İmralı’’daki bebek katilinin yazdığı ve Başbakan’’ın ceket cebinde taşıdığı yol haritasının bir şartı daha, TBMM’’de AKP’’nin yaptığı bir geceyarısı operasyonu ile gerçekleştirildi ve ’“KÜRTÇE PROPOGANDA’” serbest bırakıldı.’¶ Ulus Devlet, Milli Devlet olmanın en önemli direklerinden biri daha, YÜCE DİVANDAN kaçabilmek uğruna bilerek ve isteyerek kırıldı ve PKK’’ya terör örgütü demeyen BDP’’li milletvekillerinin bu konudaki cezalarına af getirilmiş oldu.
Milletleri bir arada tutan, birliği ve beraberliği sağlayan en önemli etken ’“DİL BİRLİĞİDİR’”. Bunun için dil’’e okul öncesinden başlamak üzere hayatın her döneminde büyük önem verilmektedir. Dünya’’daki 200 ülkenin hemen tamamında bu değişmez bir kuraldır.
Bize bu değişiklikleri dayatan tüm Avrupa ülkelerinde de bu böyledir. ABD, 2007 yılında tüm resmi ve özel müracaatlarda ’“İNGİLİZCE’” konuşmayı kanuna bağlamıştır. Hatta daha da ileri giderek, vatandaşlık için başvuracak yabancılara bile İngilizce bilme şartı getirilmiştir. Almanya’’da, orta öğretim öğrencilerinin ders aralarındaki teneffüslerde dahi, anadillerini kullanmalarını yasaklanmıştır.
Kendilerindeki uygulama böyle olan AB Ülkeleri neden bize aksini dayatırlar?Haydi onlar kötü niyetli, Türkiye’’de seçimle gelen bir iktidar neden ve hangi sebeple, birliğimizi bozacak böylesine bir uygulamaya, gözü kapalı olarak destek verir? Açıklayalım; AKP ile PKK’’nın siyasi kanadı olduğunu açıkça ifade eden ve İmralı Canisini ÖNDER olarak kabul eden BDP adlı parti Anayasa değişikliğinin referanduma gidilmesi durumunda beraber hareket etmek üzere anlaşmışlardır. Referandumda Anayasa değişikliklerini halka kabul ettirebilmek ve Yargıyı tamamen kontrol altına almak için, Hukuk Devleti ilkesini bile yok etmeyi göze alabilmişlerdir. Bu tam bir cinnet halidir. AKP içinde konuştuğumuz bazı milletvekilleri de bu durumdan çok rahatsızlar. TBMM de 337 Milletvekiline sahip AKP’’nin bu kanunu 197 Milletvekilinin oyuyla kabul ettirmesi bunun işaretidir.
Bu hareketin bir adım sonrası ’“KÜRTÇE EĞİTİM’’DİR’”, daha sonrası ise ’“AYRIŞMA ve BÖLÜNMEDİR’”.
Yapılan ihanetin boyutunu ve Dil Birliğinin önemini iyice anlamak için Sayın ERDOĞAN ILGAZ’’ın naklettiği bir Babil efsanesini anlatalım;
’“Bulutlar Tanrısına ok savurmayı kafasına koyan Kral, bunun için göklere yükselen bir kule yaptırmaya karar verir ve bu uğurda binlerce işçi çalıştırmaya başlar. Ancak Bulutlar Tanrısı kralın bu işini engellemek için, kule yapımında çalışan işçilerin her birinin dilini unutturur ve başka dillerle konuşmalarını sağlar. Birbirlerini anlamayan işçiler anlaşmazlığa düşerler,keşmekeş yaşanır ve kule inşa edilemez.’”
’“Bulutlar Tanrısına ok savurmayı kafasına koyan Kral, bunun için göklere yükselen bir kule yaptırmaya karar verir ve bu uğurda binlerce işçi çalıştırmaya başlar. Ancak Bulutlar Tanrısı kralın bu işini engellemek için, kule yapımında çalışan işçilerin her birinin dilini unutturur ve başka dillerle konuşmalarını sağlar. Birbirlerini anlamayan işçiler anlaşmazlığa düşerler,keşmekeş yaşanır ve kule inşa edilemez.’”
Efsanede de anlatıldığı gibi DİL hayatın olmazsa olmazıdır. Dil, bir iletişim aracıdır ve anlaşmayı sağlar, kültürü taşır, bireyleri topluluk haline getirir, yığın halindeki kalabalıkları kurumsal yapılara dönüştürür ve ’“MİLLET’’İ’” inşa eder.
Dilimiz Türkçe bu açılardan bizlere bahşedilen büyük nimettir. Coğrafyamızda Türkçe konuşup, anlaşabilen insanların sayısı 200 Milyonu aşmaktadır.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev’’in şu sözleri çok önemlidir; ( Türk Dili konuşan ülkeler arasındaki kültür ilişkilerini geliştirerek, kendi dilimizi, ortak tarih, sanat edebiyat ve şiirlerin yayınlanmasını sağlamalıyız. Bütünleşmemiz,bulunduğumuz coğrafyayı istikrara, gönence,ekonomik bağımsızlığa götürecek yoldur. 21. Yüzyılı, hız kesmeden ATATÜRK’’ÜN hayalini kurduğu ’“TÜRK BİRLİĞİ VE GELİŞİMİ YÜZYILINA DÖNÜŞTÜRELİM’”)
Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev’’in şu sözleri çok önemlidir; ( Türk Dili konuşan ülkeler arasındaki kültür ilişkilerini geliştirerek, kendi dilimizi, ortak tarih, sanat edebiyat ve şiirlerin yayınlanmasını sağlamalıyız. Bütünleşmemiz,bulunduğumuz coğrafyayı istikrara, gönence,ekonomik bağımsızlığa götürecek yoldur. 21. Yüzyılı, hız kesmeden ATATÜRK’’ÜN hayalini kurduğu ’“TÜRK BİRLİĞİ VE GELİŞİMİ YÜZYILINA DÖNÜŞTÜRELİM’”)
Türk Dilini parçalama talebi aynen SEVR anlaşmasında da vardı. Genç Cumhuriyet ve Atatürk bu anlaşmayı, kurtuluş savaşıyla yırtıp attı. Silahla, savaşla bize kabul ettiremediklerini, AKP iktidarıyla yaptırdılar. Bu davranışı gerçekleştirenleri, oylamaya katılanları, oylamaya katılmayıp dolaylı destek verenleri de gelecek nesiller hayırla anmayacaktır.
Yazımızı bir soruyla bitirelim; Başbakan’’ın talimatıyla ’“DİLBİRLİĞİMİZİ’” paramparça eden kanunu çıkaran AKP’’ mi daha Türk ve Türkiye’’nin dostu, yoksa yukarıda fikirlerini yazdığım NAZARBAYEV mi daha Türk ve Türkiye’’nin dostu?Ne dersiniz?AKP’’YE OY VERMEĞE DEVAM MI?