Ege

Günel’den dikkat çeken iddia: Önce tehdit sonra iftira

Kuşadası Belediyesi'ne düzenlenen 3. dalga operasyon sonrası sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan tutuklu Belediye Başkanı Ömer Günel, operasyona tepki gösterdi. Günel, “Aylar önce Ferdi Zenginoğlu tarafından bana ulaştırılan mektupta, kendisine baskı yapıldığı ve bazı kişiler hakkında ifade vermeye yönlendirildiği iddiaları yer alıyordu. Mektupta, istediği parayı vermemem halinde “itirafçı olacağını” söyleyerek beni de tehdit etti. Bugün yaşananların, aylar önceki mektupta anlatılanlarla

Abone Ol

EGEDESONSÖZ- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü “rüşvet” ve “irtikap” soruşturması kapsamında Kuşadası Belediyesi’ne yönelik 3. dalga operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 15 kişi gözaltına alınırken 7 kişi hakkında da yakalama kararı çıkarıldı.

Belediyeye düzenlenen 3. dalga operasyon sonrası tutuklu Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı.

Operasyon kapsamında belediye çalışanları, bir meclis üyesi ve çok sayıda Kuşadalı iş insanının gözaltına alındığını belirten Günel, yaşanan sürece ilişkin dikkat çeken iddialar ortaya attı. Günel, aylar önce Ferdi Zenginoğlu tarafından kendisine bir mektup ulaştırıldığını belirterek, söz konusu mektupta Zenginoğlu’na baskı yapıldığı, belirli kişiler hakkında ifade vermesi yönünde vaat ve tehditlerle yönlendirilmeye çalışıldığı iddialarının bulunduğunu aktardı.

Günel’in açıklaması şu şekilde;

“Aylar önce bana gönderilen mektupta bugün yaşanan operasyonların senaryosu adım adım anlatılmıştı.

Dün sabaha karşı Kuşadası'nda gerçekleştirilen operasyon kapsamında belediye çalışanlarımız, meclis üyemiz ve çok sayıda Kuşadalı iş insanı gözaltına alındı.

Kamuoyuna yansıyan bilgiler doğrultusunda, bu gözaltı işlemlerinin dayanağının Ferdi Zenginoğlu isimli kişinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla verdiği ifade olduğu anlaşılmaktadır. Bu ifadede isimleri geçen kişiler, sabaha karşı evlerine yapılan operasyonlarla gözaltına alınmıştır. Oysa bu insanların tamamı, çağrılmaları halinde hukuk devleti ilkesine uygun şekilde gidip ifadelerini verecek kişilerdi. Şafak operasyonlarının tercih edilmesi, kamuoyunda farklı bir algı oluşturma çabası olarak değerlendirilmektedir.

Ancak burada dikkat çekmek istediğim çok önemli bir husus bulunmaktadır.

Aylar önce Ferdi Zenginoğlu tarafından bana bir mektup ulaştırıldı. Bu mektupta, kendisine yönelik baskılar yapıldığı, belirli kişiler hakkında ifade vermesi yönünde çeşitli vaatler ve tehditlerle yönlendirilmeye çalışıldığı yönünde iddialar yer alıyordu. Aynı mektupta, benim istediği parayı vermemem halinde "itirafçı olacağını" söyleyerek beni de tehdit etti. Dahası, ileride kimler hakkında hangi iddiaların ortaya atılacağını ayrıntılarıyla yazmıştı.

Bugün yaşanan gelişmelerin, aylar önce tarafıma iletilen bu mektuptaki anlatımlarla büyük ölçüde örtüştüğünü üzülerek görüyorum. Bu nedenle, bugün yaşanan sürecin tesadüf olmadığı kanaatindeyim.

Diğer yandan, kamuoyunda belirli bir algı oluşturmak amacıyla henüz adli işlemler başlamadan sosyal medya hesapları ve bazı haber mecraları üzerinden peş peşe yayınlar yapılması da dikkat çekicidir.

Henüz yargı süreci tamamlanmadan kişilerin suçlu ilan edilmesi, masumiyet karinesini zedeleyen son derece sakıncalı bir yaklaşımdır.

Bugün yaşananlar yalnızca gözaltına alınan kişileri değil, ailelerini, yakınlarını ve toplumun adalet duygusunu da derinden yaralamaktadır. Hukuk devleti, önceden hazırlanmış algılarla değil; somut delillerle, tarafsız soruşturmalarla ve adil yargılamalarla ayakta kalır.

Ben bir hukukçu olarak, tüm yaşananlara rağmen Türk yargısının gerçeklerin ortaya çıkacağına ve adaletin eninde sonunda tecelli edeceğine inanmak istiyorum. Masum insanların itibarlarının, doğruluğu yargı kararıyla ortaya konulmamış iddialar üzerinden zedelenmesine son verilmesini bekliyorum.

Hukukun üstünlüğünün yeniden hakim olduğu, adaletin hiçbir baskı ve yönlendirmeden etkilenmeden işlediği bir Türkiye umudumu koruyorum.”