'Ekonomi neden kötü?' sorusunun bir yanıtı ve İzmir’de atılan ‘kardeş’ kazığı!

Abone Ol

Yurtseverlik duygusu, toplum olarak hiç olmadığı kadar ihtiyacımız olan duygu…

Başta ekonomi olmak üzere Türkiye pek çok alanda irtifa kaybetmeyi sürdürüyor. Özellikle de demokraside…

Toplum ile siyaset kurumu arasında makas açılıyor. Başta emekliler olmak üzere toplumun belirli bir kesimi açlıkla sınanıyor. Açlıkla sınan kesimlerin yanında siyasal kutuplaşmanın, demokrasi sınavında yaşanan aksaklıkların etkisi ile toplumun bir kesimi kendisini kendi öz yurdunda “öteki” hissediyor. Gençlerin kendi geleceğini memlekette görememesi, üniversiteye giden gençlerin büyük bölümünün kapağı yurtdışına atma düşünceleri içinde olması memlekette yurtseverlik duygusunun ağır hasar birer örnekleri sadece…

Ne kadar acı çekilse de bugünlerde Türkiye Cumhuriyeti’nin sevilmeye ihtiyacı var.

Tutarlı yurtseverliğin temel koşulu da tek başına ülkeye ya da toprağa bağlılık değil yeri geldiğinde ülke için itiraz edebilmektir.

*

Konumuza dönelim; bu memleketin vergileri ile inşa edilen ve İzmir’in göz bebeği kuruluşu olan PETKİM yine zarar açıkladı.

Petrokimya, hayatımızın her alanında var. Evlerde kullandığımız PVC’lerden, otomobil parçalarına kadar plastiğin olduğu her şey petrokimya sektörü ile ilişkili. Türkiye’de fiyat dengesi-dengesizliği petrokimya üretimi ve fiyatlanması ile de doğrudan orantılı.

İran savaşı ile birlikte her alanda başlayan zam furyası konusunda yaşadığımız tedirginlik işte tam da yerli üretimde yaşanan sorunlardan kaynaklanıyor.

PETKİM, 2008 yılında alınan özelleştirme kararı ile Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi’ne (SOCAR) satılması ile birlikte irtifa kaybetmek bir yana paraşütsüz düşüşe geçen bir işletme oldu. Bugün iç piyasadaki yeri ile para basması gereken olan kuruluş, sanki kasıtlı olarak zarar ettiriliyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan 2025 faaliyet raporuna göre şirket 10 milyar TL’nin üzerinde zarar etti. İki yılda zarar 400 milyon doları aştı. İki yıl önce 101,2 milyar TL olan Petkim’in net satışları bu yıl yüzde 12 oranında gerileyerek 89 milyar TL’ye düştü. Yani ciroda da kayıp var.

2008 öncesinde petrokimya hammadde talebinin yüzde 30'unu karşılayan PETKİM, 2025 yılı itibariyle iç piyasa talebinin yüzde 9,8’ini karşılıyor. Şu haliyle raporda üretim kapasitesinin de ancak yüzde 63’ü faal durumda olduğu yazılı.

Nüfus büyüyor, 10 tane PETKİM kurulması gerekirken eldeki PETKİM küçülüyor.

Sektör temsilcileri ise zararın nedenini SOCAR’ın kaynaklarını aynı bölgede kurulan rafineri için harcaması ve PETKİM’i atıl bırakmasına bağlıyor.

Bir yandan da özelleştirme sürecinde denge-denetim sağlanması amacıyla devlete bırakılan altın hisse konusu var. Denge-denetim sağlaması gereken Özelleştirme İdaresi sessizliğini korumayı da sürdürüyor.

*

Petrokimya stratejik bir ürün ve gerek üretim sürecinde gerekse de fiyatların belirlenmesinde, yatırımlarda devletin mutlaka doğrudan yer alması gerekiyor. Türkiye’nin en büyük ithalat kalemine dönüşen petrokimya ürünlerinin yerlileştirilmesi çok da zor değil. Her şeyden vergi alındığı, APP plakadan ceza çıkaracak kadar tabiri caizse sineğin yağını çıkarmayı düşünebilen yaratıcı akıl bu memlekette pekala yeni PETKİM’ler inşa edilebilir. Türk ekonomisinin düzelmesi de işte buralardan başlar.

Daha fazla PETKİM inşa edilmesi, PETKİM’in kara geçmesi demek daha fazla yerli ve milli tank, savaş uçağı, donanma, otomobil vs demek.

Daha fazla PETKİM inşa etmek ve işletmek demek tam da bugünlerde mumla aradığımız tutarlı yurtseverliği bulabilmek demek.

*

Azeri kardeşlerimizin bize attığı büyük kazığı hatırlatmak, olanı biteni anlamak, yorumlamak ve anlatmak istedim.