Et mi?Terbiye mi?

Abone Ol
Et fiyatlarının çok yükselmesine Başbakan el koydu! Kendisine bağlı özel fiyat araştırma timi bile varmış.’¶ Bu ekiptekiler zaman zaman piyasaya çıkıp et fiyatlarını sorgulayıp rapor veriyorlarmış’…
Ekonominin kuralları var. Arz-talep dengesi bunların başında gelir. Özellikle pek meşhur ve fiyakalı olan ’“serbest piyasa’” ekonomi anlayışına sahipseniz fiyatları belirleyen unsurları da serbest bırakmanız gerekir’… Tabii bir ürünün iç pazarda fiyatının spekülatif girişimlerle şişirildiğini (!) düşünüyorsanız, en kolay ’“terbiye’” yolu da ithalat kapısını açıvermek olur.
Ancak bu yolu kullanırken de devlet olmanın gereklerini göz ardı etmemek de ayrı bir ekonomik kuraldır. Yani ekonomi, sonuç itibariyle ’“millet’” içinse, milletin genel menfaatlerine aykırı da olunmamalıdır. Geçmiş yıllarda pirinç fiyatlarında ki aşırı şişikliği, ithalat kapısını açmakla hallediverdik ama bunun ülke çiftçisine darbe vurduğundan, üretimi baltaladığından falan kimse bahsetmedi. Çünkü ülkemizdeki pirinç üretimi miktarı ve yetiştiricisi sayısı fazla değildi.
Ancak ’“et’” konusu böyle değil’… ’“Et’” ülkenin en önemli ekonomik değerlerinden olmakla beraber; bugün ve gelecekteki dünya gıda stratejisi içinde çok önemli bir kalemdir ve önemi daha da artacaktır.
Bu önemli ekonomik değerin üzerinde atılacak adımlar öyle günübirlik hiddetlenmeler ve üç-beş elemanla pazar araştırması yaparak olmamalı..!
Et ile ilgili üretim aşamalarında her kim varsa ve bunlar kısa zamanda akıllarını başlarına almazlarsa; Et-Balık Kurumu!na -akabinde özel sektöre de izin verilebileceği söylendi- yaptırılacak ithalatla iç piyasadaki et fiyatlarının ’“terbiye’” edileceği en başta Başbakan olmak üzere ilgili bakan ve yetkililerce de sık sık tekrarlandı’… Ekonominin tehditle hizaya getirilebildiği hangi serbest piyasada ve hangi ülkede görülmüş?
Yine ’“et üretimi’” konusunda konuşan en yetkili ağızların dönüp dolaşıp söyledikleri bir ana gerçek var’… Ülkemizdeki büyük ve küçük baş hayvan stoğunun on yıl öncesine göre; % 80 azaldığı..! Korkunç bir rakam bu. Milyonlarca baş hayvan demektir bunun özeti’…
İşte bunun irdelenmesini yapmayıp, yalnızca ’“terbiye’” adımları atarsak; bu birilerinin alt kültürüne çok uygun bir davranış şekli olabilir ama ekonominin kendi dinamiklerine hiç uymaz. Uymayan şeylerde insanı sıkar veya bir yerden pırtlar sonunda.
Ayrıca göz ardı edilen bir tarafı da var bu iş’’in’… 26 TL civarlarında olan (kasap fiyatı) perakende et fiyatlarının ’“pahalı’” olduğunu kim söylüyor?Yani bunun altındaki hangi rakam ’“makul’” sayılabilir bunu söyleyeni -söyleyebileni- duyduk mu hiç acaba?Yani bir ürünün fiyatının doğru fiyat olması, pazar’’da karşılığını bulmasıyla orantılı değil midir?Ve bütün bunlara rağmen yine de tüketiciye ulaşan fiyatın pahalı olduğunda tam kanaat sahibiysek, bunun nedenlerine bakmak gerekli değil mi?
***
Dünyanın en pahalı akaryakıtını, doğalgazını, elektriğini satın alan çiftçi, üretici, sanayici ve yine yaşamının her anında ve aşamasında bunları kullanan milyonlarca Türk insanı; buna bile ses çıkarmıyorken ay’’da evine giren 2-3 kg. et için mi kıyameti kopardı yani?
Nihayetinde ’“kırmızı’” et’’in yerine koyabileceği aynı besin değerinde bir çok gıda ürünü var’… Ama elektriğin yerine, akaryakıtın yerine ve hatta artık geri dönüşü olmayan doğalgazın yerine koyabileceği hiçbir şey yok.
Kaçınılmaz bir biçimde ’“paşa paşa’” veya askerde çok kullanılan ’“2S’” yani ’“seve seve’” kuralı çalışır bunlarda’…
Ama Allah için çok fiyakalı oluyor; ’“benim milletime kimse pahalı et yediremez’” söylemi’…
Millet pahalı et’’i yemeyecek de; popülistlik kokan ve gündem yoğunlaşması sağlama amacı güden bu söylemleri yiyecek mi orası meçhul’…
Sorular, sorular’… Bu ülkede sorulacak ve yanıtı alınamayacak o kadar çok konuda o kadar çok soru var ki’…