Gediz Ovası'nda hüzünlü bayram

Abone Ol
Gediz Ovası dört mevsim yeşildir.
Güneydoğu’’dan gelen göçmen tarım işçilerinin kampları yoksulluğumuzu, kamyonlara yüklenip gönderilen ürünler zenginliğimizi simgeler.’¶
Gediz ise yeşilliğiyle, bereketiyle övünür.
Her bayram arifesinde, duygularım beni o çadırlara, çocuklara ve yaşamlara sürükler..
Fotoğraf makinem arkadaşım olur, duygulu anlar yaşarız. Ben hissederim o çeker kaydeder..
Dün yine Gediz Ovası'ndaydık.
Selendi Kasabasının yanı başında kurulan tarım işçilerinin kampına gittik.
Merkezi İzmir’’de bulunan Paylaştıkça derneğinin gönüllü hanımefendilerinin özenle hazırladıkları giysileri kardeşlerimizle paylaştık.
Tek- tek saydık 53 çocuktular.
Hiçbirinin ayağında ayakkabı yoktu. Çoğu yarı çıplaktı, Manisa’’nın sıcağına aldırmadan ortalıkta geziniyorlardı.
6-7 yaşlarındaki Siverekli Ali’’ye ayakkabısını, elbiselerini giydirdik.
Çocuk bakındı-bakındı.. Azcık yürüdü.
Sonra ayakkabılarını ve üzerindekileri çıkarttı. ’‘’’Ali beğenmedin mi ?’’’’ diye sordum. Yanıtı şöyleydi:
’‘’’Onları bayramda giyeceğim’’’’
Mardin, Diyarbakır, Siverek ve Adıyaman’’dan gelen çoğu çocuk ve kadın yaklaşık 300 kişiyi giydirdik.
Siz o duaları, çocukların sevincini görmeliydiniz.
Görmeden, yaşanmadan, hissetmeden olmuyor işte’…
30 gündür Hilton Otellerinde, beş yıldızlı restoranlarda iftar yemeği verip ’‘’’sevap işleyen’’’’ siyasetçilerin, işadamlarının bu vatandaşları da görmelerini isterdim.
Lüks iftar sofralarında kurulan görkemli protokol masalarında, kibirlenen, gururlanan hiç ama hiç hissetmeyen, sadece ve sadece tüketen, ’‘’’ben’’’’ diyenleri düşündüm.
Bir de Siverekli Ali’’nin bayram gününe ertelenen sevincini..
Fotoğraf makinemin dili, benim cesaretim yok.
O konuşamıyor, ben yazamıyorum..
Ne ihtişamlı iftar sofralarını..
Ne de Ali’’yi..
İşte bu yüzdendir ki..
Siverekli Ali bilmez, Gediz Ovasında ne aradığını..