Demokrasilerde iktidarların yegane amacı halkın mutluluğudur. Gazetecilerin görevi ise bu mutluluğu halk adına iktidarlardan talep etmektir.’¶ Dolayısı ile gazeteci; uyaracaktır, eleştirecektir, yanlışları gösterecektir. Bu anlamda gazetecinin ideolojisi yoktur. Gazeteci iktidarlara dünya görüşü çerçevesinde yaklaşıyorsa, eleştirilerini, taleplerini kendi görüşüne göre ayarlıyorsa o zaman sorun vardır.
Gazeteci kendi ideolojisine veya yakın bulduğu erkin menfaatlerine uyacak şekilde yazı yazıyorsa diğer bir deyişle iradesini erkin görüşü doğrultusunda kullanıyorsa artık gazetecilikten değil katiplikten bahsedilir.
Katipler bağlı oldukları iradi gücün diktesi ile yazı yazarlar. Daha doğrusu iradi gücün ağzından ne çıkarsa onu aynen yazıya dökerler. Patronun mektup yazdırması, hakimin karar yazdırması, memurun resmi yazıları bu tarz yazılardır.
Katiplere saygı duyarım. Çünkü ekmek parası kazanmak için görevlerini yapmaktadırlar.
Gazetecilere de saygı duyarım. Çünkü onlar sadece ekmek parası için değil, halkın mutluluğunu temin etmek için de yazarlar. Tutuklanma pahasına yazarlar. Ölüm pahasına yazarlar. Gece gündüz demez araştırırlar, bulurlar yazarlar.
Hata yapmazlar mı?Yapabilirler. Bilinçli değildir hataları.
Bir de ’“Gaztipler’” vardır. ’“Sahibi olan gazetecilerdir’” bunlar. Yazılarını kendileri yazar ama patrona şirin görünme yazılarıdır bunlar. İktidarla bir olur muhalefete yüklenirler. Oysa muhalefet değildir halkın mutluluğunu sağlayacak olan. Muhalif parti iktidarda olmadığı için muhaliftir. Amacı iktidara gelmek olduğu için iktidara saldırır. Oysa gazetecinin iktidar olmak gibi bir görevi ve gayesi olamaz. İktidar değişir, gazetecinin muhalefeti değişmez.
İşte iktidarla birlikte iktidar olan ve o doğrultuda yazılar yazanlara ben ’“Gaztip’” diyorum. Gazetecinin ’“gaz’”ını, katibin ’“tip’”ini aldım Gaztip oldu. Gaztipler iktidarın hoşuna giden yazılar yazmakla yetinmezler, iktidarın yetkilerini de kullanırlar. İhale bağlarlar, adam yerleştirirler, dilediklerini yere batırır, dilediklerini göğe çıkarırlar. Bütün bunların bir bedeli vardır elbet. Lüks villalarda otururlar, dolgun banka hesapları olur, giyimleri kuşamları ile dikkat çekerler.
Genellikle utanmaları, arlanmaları kaybolduğundan rahat konuşurlar, rahat yazarlar.
Çoğu okur yalnız dünya görüşüne göre olanları okuduğundan bu tipleri fark etmez, hatta ruhunu okşadığından bu kişilere hayran bile olur.
Bazen bu hayranlık gaztipe ilham verir. Gaztip kendi yalanlarına da inanmaya başlar. İşte o zaman sömürür, sömürttürür. Halk hiçbir zaman mutluluğu yakalayamaz. Yalanlara inandığı için doğru seçimde yapamaz. Kısır döngü sürer gider. Adına da kader derler, nasip derler.
Zaman zaman bir yerlerde yazdım. Ciddi anlamda yazmaya başladığım bu ilk yazım da söz veriyorum. Gaztiplerle uğraşacağım.
Söz veriyorum iktidar kim olursa olsun ben hep muhalif kalacağım.