Gebelik süresince eşlerdeki değişim

Abone Ol
Gebelik dönemi kadının fiziksel ve ruhsal değişimlerinin uçlarda yaşandığı bir dönemdir. Gebelik süresince değişen fiziksel görünüm ve anlam verilemeyen alınganlıklar, hayatı zorlaştıran unutkanlıklar her annenin karşılaştığı zorluklardandır. Bu süreçte tüm değişimi yaşayan kadın ve ne olduğunu anlamaya, değişen eşine uyum sağlamaya çalışan erkek bir sınavdan geçer.
Kadının erkenden uyumaları, fiziksel zorlanmaları, daha sınırlandırılmış cinsel yaşam ve değişken ruh hali erkeğin karşılaştığı zorluklardandır. Erkeklerin genelinde olan düşünce 'sen içinde onu büyütürken ben sadece sizi izliyorum ve ne olduğunu anlamaya çalışıyorum' şeklindedir. Bir şeylere dahil olup, heyecanı paylaşmaya çalışan erkekler genellikle eşleriyle aşerme dönemlerini paylaşmayı tercih ederler ve hamilelik süresince erkeklerin de eşleriyle birlikte kilo aldıkları çok sık görülür. Böylelikle kadınınki gibi erkeğin de fiziksel görünümü değişmiştir. Her iki cinsiyetinde yaşadığı değişimler kendine özgü ve karşılıklı olarak anlayışın hakim olması gereken bir süreçtir.
Gebeliğin planlı ya da plansız olması tüm gebelik sürecinin ve bebekten sonrasının nasıl yaşanacağını etkiler. Planlı gebeliklerde bebeğin gelişi büyük bir coşku ile karşılanır. Bebek annesi tarafından hemen sahiplenilir. Bu da annenin hamilelik sürecinde yaşayabileceği zorlukları atlatmasında çok yardımcı olur. Aksi taktirde plansız bir gebelik anne tarafından her zaman coşku ile karşılanmayabilir. Bu durumda dokuz ay boyunca yaşanabilecek zorluklardan sorumlu tutulacak kişi bebek ya da bebeği daha çok isteyen eştir. Bu durum baba adayları için de geçerlidir. Erkeğin çok istekli olmadığı gebeliklerde yaşanabilecek problemlerde kadın-erkek ilişkisini ya da baba-çocuk ilişkisini olumsuz etkileyebilir.
Gebelik döneminin ilk aylarından itibaren değişen hormonal dengelerle birlikte anne adayının ruh hali de değişir. Bir an için çok mutlu olan anne adayı aynı zamanda çok alıngan olabilir. Bu olumsuz duygulara neden olan hormonal değişimlerin yanı sıra olumsuz düşüncelerdir. Her anne baba adayının odak noktası sağlıklı bir bebeğe sahip olmaktır. Bu nedenle anne-baba adayları zaman zaman olumsuz düşüncelere dalarlar. Bu olumsuz düşünceler onların kaygılarını, endişelerini daha da arttırır ve bu kaygı ve endişenin bebek üzerinde yaratabileceği bir olumsuzluk olur mu diye daha çok kaygılanırlar. Yani tam anlamıyla olumsuz düşüncelerinde ve duygularında kısır döngüye giren eşler için yapılabilecek en önemli şey bu süreçte kaygı ve endişeye neden olan düşünceleri gerçekçi hale getirmektir. Bebeğinizin sağlığını rütin kontrollerle değerlendiren doktorunuza, ilgili test sonuçlarına güvenmeniz çok önemlidir. Bu süreçte herkes size bir şeyler söyleyecektir çünkü herkes bir şeyler biliyordur, uygulamıştır, faydasını görmüştür ya da görmemiştir vs. Anne adayları bu durumda doktorlarına güvenmelidirler. Her jinekolog hastasına birbirinden farklılık gösteren yöntemler önerebilir. Önemli olan sizin güvendiğiniz doktorunuzun size ne dediğidir. Aksi halde her şeyi yapmak hiçbir şeyi yapmamak anlamına gelebilir ve ne yaptığını bilmeyen endişeli, kaygılı bir gebelik süreci yaşayabilirsiniz. Birisine güvenmeniz gerekiyorsa bu sizi ve bebeğinizi yakından takip eden jinekoloğunuz olmalıdır.
Anne adayındaki fiziksel değişikliklerle birlikte kendine güvende azalma görülebilir. Aslında buna neden olan daha çok eşin davranış ve tutumudur. Bu süreçte cinsel problemler yaşanabilir. Eşler yanlış inanışları nedeniyle cinsel birliktelikten kaçınabilirler. Halbuki eğer gebelikte bir problem yok ise gebeliğin her döneminde cinsel birliktelik mümkündür. Zaman zaman da eşlerden biri gebelik görüntüsü nedeniyle ilişkiden kaçınır. Bu durumda bu görüntünün ne anlam ifade ettiği çalışılmalı, eşler psikolojik destek almalıdır.
Gebelik dönemi erkeklerin eşlerini daha çok aldattığına dair bir inanış vardır. Bizim toplumumuzda erkeğin cinsel dürtüleri bir ihtiyaç kadının cinsel dürtüleri ise bir utanç olarak tanımlanmaktadır. Yani kadın teslim olurken, erkek teslim alandır. Böyle büyütülmüş ve bu düşünceyi kabul eden erkekler için gebelik sürecinde cinselliğin daha kısıtlı yaşanmasıyla birlikte başka kadınlarla birlikte olmak 'cinsellik ihtiyacına' çözüm bulmak olarak yorumlanır. Aslında cinselliği değersizleştiren bu düşünce şekli ikili ilişkideki uyumu bozar. Gebelik sürecinde bu düşünce yapısı nedeniyle aldatılan kadın eşi tarafından yalnız bırakıldığını, bu nedenle gelecekte yaşanabilecek zorluklarda da eşine güvenilemeyeceğini düşünebilir. Çocuk doğduktan sonra eşleri daha zor bir süreç beklediği için eşlerin birbirine ihtiyacı daha fazla olacaktır. Güven duygusu ile geçirilen bir gebelik sonrası karşılaşılan sorunlarda da eşler birbirine daha yardımcı olacaktır. Kadın ve erkek cinselliğe bakış açısından farklılık gösterebilirler. Erkekler daha çok hazza odaklanırken, kadınlar ilişkilerine odaklanırlar. Bu farklılıklar göz önünde bulundurularak eşler birbirini anlamaya, uyum temelli ilişkilerini en sağlıklı şekilde devam ettirmeye çalışmalıdırlar.