Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, nüfus artış hızında hala bir netice alınamadığını belirterek, "Devamlı söylediğim bir söz var; "en az üç çocuk" diyorum. Bu tabii güçlü bir ailenin olmazsa olmazı. Neslimizi çoğaltmamız lazım. Bu neslin artması lazım" ifadelerini kullanmıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 3 çocuk talebine siyasetçi kadınlardan ve kadın derneklerinden tepkiler yükseldi. Aile yılından işlenen kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerine dikkat çeken kadınlar, ekonomik sıkıntılara da işaret etti.
YENİ KÖLELER VE İŞÇİLERE İHTİYAÇLARI VAR
Kadınların sürekli doğurganlıkla teşvik edilmesine tepki gösteren CHP 26. Dönem İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, “Her şeyden önce üreme üzerine kurularak, kadını sürekli anne, ev kadını pozisyonuna koymaları alıştığımız bir yaklaşım. Onların kadına biçtikleri rol yaşamın dışına itmek. Sürekli olarak sistemin arzu ettiği şekilde hizmetkar olarak görülen bir yaklaşım. Bu son açıklamanın üzerine söylenmesi gereken varoluş, hak mücadelesi içerisinde olan kadınların ötesine geçen bir bakışla bakmamız gerekiyor. Ülkenin ekonomik durumunu göz önüne almalıyız. Kadının sürekli doğurganlıkla teşvik edilmesine yönelik isyanımız baki. Bunun yanı sıra zaten kadın erkek ayırmaksızın çocukları suça sürüklenen, çocuk haklarının korunamadığı, çocuk işçilerinin gündemlere düştüğü bir ülkede 3 çocuk istenemez. Dünyaya getirilen çocuğun gıda güvenliğinden eğitim hakkına ve yaşam hakkından bağımsız süreç olarak sürekli doğurganlık teşvikinin anlaşılması mümkün değil. 4 kişilik aile kendini geçindiremiyorken bu aileyi 5,8,10 kişiye çıkarılmasını teşvik etmeyi ve nüfus artışına neden ihtiyaç olduğunu anlamıyoruz. Mevcut nüfusun sosyal adalet çerçevesinde haklarının korunduğu bir ülke tesis etmeye çalışsalar çok daha yerinde kararlar almış olacaklar. Bir toplum dizaynı içerisinde sürekli 3-5 çocuk sözü ağızlarından çıkıyor. Uzun vadede oy kazanmaya bakıyor olsalar gerek. Yeni köleler, yeni işçilere ihtiyaçları var” dedi.
GÜÇLÜ AİLE POLİTİKASININ SONU VAHŞET!
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları ise güçlü aile politikasına dikkat çekerek, öldürülen kadınların oranlarını paylaştı. Osmanoğulları açıklamasında, “Güçlü aile politikasını 10 yıla yaydılar. Aile yılı ilan ettiler 2025’te 294 kadın öldürüldü, 297 kadın ise şüpheli bir şekilde kadın ölmüş. 294 kadının yüzde 60’ı evlerinde yanı başlarındaki erkekler tarafından öldürülmüş. Güçlü aile politikasının sonucu kadınlar için vahşet. Açlık sınırı altında asgari ücret açıklandı. Bugün kadınlar çocuklarının beslenmesine ne koyacağını düşünüyor. Böyle bir tablodaki bir ülkede genç işsizlik var. O güvenmediğimiz TÜİK verilerine göre yoğun bir genç işsizliği var. Böyle bir ülkede bunları ortadan kaldırmakla yükümlü olan siyasi irade, açlığı, yoksulluğu, kadın cinayetlerini, istismarını dert edinmiyor. Tek dertleri kadınların doğum oranı. Kadınları toplumsal alanda çekerek öldürüldüğü evlere kapatmak istiyor. Evin içinde yoklukla şiddetle mücadele etsinler istiyorlar. Bunun sebebi ise kendi siyasi iradelerini sürdürmek. Politikaları kadını yok sayan, kadını eve kapatan bir durum. Hayatta var olan çocukları koruyamıyorsunuz. 2025 yılında MESEM’lerde çocuklar öldü. 2025 yılında 87 çocuk işçi ölmüş. Çocuk ve işçi kelime yan yana gelir mi? Böyle bir ülkede 3 çocuk demek vahşeti körüklemek demektir. Kadınlar neye güvenerek doğuracak? Dünyaya bir çocuk getirilecek ülkede yaşamıyoruz. İşsizliğin, yoksulluğun, pahalılığın, çocuğa yönelik istismarın, kadın cinayetlerinin arttığı bir ülkedeyiz. Bunların sebebi ise güçlü aile politikalarıdır” dedi.