Kürt cephesinde çok sesli koroyu andıran bir hava var. Herkes ayrı telden çalıyor. En azından öylesi bir görüntü hakim. Kimin ne söylediği, kimin ne yaptığı belli değil gibi. Takip etmekte zorlandığımız açıklamalara her gün bir yenisi ekleniyor.
PKK içinde 'söz dinlemeyen' bir gurubun varlığı… Öcalan'ın örgüt içindeki otoritesinin tartışılıyor olması… Kandil'in Öcalan ile örtüşmeyen söylemleri... Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK) alelacele ilan ettiği 'demokratik özerklik' 'Özerk bölgenin' bir türlü çözülemeyen 'vergi' meselesi… BDP içinde farklı seslerin çıkması gibi…
Bu kadar karmaşa arasında sonuca yani barışa hizmet edecek bir adımın varlığını doğrusunu isterseniz ben göremedim. 'Çözüm adına bir şeyler yapılıyor' görüntüsü yaratılmaya çalışılıyor sadece. Hepsi o kadar. Örneğin; tabanı meşgul edecek serbest atışlar çerçevesinde, her dinleyenin, her okuyanın başka yorumladığı 'Demokratik Özerklik' ilan edildi… Sonuç; kocaman bir sıfır!
Son yaşananlar gösterdi ki 'İmralı' falan da hikaye… 'Serok' masa başında 'devrimci halk savaşını' bitirecek barış görüşmelerini yürütüyor, Kandil, savaşı daha da derinleştirecek eylemler peşinde! Adam kaçırıyor, askeri birliklere saldırıyor. Tam bir keşmekeş…
Bunca karmaşa arasında net olan iki şey var. Birincisi; Kandil'in Öcalan ile devlet arasında yürütülen görüşmelerin oyalama taktiğinden ibaret olduğunu düşünmesi. İkincisi; Öcalan'ın oyunun dışında kaldığı hissine kapılması! Net olarak seçilebilen sadece bu iki olgu! Diğerleri azardan korkan çocuk psikolojisiyle pek tartılmadan, hesap edilmeden yapılmış şeyler. Hükümet ile restleşerek barışın sağlanacağını düşünmek başka nasıl açıklanabilir?
Öcalan;'Benim yapacaklarım bitti. Bundan sonra benim rolümü sürdürmem için sağlık, güvenlik ve özgür hareket alanının sağlanması gerekiyor. Artık bunlar olmadan hiçbir şey yapmıyorum'derken hiç sanmıyorum ki hükümete veya devlete mesaj yollamış olsun.
Bence mesajın tamamı Kürt cephesine! Çünkü Öcalan barış görüşmeleri sürdürürken, Kandil görüşmeleri elinin tersiyle itiyor. Barışa uzanacak yolu tahrip ediyor. Gerekçeleri ise önderinin oyalanması… Barış görüşmelerine sekteyi de önderleri adına vuruyor üstelik! Kandilden yapılan açıklama çok açık. 'Kimse kendini kandırmasın. Önderimizi, hareketimizi, halkımızı oyalamak istiyorlar'
Demek ki görüşmeleri sürdüren önder, hareketinin ve kendinin oyalandığını fark edemeyecek kadar yetersiz! Garip ve oldukça çelişkili bir durum bu… Mademki liderin yetersiz devreden çıkartırsın veya yanlış yaptığını düşündüğün konuda uyarırsın, mesele kalmaz.
Öcalan 'Devrimci halk savaşı bitti' diye açıklama yapıyor. Bu ne demektir? Silahların susması adına anlaşma sağlandı, teferruatlar üzerinde çalışılıyor. Yani PKK kadrolarının öncelikle sınır dışına çekilmesi, dağdan indirilmesi vs.
Sonrasında elbette tüm ülkeyi mutlu edecek yeni bir anayasa yapılması gündeme gelecek ki hükümetin bu doğrultuda açıklamaları var. Hükümet kalıcı barışın ancak yeni bir anayasa ile mümkün olacağına inanıyor. Aksi takdirde diğer hükümetler gibi sorunu askere havale eder, askeri yöntemlerle sorunu 'çözmeye' çalışırdı.
PKK'nın 'barışı' masada bırakan saldırıları olmasaydı gelinen nokta muhtemelen yeni anayasa maddelerinin yoğun olarak tartışıldığı ortamlar olacaktı.
KCK, PKK, DTK, BDP… Kürt cephesinde kim varsa, Öcalan'ın 'mutabakata vardık' sözlerinin ardından asker kaçırarak savaşın fitilini tekrar ateşlemelerini, kanlı Silvan saldırısını tabanlarına açıklayabileceklerini pek sanmıyorum. Eğer Kürtler gerçekten barış istiyorlarsa mutlaka bunun hesabını sormalılar. PKK, 'TC imha planı yürütüyor' sözlerinin ardına bu aşamadan sonra saklanamaz. Yine barışa ramak kalmışken katledilen silahsız 33 askerin anıları hala bu topraklar üzerinde.