Padişah II. Murat, 1450 yıllarında yani bundan 560 yıl önce şöyle demiş;
’“Bir vilayete bey olmak, iki kefelü bir terazüdür. Bir kefesi cennete ve bir kefesi cehennemedür. Terazinin dengesini sağlayan dirhemler ise adalettir.’”
Evet bu sözü hep kabul etmişimdir... Özel ve sosyal yaşamımda adalet duygusuna her zaman inanmışımdır.
Bu millet, sizleri kendilerini temsil etsin diye milletvekili seçti, bey etti. Bu ülkede sosyal adalet yok edilirken sizler ne yapıyorsunuz? Bu ülkenin en yakıcı gerçeklerine hepiniz seyirci kalmıyor musunuz?Toplumsal sorunlarımıza hiçbir çözüm önerisi getirmiyor musunuz?Halkın iradesinden uzaklaşıyor musunuz?Her Salı günü siyasi partilerinizin grup toplantılarındaki ’‘şov konuşmalarıyla yetiniyor musunuz?
Mecliste kanun tasarıları görüşülürken sayınız 100’’ü bile bulmuyor. Tabii bir söz vardır ya; ’‘su sıcak, sabun komili’’’… Bu sözün anlamı rahatınız yerinde, keyfinize diyecek yok demektir. Herkesin keyfi gıcırında iken, aylardır ülkenin en yakıcı gerçekleri çözüm ararken, gündemler her gün değişik senaryolarla işgal edilirken, parlamenterlerimiz hiçbir konuda uzlaşamıyorlar. Ülke sorunlarına çözüm yollarını birlikte üretemiyorlar. ’‘Konsensüs kültürü’’ hiç yok, çalışmıyor, çalıştırılmıyor.
Bugün ülkenin en yakıcı gerçeği İŞSİZLİK. İşsiz sayısı 5 milyonun üzerinde.Akademisyen ve sendikalar bu gerçeği söylüyorlar. Tarım kesimindeki işsizleri de ortaya koyacak olursak, işsiz sayısı ürkütücü rakamlara ulaşıyor. Binlerce büyük- küçük işletmenin kapsına kilit vurmasıyla işsiz kalan milyonlar ’‘iş bulma’’ umutlarını tüketiyor. İşsizlik ve karamsarlık; intiharları tetikliyor, gençlerimizin hayalleri ve umutları her gün daha azalıyor. Genç nüfusun iş beklentileri sürekli sonuçsuz kalıyor. Ailesine bağımlı yaşayan gençlerin ruh sağlığı bozuluyor.
Ayrıca milyonlarca çalışan işini kaybetme korkusunu yaşıyor, bu ülkede. Her geçen gün sorunlarımızın kapanmaz yaraları kanıyor. İyileşme yerine yeni yaralar açılıyor. Gençlerin umutları, hayalleri köreliyor. Gençlerimiz sorunlar yumağımızın en büyük parçası olmaya devam ediyor.
Ne yazık ki, ülkeyi yöneten iktidarımız ve parlamentodaki vekillerimiz çözümün bir parçası olma yolunda hiçbir umut vermedikleri için, işsizlerimiz umutsuzca bekliyor. Çalışamamak, iş isteyene iş bulamamak, okumuş işsizler ordusunun yakıcı bir parçası olmak ne acı bir tablo, değil mi? Gençlerimizin en yakıcı acısı olan işsizlik ve bundan kaynaklı okul, ev, çevre sorunları; onları madde bağımlılığına, kötü alışkanlıklara itiyor; ne acı değil mi?Gençlerimiz spordan, sosyal yaşamdan, sanatsal etkinliklerden, tiyatro, drama, iş eğitimi gibi düşünce zenginliklerinden giderek uzaklaşıyor. Ailelerdeki geçim sıkıntısı, şiddet, töre cinayetleri, kız ve erkek ayrımı hepimizin içini acıtıyor, bizi incitiyor. Bu kadar derin sorunlarımız dururken bizi yönetenler, bizim temsilcilerimiz her gün birbirleriyle kavga içinde kendilerini bize seyrettiriyorlar, ağza alınmayan sözlerle parlamentoyu kendine yakışan yücelikten uzaklaştırıyorlar.
