Ana Muhalefet partisinin Mecliste yemin etmemesine çok şaşırdım. Bağımsız Milletvekillilerinin peşine düşüp böyle bir karar alması kendisinin seçmen nazarında sahip olduğu notunu düşürdü. BDP'nin desteklediği bağımsız üyelerden Hatip Dicle'nin vekilliği Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararı ile düşürüldü. YSK onun aday adaylığını veto etmeliydi. Kendisin Milletvekilli olma ehliyeti olmadığını bilmemesi mümkün mü? Ahbap Çavuş ilişkileri ile mahkûmiyet adli sicile işlenmedi. YSK da basında çıkan haberler ve Yargıtay kararlarını araştırarak bu bir düzine insanın Milletvekili olup olamayacağını ortaya koymadı halbuki bu onun görevi idi. BDP'nin sistematik olarak çatışma ortamı yaratmak istemesi onların tabiatı icabı.
1991 seçimlerinden sonraki Meclis yemin törenini hatırlıyorum, ben Başbakan vekili olarak pür dikkat töreni takip ediyordum. Sıra Leyla Zana'ya geldi, yeminde bir değişiklik yaptı. En yaşlı üye olarak başkanlık yapan rahmetli Septioğlu 'kız buraya gel yemini doğru tekrar et' dedi. Leyla Zana geri döndü, yemini etti ama sonuna Kürtçe bir cümlecik ilave etti. Bu cümleciğin bir talimat olduğunu düşünerek, Meclisten dışarı fırladım ve İç İşleri Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu nu arayarak, bütün emniyet müdürlerini teyakkuz durumuna geçirmesini istedim. 10 Dakika sonra bakan bana, doğuda iki kişinin katledildiğini bildirdi. Leyla Zana aldığı talimatı yerine getirmişti. Şimdiki meclisin seçilmiş bağımsızları da talimatları yerine getirmektedirler.Bunların özgür iradelerini kullanma yetenekleri yoktur.
Seçim sonrası gerginlik yaratmak için, davaları devam eden kişileri desteklediler. Hemen herkes bunların seçilseler de mevcut hukuki düzenlemeye göre millet meclisine giremeyeceğini tartışıyordu. Gaye gerilimi arttırma olduğu için bu yol tercih edildi. YSK ve Mahkeme kararlarından sonra Hükümet suçlandı, yargı suçlandı. Hükümetin yapabileceği tek şey hukuki mevzuatı değiştirmek için kanun tasarısı hazırlatmak olabilir. Yargı da değişecek olan hukuki mevzuata göre kararını tekrar gözden geçirebilir. Bunun için de Meclisin çalışması gerekir.
BDP'nin peşine takılıp Meclis'te yemin etmemek hatasına düşen CHP, irtifa kaybetmiştir. Kuvvetler ayırımını dillendirecek ama Yürütmenin yargıya müdahalesini dolaylı yollardan isteyeceksin. Bu tam bir çelişki. CHP ne yapmak istiyor, Bölücülerle, darbeciler ile beraber mi olacak, yoksa demokratik bir tercih mi sergileyecek.
Bu inat CHP yi bitirebilir. Tıpkı, geçmişte DYP ve ANAP ın meclise girmeyerek darbeciler safına geçip, siyaset çöplüğüne düştükleri gibi. Bu problemin devam etmesi halinde AKP Mecliste seçimlerin tekrarı kararı çıkartarak, boykotçulara halkın tokat atmasını isteyebilir. İşte o zaman tek başlarına anayasayı değiştirirler, muhalefet de kazdığı kuyuya düşer. Umarım aklı selim galip gelir, siyasetin yargıya şantajı ortadan kalkar.