Gardrobunuz yaza hazır mı?

Abone Ol
Yaz alışverişine çıktım geçen gün, ama maalesef ’‘Hiçbir şey’’ bulamadım. Tamam, 42 bedenim, tabii ki çok küçük kıyafetlere sığmam ama sorun o değil. Bu yazın modası diye bir kavram yok, her şey ya ’‘vintage’’ ya da ’‘retro’’. Bu tür kıyafetlerin de en büyük özelliği ’‘eski’’ gözükmeleri. Yani ne kadar eski ve salaş giyinirseniz o kadar modaya uyuyorsunuz demektir. E ben ne anladım bu işten?En popüler mağazalarda dahi , sanki yıllarca sandıkta saklanmış izlenimi veren bluzlar, gömlekler.. Etekler deseniz, geçtiğimiz yıllardan kalma yazlık eteklerimizden hiçbir farkı yok, hatta renkler daha solgun, bir hayli eskitilmiş’…
***
Modaya uyayım derken moda kurbanı da olmamak lazım. Her vücudun yakışanı vardır, herkese her renk yakışmaz, her kesim yakışmaz. Vücut tipi kadar, giydiğimiz kıyafetin içinde kendimizi ne kadar mutlu hissettiğimiz de çok önemli aslında. Örneğin benim 9 yıllık bir sweat shirt’’üm vardır, ne zaman üzerime geçirsem kendimi çok rahat ve mutlu hissediyorum. Ne çok ince ne de çok kalın olduğu için sürekli başköşemde duruyor. Bazen onunla uyuduğum bile oluyor. Ya da tekne sevenler bilir, denize açılmışsak eğer, mutlaka yanımda bana refakat ediyor.Yalıkavak pazarından aldığıma da kimse inanmıyor, Küba bayrağı olan lacivert çok rahat bir şey.. Daha güzeli, yenisi yok mu?Var tabii ama illa yanımda o olacak.
Geçtiğimiz aylarda Çağlar bile ’–’‘Deniz bu sweat shirt’’de amma dayandı’’ dedi. Gerçi onun da taaa üniversite yıllarımızdan kalma, koyu gri bir ’‘Gap’’ kazağı vardır ki, ne zaman onlara gitsem üzerime geçiriveririm. O kazak bizim üniversite yıllarımıza da eşlik etmiştir, değeri benim için bambaşkadır.
***
’‘’’-Alışveriş yapmayı sevmiyorum’’’’ diyen kadın, bence yalan söyler. Ama ne yapıp edip ’‘fashion Victim’’ olmaktan korumamız lazım kendimizi. Nasıl mı?Boyfriend jeans mesela, basenleriniz genişse uzak durun ne olur. Modası geçmeyecek klasik kesimler ve renkler önemlidir. Düz paça mavi kot pantolon, güzel bir beyaz gömlek ve sade bir siyah elbise olmazsa olmazlarımızdan. Ama gelin görün ki bunlar en zor bulunan parçalar. Vücudumuza oturan beyaz bir gömlek bulamıyoruuuuummmm!!! Ya fırfırlı, ya kemerli, bir yerleri süslü püslü hep yeni gömleklerin.. Kot pantolon deseniz yüzlerce çeşit var ama ya yırtık ve rengi açılmış, cepleri işli.. vs..vs.. En zoru da, gerekirse kokteyllere, şık davetlere giyebileceğiniz sade bir siyah elbise bulmak. İşte onu hiç bulamadım.Kollarında tül istemiyorum, çok kısa olsun istemiyorum, uzun ve abiye olmasın diyorum, kendimi alışveriş merkezlerine atıyorum ama bulamıyorum.. Çünkü yok öyle bir elbise.
***
Bir süre sonra bulabildiklerimizi alıyoruz, gardroplarımıza diziyoruz. Ani bir davet olunca da, onlarca kıyafetle dolu olan dolaplarımızın kapağını açıp, karşısında kamburumuz çıkmış bir halde oturup sinirli bir şekilde ’‘- Giyecek hiçbir şeyim yooooookk’’ diye düşünüyoruz.. O an evde kim varsa, En çok da beyler, ağzına kadar dolaba bakakalıp bu duruma bir türlü anlam veremiyorlar.
***
Kendimce bir çare buldum bu ’‘ Giyecek hiçbir şeyim yok’’ sendromuna. Öncelikle yazlık bütün kıyafetlerimi bir araya topladım. Ardından ’‘Kalacaklar’’ ve ’‘Verilecekler’’ olarak ikiye ayırdım. Kalacaklardan da bu yaza uygun olanları ayırdım, ütüledim, gruplara ayırdım ve dolaptaki yerlerine yerleştirdim. Gömlekler bir yerde, elbiseler bir yerde, hepsi de bu yaz mutlaka giyeceğim kıyafetler. Bu arada hatırlatmadan edemeyeceğim bir nokta, Londra’’da yaşadığım dönemden beri en sevdiğim markalardan biri olan GAP’’tan ne almışsam, yıllar içinde hiç ama hiç eskimemiş olduklarını gördüm. 3 sene önceki Gap şortumun ipi bile atmamış, Tshirtlerim solmamış.. Fakat mavi jeans’’den aldığım bluzların tabir-i cazise ’‘ağzı burnu kaymış’’.
Crocs’’larım yazın olmazsa olmazımdır, geçen gün Migros’’ta gezerken aynılarını, başka bir marka olarak çok daha ucuza buldum, ’‘-Belki aynı hissiyatı yaşatmıyordur, altı kayıyordur’’ diye düşünerek ayakkabılarımı çıkardım ve denedim, inanın hiçbir fark yok. Migros marka iki adet crocs aldım. Bu yaz Alaçatı’’nın Arnavut kaldırımlarında topuklu ayakkabıyla gezenlere inat, tatil yerinde tatil kıyafetleri giyinen biri olarak bu terliklerle gezeceğim!
Dolabım oldukça hafifledi tabii.. Ben de çok hafifledim.
***
İşler bittikten sonra ertesi gün dolaba şöyle bir göz gezdirdim.. Bu dolapta ne eksik diye düşündüm.. İşte o zaman baktım ki sadece üç beş küçük eksiğim dışında her şey tamam! Eğer bu düzenlemeyi yapmamış olsaydım, eminim alışverişe çıkıp ihtiyacım olmayan bir sürü şey alacaktım. Şimdi her gün farklı, ama bir o kadar da rahat ve şık kıyafetlerimle yaza hazırım!