Ülkenin en ciddi sorunlarına ’‘akılcı siyasi çözüm’’ üretemeyen ey vekillerimiz, ey iktidarımız!
’• lkemizdeki bu gerilim ortamından ne zaman kurtulacaksınız?Uzlaşma kültürünün egemen olduğu bir ortamı ne zaman bize göstereceksiniz?
’• Demokratik siyaset alanında oluşan iradeyi meşru kabul eden, yapıcı ve yön gösterici, muhalefeti benimseyen , özgürlükçü ve demokrat bir siyasal hareket için, toplumsal sorunların çözümünde temel yöntem olan ve tartışma ortamı yaratan bir anlayışı, halkımız daha ne kadar sabırla bekleyecek?
’• Halkın sorunlarına akılcı çözüm yolları bulmada, bu halktan ne zaman aferin alacaksınız?
’• İşsizlik başta olmak üzere, akılcı, çağdaş, özgür ve bilimsel eğitim anlayışını ne zaman yerine getireceksiniz?
’• Gençlerimizin umutlarını ve hayallerini ne zaman karanlıktan aydınlığa çıkaracaksınız?
’• Toplumumuzun; asil tarihimizle beslenmiş engin kültürünü yaşaması ve yaşatması adına, kültür alanındaki beklentilerimizi ne zaman çözeceksiniz?
’• Demokrasimizi, konuşma ve düşünce özgürlüğümüzü, laik sistemimizi yeniden güçlendirmek için daha ne kadar bekleyeceksiniz?
’• Akıl ve mantığın yerine, kine, öç almaya ve baskıya dayalı bir anlayışın sürdürülmesine ne zaman son vereceksiniz?
’• Mutlu olmayı hakketmedi mi, bunca asırdır acıya bulanan aziz milletim?Bize daha ne kadar zaman kaybettireceksiniz?
’• Anadolu çocuğu yiyemez mi İsveçli gibi şeker?Kültürü aksak, tarihi kısır Amerikalı gibi oynamaz, eğlenmez , kültürlenemez mi, Anadolu çocuğu?
’• Türk Milleti, dünyaya her yüzyıl haddini bildirmiş, kendini savunmuş, mazlumu korumuş bir milletiz. Nereden nereye getirdiniz bizi, Atatürk’’ten sonra?Ey parlamento! Ey yönetim!
’• Tuzakçı ve karmaşık devlet oyunları, yıllanmış yalanlar ve sırlar arasında eriyen milletimiz için ve hiç olmazsa çocukların çektiği açlık ve acı için, şeffaf bir devlet, temiz toplum, güçlü yönetim diyoruz; sosyal ,demokratik ve ekonomik adalet istiyoruz.
Sonuç olarak;
Türkiye’’de, sözde kalmayan bir toplumsal adaleti temel hedef olarak kabul eden; demokrasiyi sadece kendisi için değil, tüm toplum kesimleri için talep eden ve yaşatan demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir siyasal hareketi sağlayacak olan; ’‘yasama ve yürütme’’ organlarımızdır. Bu organlar da, milletin vekillerinin elindedir. Temsil yetkileri iradelerindedir.
II. Murat’’ın dediği gibi;
’“Biz sizi vekil seçtik, bey eyledik. Siz vekiller (beyler) iki kefeli terazi gibisiniz.Vicdanınız teraziyi dengeleyen dirhemleridir. Bu da sosyal adalettir. Sorunları çözmek cennet, çözüm üretememek de cehennem gibidir.’”
Not: Olumlu, olumsuz tüm eleştirileriniz bana güç katar.