Gölge Tarım Bakanı üzerine tespitler

Abone Ol

CHP’nin Gölge Tarım Bakanı üzerine tespitlere geçmeden önce, ekonomi-politik,sosyoloji ve siyaset bilimi temelinde, varlıklıların daha açıkçası zenginlerin yoksulları temsil edip edemeyeceği konusunu irdelemekte yarar var.

Bu durum, "temsil" kavramının nasıl tanımlandığına bağlı olarak farklı bakış açılarıyla değerlendirebilir.

Neden zenginler, yoksulları temsiledemezler?

Yaşam deneyimleri farklıdır.Zenginler, yoksulların günlük yaşamında gıda, barınma ve sağlık gibi temel gereksinimlerine erişim zorluklarını, borçlanma korkusunu ya da güvencesizliğini yaşamadıkları için bilemezler.Söz gelişi,onları kamu hastane kapılarında beklerken görebilir misiniz?

• Çıkar çatışması vardır. Var olan kapitalist üretim biçimi ve ilişkileri, zengini daha zengin, fakiri daha fakirleştirir. Bu durumda, bir zenginin yoksulun çıkarını savunması, kendi ekonomik çıkarlarıyla çatışmaz mı?

• Zenginler,gerek yerel,gerekse merkezi karar mekanizmalarında egemendir. Karar mekanizmalarında doğal olarak zenginler kendi çıkarlarına göre karar üreteceklerdir. Örneğin,borçların yeniden yapılandırılması,vergi incelemelerinden muafiyet,stok/kasa affı gibi şirketlere getirilen aflar.Bu da onlara göre doğaldır.

Zenginlerin, yoksulları temsil edebileceklerini savunan görüşler var mı?

Olmaz olur mu? İnanmak sizlere ait.

Kimileri; “zenginlerin eşduyum(empati) yaparak sınıf farkı gözetmeksizin yoksulların haklarını savunabilir.” der. “Temsil gücü, ekonomik durumdan daha çok ahlaki değerlere ve niyetle ilgili olabilir.” diyenler de vardır.

Kimileri;“siyasette yoksul halk kitlelerinin haklarını savunan zengin politikacılar olabilir.”der.

Kimileri;“zenginlerin sadaka, yardım ya da adil bölüşüm politikaları ile yoksulları gözetmesi olası.” der.Bunun toplumdaki sosyal gerilimleri azaltılması için bir araç olduğunu dile getirmezler.

Kimleri;”zenginlerin mallarında yoksulların hakkı olduğu vurgulayarak örneğin vakıflar ya da yardım kurumları aracılığıyla yoksullar ve zenginler arasında bir köprü kurulabilir.”der

Sencer Solakoğlu(SS) CHP’nin Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanı olması ne kadar doğru olabilir?

· SS’nin sahip olduğuBursa Karacabey’deki Feyz Çiftliği’nde , 6 bin 250 dönümlük tarım arazisinde 1600 baş sağmal sığır ve toplamda 3623 baş sığır ile et ve süt üretiyor.

Türkiye gerçeği ise ne?

Türkiye tarım işletmelerinin ortalama büyüklüğü 60 dönüm. Bu kapsamda sığır yetiştiricilerinin büyük bir çoğunluğu küçük ve orta ölçekli köylü işletmelerinden oluşuyor.

TÜİK verilerine göre, süt sığırcılığı sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin yüzde 83,7’sinin 20’den daha az hayvanı var.

· SS endüstriyel tarım da denilenfabrika tarımı yapıyor.Sığırlarıaçıkta değil,genellikle bağlı olarak kapalı bir ahırda yaşıyorlar. Yem önlerine geliyor. Yoğun yem tüketiyorlar. Merada otlamadıkları için sütçü sığırların ürünlerinde (et, süt vb.) omega 3, Konjüge Linoleik Asit (CLA), K Vitamini gibi sağlık açısından sayısız yararları olan, başta kanser olmak üzere yüzlerce hastalıktan koruyan besin ögelerinin sıfır düzeyinde olduğu söylenebilir.

· SS, işletmesinde buğday ve mısır gibi yem bitkileri üretiyor. Bütün kaba yem ihtiyacının işletmesinde sağlayıp sağlamadığı bilinmiyor.Üstelik bitkisel üretimi için yoğun tarım ilaçları, kimyasal gübreler daha disiplinli olsa da kullanılıyor.

· SS’nin işletmesinde büyük bir su tüketimi gerekiyor. Hayvan gübresinin lagün denilen havuzlarda toplanması ve toprak altına sızarak yeraltı sularını kirletmesi söz konusu.

· SS,ata tohumlarının ıslah edilmemiş yapısını ve verim düşüklüğünü eleştiren açıklamalarıyla gündeme gelmiş bulunuyor.Oysa bunun nedenlerini tartışmamış.Arkadaşımız Prof.Dr.Tayfun Özkaya’nın artık Türkiye’nin genelinde dile getirmiş olduğu ata tohumla ilişkin çalışmalarından haberi yok. SS'nun bu görüşleri, CHP'nin yerel tohum destekleme politikalarıyla ters düştüğü iddiasıyla çelişmiyor mu? “Bakınz:https://www.google.com/search?q=chp%27nin+g%C3%B6lge+tar%C4%B1m+bakan%C4%B1+sencer+solako%C4%9Flu%27nun+ata+tohumlar”

· SS’nin Türkiye gerçekleriyle çelişen yaklaşımları söz konusu.Örneğin Solakoğlu’nun fındık üreticilerini “şımarıklık ve tembellikle” suçlayan ifadelerine Karadeniz Bölgesi’nde büyük bir tepki çekmiş. “Bakınız:https://www.yenigiresun.net/haber/27027390/findik-ureticilerini-hedef-alan-aciklamalariyla-gundeme-gelen-sencer-solakoglu-“

· SS,Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin bir toplantısında hayvan ithalatını övmüş.Türkiye'nin süt konusunda başarılar yakaladığını ve bakanın(dönemin Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker) başarılı olduğunu söylemiş.”Bakınız.https://x.com/ProfKUcuncu/status/2043376794074521620”

Özetleyelim.

Zenginler ile yoksullar arasında var olan sistemde bir “sınıf gerçeği” vardır. Kapitalist üretim biçimi ve ilişkilerinin giderek egemen olduğu toplumların sosyo-ekonomik yapılarının temelinde, üretim araçlarına sahip olanlar ile emeğini satarak geçinenler arasında keskin çıkar farklılıkları söz konusudur. Bu kapsamda bireyin, sadece kendi ekonomik durumunu değil, sınıfının ortak çıkarlarını savunması kaçınılmazdır. Bir başka deyişle zenginler, yoksulların günlük yaşam deneyimlerini ve hissettiklerini anlayamazlar.

Bu gerçekler ışığında,sınıfsal yapısı ve onun sonucu olarak dünya görüşünden dolayı SS,tarım işletmelerimizin büyük bir çoğunluğunu oluşturan aile işgücü temelli küçük ve orta ölçekli işletmelerinin sorunlarına çözüm üretmesi söz konusu ol(a)maz.

Umarız,CHP’nin Gölge Tarım Bakanı olarak SS’yi görevlendirmesi,CHP’nin ekonomi-politik , sosyal ve ekonomik açıdan Türkiye tarımında,dev tarım işletmelerini ve endüstriyel tarımı öne çıkarması tercihinin bir sonucu değildir.