Gözaltı ve tutuklamalar

Abone Ol
’“Ergenekon’” soruşturması kapsamında gazetecilerin tutuklandığı yeni ’“dalga’”ya kimsenin aklı ermedi. Son tutuklamalarla medya dünyası tam anlamıyla şok yaşıyor. Bu kez tutuklananlar ’“Ergenekon’” sanıklarının isimleriyle yan yana durmayacak kişiler... Kamuoyu şaşkın’… Tutuklamalara anlam vermekte zorlanıyor. 21.yüzyıl Türkiye’’sine layık görülen manzaradan dolayı rahatsız. Hükümet üyesi bazı bakanların da aynı paralelde açıklamaları var.
’“Bu insanlar neden gözaltına alındı’” sorusuna yanıt arıyor zihinler. Tutuklamalara ’“cadı avı’” yakıştırması yapanların, ’“kantarın topuzu iyice kaçtı’” diye düşünenlerin sayısı küçümsenmeyecek boyutta’…
Tutuklamaların ardından, İstanbul, Ankara ve İzmir’’de gazetecilerin ’“Ergenekon’” soruşturması kapsamında gözaltına alınışını protesto amacıyla yürüyüşler düzenlendi. Gazeteciler ağızlarında siyah bantlarla basın özgürlüğü adına sokaklardaydılar. ’“Her gün soruyoruz sıra kimde’” diyerek tepkilerini dile getirdiler. En büyük tepkiyi ise ’“ABD basınından daha özgür basınımız var’” diyen İçişleri Bakanı Beşir Atalay aldı.
Tutuklamaları protesto eden gazeteciler tepkilerini ağızlarını bantlayarak gösterdiler. Ellerindeki pankartlar sesleri oldu ve İçişleri Bakanına da o pankartlarla cevap verdiler. Kaç gazeteci tutuklu, kaç gazeteci yargılanıyor, kaç gazeteci soruşturuluyor, hepsinin yanıtı vardı pankartlarında.
ABD basınından daha özgür olduğu söylenen Türkiye’’de, 61 gazeteci tutuklu, 2 bini aşkın gazeteci çeşitli suçlarla yargılanıyor, 4 bini aşkın gazeteci hakkında soruşturma açılmış durumda. Bu rakamlar mı ’“özgür basının’” göstergesi? ’“İleri demokrasi’”nin sağlamasını bu rakamlara bakarak mı yapacağız?
Ülkenin saygın gazetecileri sokaklarda sıranın hangi gün kime geleceği sorusuna yanıt arıyorlarsa, Cumhurbaşkanlığı makamı rahatsızlığını dile getiriyorsa, o ülkede doğru gitmeyen bir şeyler yok mudur?
Ergenekon savcısı Zekeriya Öz: ’“Hiç kimseyi gazetecilik görevinden ötürü gözaltına almıyoruz’” diye açıklama yapmış olsa da, hükümet üyeleri, tutuklamalar ve toplum vicdanını aynı cümlede ilk kez yan yana kullandı.
Ergenekon soruşturması kapsamındaki tutuklamalara verilen en büyük tepkiydi bence sokaklara taşan... Bunun nedeni ise iki isim’… Tutuklananlar arasında iki isim var ki ’“Ergenekon’” soruşturmasının güvenilirliğini tartışılır hale getiriyor. Yüzyılın davasına gölge düşürüyor adeta.
Biri; Dink suikastında Ergenekon izi arayan, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) ’“Basın Kahramanı’”nı ödülü sahibi Nedim Şener. Diğeri ’“Kontrgerilla ve Ergenekon’’u anlama kılavuzu, Ergenekon’’da kim kimdir’” kitaplarına imza atmış Ahmet Şık.
Nokta dergisinde ’“Darbe Günlükleri’”ni yayımlayan ekibin içindeyken, şimdi darbecilikle yargılanan Ahmet Şık’…
’“Ergenekon’” yapılanmasına, darbelere, derin devlet örgütlenmesine karşı duruş sergilemiş’… Bu doğrultuda haberler yapmış, yazılar, kitaplar yazmış isimler bunlar.
Dikkatinizi çekmiştir mutlaka, iki gazeteci aynı operasyonun parçası olarak tutuklanmış olsalar da her ikisinin tutuklanma nedenlerini algılaması farklıydı.
Nedim Şener, Hrant Dink cinayetindeki ihmallerin deşifresinin yarattığı rahatsızlıktan dolayı, Dink cinayetinin daha fazla kurcalanmasını istemeyen yargı ve polis çevrelerinin tepkisini çektiğini ve bu yüzden tutuklandığını ’“Hrant için, adalet için’” diyerek, Ahmet Şık, ’“Cemaate dokunan yanıyor’” diyerek dile getirdi.
Şık'ın avukatı Bülent Utku, ’“Kendisi yeni yazdığı İmamın Ordusu adını vermeyi düşündüğü Fethullah Gülen'in cemaatteki örgütlenmesini anlatan kitabı nedeniyle gözaltına alındı’” diyor.
Aynı soruşturma kapsamında tutuklanıyorlar ama iki gazetecinin de tutuklanma algıları farklı! Bu biraz garip değil mi?