sanırım ilk farkedişim, bir-iki ay öncesine dayanıyor. tutuş şeklimin değiştiğini farkediyorum. yadırgıyorum ama çok önemsemiyorum. fakat, kavrama şeklimin birşeyleri gittikçe değiştirdiğini sessizce görmeye başlıyorum.
sessizce ilerleyen farkındalığım, beni, sessizce kendimi izlemeye davet ediyor. harflerimi ve rakamlarımı izliyorum. verdiğim kıvrımlara, italik çizgilere, noktalara ve farkında olarak; bana has olduğunu düşündüğüm bir takım kavislere bakıyor ve şaşırıyorum. kendimi izledikçe, şaşkınlıkla, ne zaman bu dönüşümü yaşamış olduğumu düşünüyor, hatırlayamıyorum!..
evet, artık kesin olarak eminim. birşeyler değişmiş!.. kendimi test ediyorum. vee, kendime yaptığım sınavdan, çakıyorum. nasıl mı?
ortam sarsıntılı da olsa, ’‘evet, dene bakalım’’ dediğim yer; otobüs içi, bir koltuk üstü!.. artık, sabrım kalmamış, yer ve mekan kaygısı gütmüyorum. sürekli çantamda taşıdığım, küçük defterimi ve arkadaşımın hediye ettiği, güzel kalemi çıkarıyorum.
ne yazarak, teste başlayım derken ’‘görüşme iradesi kime aittir?’’ adlı bir başlık atıyorum. yazdığım cümleye bakıp, ’‘tamam, bir sonraki yazı konusu bu olacak galiba’’ diyerek, esas amacıma yöneliyorum.
hem yazıyorum hem de gözlemliyorum. ikisi bir arada zormuş...
defterime, birbuçuk sayfa, yoğurtlu-soslu bir metin yazıyorum. eyvahlar olsun, karekter değiştiriyorum.
pardon, yazı karekterim demek istemiştim.
sakınnn ha, ne önemi var demeyin!.. fiziksel, zihinsel ve karekter özelliklerinin yanısıra; her el yazısı karekteri, kişiye özeldir, biliyorsunuz. benzersiz güzellikte veya çirkinlikte olsa bile!..
...
ilk yazı eğitimimi, okulla birlikte inanılmaz sabır ve ilgisiyle, aslında annemden aldım. bugün, eğer yazım biraz güzel ise; en önemli nedeni, annemdir!.. kalemin, küçük parmaklarımda yer edinişine tanıklık ve yoldaşlık eden, evdeki öğretmenim; annem!.. o yoğun çabanın güzel hediyesi; sadece güzel yazı yazma yeteneğine ulaşmak değil, üniversite hayatına kadar bütün grup ödevlerini yazarak, şu an bile varlığını hissettiren, orta parmak nasırına sahip olmaktı.
daha sonra, üniversite de yazı dersi alırken; ’“- bu çağda, bu ne dersi!..’” diye, cahilce kızdığımız; kaligrafi dersinin de katkıları mutlaka olmuştur. yazı dersimize de giren, sevgili hocam; prof. gören bulut’’u, (bütün bir yıl, 50x70 boyutundaki defterlerimize, çini mürekkepe batırılmış kargılarımız ve divit uçlu kalemlerimizle yazı yazarken) ne kadar zorlamışızdır acaba, diyerek, tebbessüm ediyorum!..
...
kendimi bildim bileli; esmer, kara(kaşlı, gözlü, saçlı) ve bana has olduğunu düşündüğüm, bir yazı karekterine sahip bir kadınım. oysa farkına vardığım andan itibaren; sanki, beyaz tenli, mavi gözlü ya da sarı saçlı kendimle, aynada karşılaşmak gibiydi, bu duygu!.. kendime yabancılaştım... gülmeyin!.. yazıyı yazan parmaklar bana ait, fakat yazı bana ait değildi. ve bu, rüya değildi!..
peki neler olmuştu?bir gece ansızın, elime başka bir el, el vermiş olamazdı değil mi?.. yoksa, yazı karekterim nasıl böyle değişebiliyordu ki?yoksa, geceleri rüyamda tıp fakültesinde mi okumaya başladım!.. pek çok doktorun, okulda ders notu yazarken bozulan yazıları gibi mi, bozulmuştu yazım!..
gözlerim kapalıyken kendimle yaşadıklarımın, gözlerimi açtıktan sonraki, sözde uyanıkken ki yansımaları mıydı bunlar?..
acaba, bir grafoloji* uzmanına mı başvursam:)) kriminolojide, psikolojide, hukukta ve hatta Avrupa ülkelerinin birçoğunda özellikle fransa'da, işe eleman alımlarında sıklıkla kullanılan bir yöntem grafoloji.
ben klasik bir yöntem uyguluyorum ve kendime başvuruyorum.
sonuç: suçlu; ben!.. suça teşvik eden; bilgisayarım’…
farkına varıyorum ki, geçmişte; eskizlerini kurşun kalemle çizmeyen, deü gsf* öğrencilerine kızan ben, bugünlerde, bir süredir kalemimi az kullanır olmuşum!.. yazarken de çizerken de önce kurşun kalemini kullanan ben, bugünlerde; klavyenin tuşları üzerine vuruşlar yapan, yeni parmak hareketleri geliştirmişim. bu yüzdendir ki; bir yerlere dayanarak ya da yatarak çalışmaya alışmış bileğim ve birbirlerinden güç alarak çalışan komşu parmaklarım ya benden intikam alıyor ya da ilgisizliğimden organ hafızalarını yitirdiler!..
kendimi, kalemini kırmış bir hakim gibi hissediyorum!.. aslında, bu aralar birşeyler için kalem kırdığım doğrudur. zamanı geldiğinde, paylaşacağım bir idam kararım var!..
şimdi ne mi yapıyorum? birgün, yazıcıların ve bilgisayarların olmadığı bir adaya düşerim diye; aklıma gelen her an, mekan kaygısı gütmeden, kendime, yeniden yazı yazmayı öğretiyorum. bileğimi ve parmaklarımı açıyorum. hatta, geçen gün vapurda, yanıbaşımdaki kadının şaşkın bakışlarına, gülmekten alıkoyamadım kendimi. çünkü, küçük defterimi çıkarmış aynen ilkokulda / üniversitede yaptığımız gibi, her satıra bir harfi yazarak, yazma eğzersizi yapıyordum ki; kadının, yazmayı yeni öğreniyormuşum şaşkınlığına, pek güldüm doğrusu’… kaldı ki, olabilirdi de’…
sadece çocuklar oyun oynarsa’… güzel yazı yazma egzersizini, sadece çocuklar yaparsa’… yetişkin denen bizlerin hayatı, ne kadar güzelleşebilir ki!..
bi güzellik yapın; bir çocuğa, bir gence, bir yetişkine ve de geçen gece izlediğim halleriyle beni mutlu eden, ’‘giderayak’’ programının (sümerolog MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ, kurucusu olduğu TEMA vakfıyla tanıdığımız; HAYRETTİN KARACA) ruhu genç kalan bilge yetişkinleri gibi bir yetişkine, güzel bir kalem hediye edin, lütfen!.. kalem güzeldir’… tükense de!..
* grafoloji; yazı bilimi anlamına geliyor ve yazı karakterlerini, sayfa kullanımını, yazma düzenini, kalemin hareketlerini inceleyerek çıkarımlar yapmaya dayanıyor. yazı sahibinin o anki ruh halinden genel davranış yapısına, psikolojik profiline hatta sağlık durumuna kadar birçok ipuçları elde edilebiliyor. bu bilim dalı temelde, yazının; hız, basınç, yön, boyut, süreklilik, biçim ve düzen gibi niteliklerini inceliyor. ismin yunan dilinde grapho ve logia kelimelerinden türediği sanılıyor.
grafoloji; forensik/adli grafoloji ve psikolojik grafoloji olarak iki alt dalda inceleniyor.
psikolojik grafoloji’’de; elyazısı ve imzadan kişilik analizleri yapılırken, forensik’’te; iki imzanın aynı olup olmaması, iki belgenin aynı kişi tarafından yazılıp yazılmadığı kontrol ediliyor.
* dokuz eylül üniversitesi, güzel sanatlar fakültesi