Güncel

Evini arabasını satan da var, işini bırakan da… İzmir’den Almanya’ya göç vaadiyle vurgun!

Almanya’da “nitelikli göç” ve garantili iş vaadiyle yüzlerce kişiden binlerce euro toplandığı öne sürülen İzmir merkezli dolandırıcılık iddiası yargıya taşındı. Evini, arabasını satan, işini bırakan mağdurlar sahte sözleşmelerle kandırıldıklarını belirtiyor.

Abone Ol

Metehan UD/ EGEDESONSÖZ – Almanya’ya “nitelikli göç” vaadiyle yüzlerce kişinin dolandırıldığı iddiası yargıya taşındı.

İzmir merkezli faaliyet yürüttüğü belirtilen şirket ve şirket sahibi olduğu öne sürülen A. D. hakkında, sahte iş sözleşmeleri düzenleyerek yurtdışına işçi götürme vaadiyle binlerce euro topladığı gerekçesiyle çok sayıda kişi suç duyurusunda bulundu.

SAHTE SÖZLEŞMELERLE BİNLERCE EURO TOPLANDI
Mağdurların anlatımına göre, kendisini Almanya’da iş bağlantıları olan bir danışmanlık firması olarak tanıtan şirket, farklı meslek gruplarından kişilere Almanya’daki firmalarla yapılmış gibi gösterilen iş sözleşmeleri sundu. Bu sözleşmeler karşılığında kişi başı 6 bin Euro topladı.

Ancak aylar süren bekleyişin ardından yapılan araştırmalarda, söz konusu iş sözleşmelerinin gerçeği yansıtmadığı, imzaların sahte olduğu ve Almanya’daki firmaların bu sözleşmelerden haberinin bulunmadığı iddia edildi. Mağdurlar, Almanya’daki bazı işverenlerle doğrudan iletişime geçtiklerini ve işverenlerin böyle bir istihdam süreci yürütmediklerini yazılı olarak beyan ettiklerini aktardı.



“700 KİŞİ MAĞDUR OLABİLİR” İDDİASI
Mağdurların oluşturduğu iletişim gruplarına göre, Türkiye genelinde mağdur sayısının 700 kişi arasında olabileceği öne sürülüyor. Şu ana kadar yalnızca İzmir’den en az 9 kişinin resmi olarak şikâyette bulunduğu, Adana, Antalya, Sivas, İstanbul, Elazığ, Tekirdağ, Çorlu ve farklı illerden de yeni başvuruların gelmesinin beklendiği ifade ediliyor.

“SUSMA” ŞARTLI PROTOKOLLER İDDİASI
Bazı mağdurlar, kendilerine “dava açmamaları ve sosyal medyada paylaşım yapmamaları” şartıyla protokol imzalatıldığını, bu protokollerde belirli tarihlerde ödeme yapılacağının taahhüt edildiğini ancak bu ödemelerin de gerçekleşmediğini ileri sürdü. Protokollerde yer alan ödeme tarihlerinin Şubat ve Mart aylarına sarktığı, buna rağmen herhangi bir geri ödeme yapılmadığı iddia ediliyor.



SAVCILIK SÜRECİ BAŞLADI
Mağdurlar, savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını ve dosyaların tek bir avukat aracılığıyla birleştirildiğini belirtti. Şirket sahibi olduğu öne sürülen kişinin karakol ve savcılık tarafından ifadeye çağrıldığı, sürecin halen devam ettiği öğrenildi.

“EVİNİ SATAN, İŞİNİ BIRAKAN VAR”
Mağdurlar arasında evini satan, işinden ayrılan ya da tüm birikimini bu süreçte harcayan kişilerin bulunduğu ifade ediliyor. Mağduriyet yaşayan kişiler, özellikle “nitelikli göç” ve “Almanya’da garantili iş” söylemleriyle ikna edildiklerini, sürecin profesyonel bir danışmanlık faaliyeti gibi yürütüldüğünü söyledi.

MAĞDUR ALİ K.: “TÜM SÖZLEŞMELERİN SAHTE OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI”
Mağdurlardan Ali K., Haziran ayında söz konusu şirketle görüştüğünü belirterek, “Bu görüşme sonucunda bana Almanya’daki bir şirket adına iş sözleşmesi imzalatıldı ve ‘KDV’ adı altında 6 bin euro ödeme yaptım. Her ay süreci sorduğumuzda başvurunun onay aşamasında olduğu söylendi. Ancak bu durum 4 ay boyunca bu şekilde devam etti” dedi.

