Maalesef bu gün ki zihin aritmetiğimiz, kendi tarihimizi anlayıp yorumlamaktan bir hayli uzak düşmüştür.
'Cennetin Krallığı' filminde Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi'nin 'Ben Selahaddin Eyyubi' diye cevap verdiği sahne hala zihnimde bir zip dosyası gibi mevcudiyetini korumakta.
'Fetih 1453' filminde ise bu zihni konum, Ulubatlı Hasan'a nail oldu. 'Bre Hasan, sen ne Hasan'mışsın da haberimiz yokmuş 'dedim. Ancak; bir insan hem- Osmanlı kıyafetleri-içinde olup hem cengaver olamaz mı, onu merak ettim.Bir ara kılıç sahnesinde; hangisinin Hasan, hangisinin Hasan olmayan olduğunu karıştırdım' dersem, bana gülmeyin. Bir Hasan gider, bir Hasan gelir,vurgusu ise; anlamlıydı.…
Osmanlının 7. padişahı olan Fatih Sultan Mehmed Han ne yazık ki hezeyanları olan bir civanmerd olarak aktarılmış. Oysa onun' kalem ve kılıç padişahı, karayı denize tahvil eden komutan ve şahi topun mucidi 'olarak hakkı verilmeliydi.
Yaşanılan hayatın dışında konumlandırılarak; mistik malzeme olarak kullanılan hocalar ise, bizdeki varlık sebebini, aynen filmde de korumuş. Pagan kültürü olarak sadece başımız sıkıştığında imdadımıza yetişen ak sakallı, garip, hayat dışı varlıklar olarak güzel (!) lanse edilmişler.
Çekim kalitesi olarak Avrupa standartlarını yakalayan film; ne yazık ki içerik olarak tarih sahnelerini zihnimize kazıyamadı.
20.yüzyıl Türk filmlerinin Kara Murat tiplemelerine öykünen ,yalnız kahraman filmi, yer yer dekolte şova dönüşmüş.
Kolektif yaşamı ve kolektif değerleri dünyaya en güzel numune olarak aktaran Osmanlı devlet geleneği; ne yazık ki danışmanlar,diplomatlar,ilim ve din adamlarından (ki;o zaman bir ilim adamı aynı zamanda iyi bir din adamıydı) oluşan kurullarıyla, meclisleriyle filmde yer bulamamış.
Ticari bir filmi' yeni nesle ' tarihi film 'diye lütfen tanıtmayınız. Girişi çok iyi kurgulanan film sanırım ülkemizdeki tarihçi ve tarih bilgisi yokluğundan(!) olsa gerek bir hayli dağılmış.Burada tarihçilerimizin; tarih açlığı çeken milletimize bir vefa borcu olduğunu düşünüyorum.
'Her ne denlü cürmüne hadd-ü nihayet yoğ ise
Avniya kat' eyleme sen avn-i Rahman'dan ümîd'
Avni mahlasıyla şiir yazan Fatih Sultan'ın yukardaki beytinden ilham alarak;
Her ne kadar geçmişimize olan yolculuğumuzda bunca gafletimiz var ise de;yine de ümidimizi kesmeyerek daha gerçekçi tarihi filmlerin çekileceğini temenni ediyorum.
Bu eleştirilerime rağmen sinemadan ayrılırken hissettiğim şeyler…manidardı…Büyük bir hazinenin üzerinde;reddi miras şapkasıyla oturmuş ;tembel ve bahaneci bir bünye…