütün bu örneklerden ilham almalıyız, kentsel demokrasi için günümüz koşullarına uygun yeni yöntemler de geliştirebilmeliyiz. Dijital ağların yaygınlaşması katılım ve demokrasi için bize yeni olanaklar sunuyor; bunlardan da yararlanmalıyız.

 
Yaşlı adamın acı sonu... Feci kazada can verdi!
 
Vali Elban: Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine çıkartacağız!
YORUMLAR
Toplam 12 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
23 Nisan 2024 Salı 19:05

Almanya C.başkanı Şeytan kilisesi zangocuna talimatı vermiş. O da bunlara.

Yorumu oyla      0      0  
23 Nisan 2024 Salı 16:23

Yağlı kurşun azdır haddi aşıp azana

Yorumu oyla      0      0  
23 Nisan 2024 Salı 16:21

Anti parantez Cemil.

Yorumu oyla      0      0  
23 Nisan 2024 Salı 14:53

Enkaz devraldık diyemeyeceği için çaresizliğin dışa vurumu olarak politik ve felsefi kavramları birbirine karıştırıp sabah çorbası olarak sunuyor. Ne yenir ne de içilir, Çok berbat

Yorumu oyla      2      0  
Belediye kanununun 13. ci maddesi 23 Nisan 2024 Salı 14:41

Kamu hizmeti olan toplu taşımada ayrımcılık yapan zihniyet ne İzmir’e , ne de Türkiye’ye bir fayda sağlamaz . İzmir merkez ilçelerindeki metro , otobüs , vapur ve tramvaylarda 120 dakika ücretli aktarma hakkı var . İzmir çevre ilçe otobüslerinde aktarma hakkı yok. Bugünkü Teknolojik imkanlara rağmen bu ayrımcılığa devam ediyorsanız . Ne yazsanız yazın , ne söyleseniz söyleyin , nereden örnek verirseniz verin hepsi boş , boş . İzmir çevre ilçe otobüslerinde ; 136 km.lik İZBAN hattındaki tarife ve ücretlendirme ( BEDAVA DEĞİL - ARTI PARA ) neden uygulanamıyor ? Bakın bugün Bayram ( herkesin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun ) toplu taşıma ücretsiz olduğu için herkes eşit . Yarın eşitsizliğe devam . Bayramlarda toplu taşımada eşitsin , bayram bitince ötekisin . Çünkü bizden yetki alan yöneticilerin takdiri böyle “ Kırsalda oturan vatandaşlarla şehir merkezinde oturan vatandaşlar arasında kira , harcama gibi farklılıklar var . Biz bunu adil bir şekilde uyguladığımızı düşünüyoruz .” Ben yazmadım , sayın Cemil Tugay makale yazmış “ Herkesin belediye idaresinin yardımlarından faydalanmakta hakkı vardır “ mış .

Yorumu oyla      1      0  
23 Nisan 2024 Salı 14:21

İcraatçi biri olmadığını seçildiği günden beri Buca'da devam eden metro ve tünel şantiyelerini ziyaret etmeyerek belli etti. Zahmet olacak ama bir ziyaret mi etseniz, daha da fazlasını yapacağız deseniz. Sahi, yapacak mısınız?

Yorumu oyla      2      0  
23 Nisan 2024 Salı 13:54

Sz parantez olarak bile kalmayacaksınız. Geldiğinden beri şov beylik laflar. Boş atıp dolu tutma devri bitti artık.

Yorumu oyla      2      0  
vatandas 23 Nisan 2024 Salı 12:59

yahu hala anlamadınız mı ne kadar ayrıstırıcı dil kullanırsanız akp secmenı sızden o kadar uzaklasıyorlar.İktidar olmanız için erdogana oy veren secmene ihtiyacınız var bu secmen de erdogana yani oy verdikelri insana saygısızlık yapana oy vermiyorlar. Ne kadar birleştirici dil kulanırsanız o kadar şansınız olacak 25 senedir hala öğrenemediniz yuh yani

Yorumu oyla      1      0  
23 Nisan 2024 Salı 12:56

Chp hanedanı yerel yönetimlerden def olup gitmeden bu ülkeye huzur gelmez.

Yorumu oyla      3      0  
harun 23 Nisan 2024 Salı 11:35

karsıyaka belediyesinde işçilerin maaslarını öde bırak bos lafları maas odemeyeceksen aray rejımı gitmez

Yorumu oyla      2      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Bornova'da miniklere oyuncak sürprizi
Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, 23 Nisan haftasına Altındağ Merkez ...
Karabağlar'da başkanlık koltuğu çocuklara emanet!
Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve ...
Aydın'ın Çocuk Gelişim Merkezlerinde 23 Nisan coşkuyla kutlandı
Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin çocuk gelişim merkezlerinde, Türkiye Büyük ...
 
Olağanüstü mecliste 'personel alımı' tartışması!
Yerel seçimler sonrası göreve yeni gelen belediye başkanları belediyelerindeki ...
Seferihisar’da 23 Nisan coşkusu erken başladı
Seferihisar Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için ...
Tugay'dan Ege Ordusu Komutanı Yeni’ye ziyaret
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay,  Ege Ordusu Komutanı ...
 
Başkan Demir, bando şefine sahip çıktı
18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nde  bandosuna ‘İzmir ...
Başkan Balaban ‘yargıya gideceğiz’ dedi: Seçim gecesi 100 milyon TL’lik çek kestiler!
Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Yunusmere Belediyesi’nin borcunun ...
Başkan Tugay’dan kadın ve çocuklara yönelik projelere destek sözü
Uluslararası Rotary 2023-2024 Dönemi Başkanı Gordon R. Mclnally ve Uluslararası ...
 
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Çok mu çok oluyor bu Çeşme?
Dr. Hakan Tartan
Dr. Hakan Tartan
Can dostlar tartışması!
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Beyaz tren...
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
'Memleket' küçülüyor!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Afyon üstünden Akşehir’e... (Gezi notları)
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Çıkışlar kapalı
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
19 Mayıs 'yorulmadan' ilerleme günüdür
Çağdaş ÖZGÜN
Çağdaş ÖZGÜN
Çocuklukta yaşamsal sorunlar üzerine
Ümit YALDIZ
Ümit YALDIZ
Değişimin ayak sesleri!
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
19 Mayıs'tan Lozan'a...
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA EGE'DE SON SÖZ
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva