Gel şu problemleri sıfırla

Abone Ol
AKP Hükümeti’’nin ve Dışişleri Bakanlığı’’nın ’“Komşularımızla sıfır problem’” politikası uygulamak istediklerini daha önce yazmıştık.’¶ Bu politikanın tutmayacağını, dünyada bunun örneği olmadığını, devletlerarasında karşılıklı çıkar ilişkilerinin tartışılmaz tek gerçek olduğunu daha yeni söylemiştik.
Yazımızın mürekkebi kurumadan, Rum Milli Konseyi toplandı ve kararlarını açıkladı. Diğer açıklamalar bunu takip etti.
Öncelikle bu konsey nedir onu anlatalım; Rum Milli Konseyi, hangi politik çizgide olursa olsun, Güney Kıbrıs’’taki tüm Rum siyasi partilerinden oluşan ve Hristofyas’’ın izleyeceği milli strateji ve taktikleri, masaya getireceği önerileri, pazarlık yapamayacağı kırmızı çizgileri belirleyen, bir başka deyişle milli davalarında son söz hakkına sahip olan en üst karar organıdır. (Sabahattin İsmail- Yeni Volkan)
Tüm Rum halkını temsil eden bu kurulun aldığı karaların bazılarına beraberce bakalım:
1) Türkiye, AB İlerleme Raporu’’nun onaylanacağı Aralık 2009 ayına kadar daha önce taahhüt ettiği şekilde LİMANLARINI Rum gemi ve uçaklarına açmazsa, Rum Yönetimi ile ilişkilerini normalleştirmezse, tam üyelik müzakereleri BLOKE edilecektir. Bu bağlamda ilk aşamada yeni müzakere başlıklarının açılması engellenirken, son aşamada da AB üyeliği VETO edilecektir.
2) Varılacak çözüm, tüm Türk askerlerinin ve tüm TC kökenlilerin adadan çıkarılması sağlanmalıdır.
3) AB üyesi bir ülkede garantörlere ihtiyaç olmaması nedeniyle garanti ve ittifak antlaşmaları feshedilmelidir. (Türkiye’’nin garantörlüğü bitiriliyor)
4) Varılacak çözüm yeni bir devlet yaratmayı öngörmemeli, AB ve BM üyesi mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti’’nin devamını ve Anayasa’’sının değiştirilmesi suretiyle iki eyaletli merkezi yanı güçlü bir federasyona dönüşmesini sağlamalıdır.
5) Müzakerelerde hedef, BM kararlarının öngördüğü şekilde iki toplumlu-iki kesimli federasyon temelinde TEK DEVLETE, TEK EGEMENLİĞE, TEK HALKA, TEK VATANDAŞLIĞA, TEK TEMSİLİYETE, TEK EKONOMİYE dayalı olacak şekilde Kıbrıs’’ı yeniden birleştirmek olacaktır.
Bu kararların açık anlamı, hiçbir bedel ödemeden Türkiye’’yi adadan çıkarmayı, Kıbrıs ile Türkiye’’nin bağlarını koparmayı ve Kıbrıs’’ın tapusunu istedikleridir. KKTC’’yi yok edip Kıbrıs Türk Halkını basit bir azınlık haline düşürmeyi hedefledikleridir.
Bu kararlar Türkiye’’ye ve KKTC’’ye karşı bir meydan okumadır.
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Selanik’’te yaptığı konuşmada Türkiye’’den taleplerini sıraladı: ’“Türkiye’’nin Kıbrıs’’ta işler ve kalıcı bir çözüm bulunabilmesi için fiilen katkıda bulunması lazım. Ancak Ege’’deki statü ne tahriklerle ne de tehditlerle değişmez. Haklarımızı ve çıkarlarımızı savunmakta kararlıyız.
Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan ’“Biz Yukarı Karabağ topraklarını tekrar geri vermeyi asla düşünmüyoruz. Karabağ bağımsız oldu ve öyle kalacak.
Gördünüz mü elin oğlu HAKLARINI ve ÇIKARLARINI nasıl koruyor?Bizden başka, AB dayatmasıyla, ’“Komşularla sıfır problem’” safsatasına inanan hangi ülke var?Bu ülkeleri yönetenler aptal veya geri zekalı mı?
Bu açıklamalardan sonra Dışişleri Bakanına şunu söylemek hakkımız değil mi?’“Al sana sıfır problem’”, hadi çöz bakalım.
Türkiye’’nin Dış Politikası, asırların süzgecinden geçen, tarihin imbiğinden damıtılarak gelen, tüm devlet kurumlarının katılımıyla oluşmuş, Atatürk’’ün ’“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’” anlayışıyla taçlanan bir MİLLİ POLİTİKADIR. Başbakan’’dan, Başbakan’’a, Bakan’’dan, Bakan’’a temel noktaları değiştirilemez.
Fatin Rüştü Zorlu, İhsan Sabri Çağlayangil, Kamran İnan, Hasan Esat Işık gibi Dışişleri Bakanlarımız dünyanın en itibarlı politikacılarıydılar. Bu itibarlarını, kabadayılar gibi New York sokaklarında yan yan yürüyerek, otel kapılarında itilerek kazanmadılar. Onlar Türkiye’’nin çıkarlarını her şeyin üstünde tutan, her biri dünyanın en iyi okullarında yetişmiş vatanseverlerdi.
Vefat edenlere tanrıdan rahmet, yaşayanlara da sağlıklar dilerim.
Balık içinde yüzdüğü denizin büyüklüğünü bilmezmiş.
Umarım, Sayın Davutoğlu Türkiye’’nin büyüklüğünü gayet iyi biliyordur.