İzmir Atatürk Stadyumu en büyük izleyici rekorunu, 85 bin kişiyle Karşıyaka-Göztepe derbisiyle kırılmıştı.
Şimdi bu rekor, 100 bin izleyici ile 9. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'na geçti.
100 bin rakamını İzmir Emniyet Müdürlüğü söylüyor. 100 bin kişi stadyumda, en az 10-15 bin vatandaşımızda yer bulamadığı için bu muhteşem organizasyonu dışarıdan izledi.
52 bin kişilik oturma kapasitesi olan stadyumda oluşan izdiham İzmir polisini zor durumda bıraktı. Son çare olarak ' açık ve kapalı tribünlerde yığılma var, lütfen etkinliği dışarıdan izleyin' anonsları yapıldı.
Basın locasına bir türlü ulaşamadığım için, ben de stadyuma giremeyenlerdenim. Vatandaşlarla dışarıda sohbet ettim.
Türkiye'nin en büyük ikinci olimpik stadyumuna akın eden 100 bin kişi sadece, Türkçe şiirleri, şarkıları, türküleri, folklor gösterilerini izlemek için mi toplandı ?.
Kesinlikle hayır.
Böyle düşünenler varsa yanılıyorlar.
Bana göre, bu fotoğrafın tek bir açıklaması var:
'Türkiye el değiştiriyor'
Dipten, çok derinlerde ciddi sosyal depremler yaşanıyor…
Ankara'nın Anadolu'yu polisle, jandarmayla, tehditle, korkuyla idare etme anlayışı tarih oluyor…
80 yıldır yok sayılan, bu ülkenin sosyal ve ekonomik pastasının dışında tutulan, o 'bidon kafalılar' artık ülke yönetiminde söz sahibi olmaya hazırlanıyorlar. 'Göbeğini kaşıyan adam' demokraside, özgürlüklerde, insan haklarından yana daha fazlasını istiyor.
Efendim ' bu yüz bin kişiyi Gülen cemaati toplamıştır onlar organize etmiştir' diyenleri duyar gibi oluyorum.
Bu tespit kısmen doğrudur…
Lakin, Fethullah Gülen'i hangi güçler, kendi vatanından Amerika'da yaşamaya zorlamıştır.
Önemli olan da budur..
28 Şubat kararları hangi ideolojinin ürünüydü, hangi egemen sosyal sınıfın dayatmasıydı?
Fethullah Gülen'i sadece din odaklı bir cemaat önderi gibi sunanlar, dün İzmir'de toplanan 100 bin kişinin mesajını hala okuyamamış olanlardır.
Bu oluşum, artık cemaat hoca ikilsini, ilişkisini aşmıştır.
Bu topluluk, Arnavut öğrencilerin folklor gösterisi için toplamadı... Dünyaya ve Türkiye egemenlerine bir mesaj gönderiyor.
Gülen hareketi olarak adlandırılan bu yeni oluşum, sistemin 'yeni bekçisi mi' yoksa 'statükonun dinamizme doğru yol alması mı ?' onu zaman gösterecek..
Türkiye birçok akıma hazırlıksız yakalandığı gibi, bence bu toplumsal rotasyona da hazırlıksız yakalanıyor.
Çok diplerde 90 yıldır biriken, sosyal gazdan söz ediyorum.
Anadolu 90 yıl süreyle 'önce devlet sonra millet' dayatmasıyla ve üniforma sopasıyla idare edildi...
Birileri dayak.
Birileri ise kaymak yedi...
'Türkiye el değiştiriyor' derken buna dikkat çekiyorum.
Ege sahillerini gezerken, yüksek duvarlarla tel örgülerle örülmüş (yüzlerce) 5 yıldızlı kamu kamplarını görürsünüz.
Halktan korunan, halka yasaklanan, ama halkın parasıyla saltanatların sürdüğü kamplar, orduevleri, hastaneler, restoranlar, oteller binlerce sosyal tesis... On binlerce ayrıcalık tanınmış insan.
Kendini bu ülkenin gerçek sahibi, başkasını kiracı gibi gören dışlayıcı anlayış...
O anlayışla öğrenci yetiştiren, ırkçılık, din düşmanlığı ile beslenen okullar...
Ancak komünist ülkelerde görünen politbüro üyelerine sağlanan ayrıcalıklar, yüksek maaşlar, sınırsız sosyal haklar, Sülale boyu ayrıcalıklar... Dededen toruna geçen, dış ülke görevlendirilmeleri, hep aynı ailelerden oluşan büyük elçiler...
Hangisini yazayım?
Anadolu bunun farkına vardı ve Ankara'nın kapısına dayandı.
Korkutma yerine ümit; dayatma yerine kabul; dışlanmışlık yerine bütünlük;
Irkçılık yerine toplumsal ve folklorik olarak kabul gören ortak kültür;
En önemlisi eşitçe paylaşım..
Türkiye'nin yeni dinamikleri olacaktır.
Bu gecedeki topluluk bunun göstergesi…