Ali K., sonradan yapılan araştırmalarda imzalatılan tüm sözleşmelerin sahte olduğunun ortaya çıktığını belirterek, “Almanya’daki işveren firma, bu sözleşmelerle hiçbir ilgilerinin olmadığını ve kendilerine ait olmadığını açıkça ifade etti. Ayrıca işverenlerin bilgisi ve onayı olmadan imzalarının kopyalanarak sahte iş sözleşmeleri düzenlendiği belirlendi. Tüm bu iddialar belgelerle sabittir” ifadelerini kullandı.



“HÂLÂ İNSANLARI MAĞDUR ETMEYE DEVAM EDİYOR”
Ali K., birçok kişinin şikâyette bulunduğunu ve çok sayıda mağdurun parasının iade edilmesini beklediğini belirterek, “Buna rağmen söz konusu kişi, hâlâ internet ve Instagram üzerinden insanları mağdur etmeye devam ediyor. Ortada çok net deliller bulunuyor ve biz de mağdurlar olarak hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız” dedi.

ZOOM GÖRÜŞMESİ, ALSANCAK OFİSİ VE ŞÜPHELER
Bir başka mağdur da 19 Mart 2025 tarihinde Zoom üzerinden şirket çalışanlarıyla bir görüşme yaptığını, görüşmede Almanya’daki iş imkanlarının anlatıldığını ve sürecin yasal olduğu yönünde güven verildiğini söyledi. Bu görüşmenin ardından İzmir Alsancak’taki ofise defalarca gittiğini belirten mağdur, “Kaçak bir durum mu var diye gece bile ofisin önünden geçtiğim oldu. İçimde hep bir şüphe vardı ama yine de inandım” dedi.

AİLESİYLE BİRLİKTE ALMANYA HAYALİ
Haziran ayında dört kişilik ailesi adına toplam 6 bin euro ödeme yaptığını aktaran mağdur, kendisine Almanya’daki bir firma adına düzenlenmiş iş sözleşmesi gönderildiğini, vekaletname verdiğini ve işlemlerin başladığının söylendiğini ifade etti. Aylar boyunca ‘ön onay geliyor’, ‘evraklar tamamlanmak üzere’ gibi gerekçelerle oyalandığını dile getiren mağdur, bu süreçte eşinin ve çocuklarının da Almanya hayaline adapte olduğunu anlattı.

“AYLARDIR BEKLEYEN İNSANLAR VAR”
Mağdur, bu süre zarfında bir WhatsApp grubuna dahil olduğunu belirterek, “Burada aylardır, yıllardır bekleyen insanlar olduğunu gördüm” dedi.

“ÇOCUKLARIMIN HAYALİ YIKILDI”
“İki yaşında ve altı yaşında iki kızım var” diyen mağdur, kızını okuldan almak zorunda kaldığını belirterek, “Bize ‘evraklar geliyor’ dedikleri için kızımı okula yazdırmadım. Ağustos geçti, Eylül geçti, Ekim geçti. Çocuklar ‘ne zaman Almanya’ya gidiyoruz’ diye sormaya başladı. Onların hayalini izlemek, sonra da yıkıldığını görmek insanın içini parçalıyor” sözleriyle yaşadıklarını anlattı.



OFİS MÜHÜRLENDİ, GERÇEK ORTAYA ÇIKTI
Ekim ayı sonunda Telegram grubunda ‘ofis boşaltılıyor’ mesajını gördüğünü söyleyen mağdur, Alsancak’taki ofise gittiğinde kapının mühürlendiğini gördüğünü ifade etti. “O an anladım. Dolandırıldık dedim. O gün eve gidip çocuklarımın yüzüne bakamadım” dedi.

“DOSYAM HAFTALAR ÖNCE REDDEDİLMİŞ”
Mağdur, Almanya’daki yabancılar dairesiyle doğrudan iletişime geçtiğinde başvurusunun haftalar önce reddedildiğini öğrendiğini, bu bilginin kendisinden özellikle gizlendiğini ileri sürdü. “Aylarca umut sattılar. Oysa dosyam çoktan reddedilmişti. Bana söylenmedi” dedi.

“BU BİR PARA MESELESİ DEĞİL”
Yaşadıklarının yalnızca maddi bir kayıp olmadığını vurgulayan mağdur, “Burada öğretmenim ama kurye olarak çalışmaya başlayacaktım. Çocuklarımın hayatı daha olsun diye gitmek istedim. Çocuklarımın orada okula başlamasını istedim. Tek derdim çocuklarımdı. Bu bir para meselesi değil. Bu, bir ailenin geleceğinin, çocukların hayalinin çalınmasıdır” ifadelerini kullandı.