Ege

EGEÇEP’ten İkizköy uyarısı: Yargı süreci beklenmeli

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de acele kamulaştırma kararları kapsamında başlatılan keşiflere tepki göstererek, Danıştay’daki davalar sonuçlanmadan sahada fiili müdahale yapılmasının hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Platform, yargı süreci tamamlanmadan atılacak adımların geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Abone Ol

EGEDESONSÖZ - Muğla’nın Milas ilçesinde, özellikle İkizköy ve Akbelen Ormanı çevresinde termik santrallere kömür sağlamak amacıyla genişletilen maden sahaları yeni bir tartışmanın odağında. Bölgedeki ormanlar, tarım alanları ve zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasıyla başlayan süreçte, 10 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla yüzlerce taşınmaz için “acele kamulaştırma” kararı alınması tepkileri yeniden alevlendirdi.

Çevre örgütleri ve bölge halkı, kamulaştırma kararlarına karşı açılan davalar sürerken sahada fiili müdahalelerin başlamasına tepki gösterdi. Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), keşif süreçlerinin başlatılmasının “hukuksuzluğun sahada uygulanması” anlamına geldiğini savundu.

Açıklamada, acele kamulaştırma işlemlerine karşı açılan davaların Danıştay nezdinde sürdüğü ve yürütmenin durdurulması taleplerinin henüz karara bağlanmadığı hatırlatıldı. Buna rağmen taşınmazlara yönelik el koyma ve bedel tespiti davaları kapsamında keşiflere başlanmasının “kabul edilemez” olduğu vurgulandı.

EGEÇEP, yapılan keşiflerin yalnızca teknik bir inceleme olmadığını belirterek, bunun zeytinlikler ve yaşam alanlarının geri dönüşü olmayacak şekilde müdahaleye açılmasının ilk adımı olduğunu ifade etti.

Açıklamada, süreç durdurulmazsa ileride çıkabilecek olası bir yürütmeyi durdurma ya da iptal kararının fiilen uygulanamayacağına dikkat çekildi. Bu durum “oldu-bitti ile hukuka aykırı müdahale” olarak nitelendirildi.

Acele kamulaştırmanın mülkiyet hakkına yönelik en ağır müdahalelerden biri olduğu belirtilen metinde, buna rağmen idari yargı süreci tamamlanmadan adli süreçlerle fiili durum yaratıldığı savunuldu.

EGEÇEP, sürecin durdurulması için yargı kurumlarına da çağrıda bulundu. Açıklamada, Anayasa Mahkemesi ’nden, Maden Kanunu’na eklenen Geçici 45. maddeye ilişkin düzenlemenin yürürlüğünün durdurulması talep edildi.

Ayrıca Danıştay’dan hem ilgili yönetmelik hem de 10 Ocak 2026 tarihli acele kamulaştırma kararına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verilmesi istendi.

Açıklamanın sonunda, Milas ve İkizköy’de yaşananların yalnızca bir mülkiyet meselesi olmadığı, ekolojik varlık, tarımsal üretim ve yaşam hakkına yönelik bir müdahale olduğu ifade edildi.

EGEÇEP, “Bugün durdurulmayan her müdahale, yarın geri dönüşü olmayan bir yıkıma dönüşecektir” diyerek kamuoyunu ve yaşam alanlarını savunan tüm kesimleri dayanışmaya çağırdı.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

MİLAS’IN KÖYLERİNE EL KONUYOR! BİR ŞEY YAPIN

Muğla’nın Milas ilçesi ve çevresinde, özellikle Akbelen ve İkizköy hattında termik santrallere kömür sağlamak amacıyla maden sahalarının genişletilmesi girişimleriyle başlayan süreçte ormanlar, tarım alanları ve zeytinlikler birer birer maden faaliyetlerine açıldı. Bu süreçte bölge halkı zeytinliklerini, geçim kaynaklarını ve yaşam alanlarını korumak için defalarca hukuki mücadele yürüttü. Açılan davalar, keşifler ve mahkeme süreçleri devam ederken 10 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararı ile yüzlerce taşınmaz için yeniden acele kamulaştırma kararı alındı. Bu konuda 19.02.2026 tarihinde “Milas acele kamulaştırmaları, iklim krizini önemsemeyen ekolojik ve toplumsal yıkımda ısrar etmektir” demiştik.https://egecep.org.tr/2026/02/19/milas-acele-kamulastirmalari-iklim-krizini-onemsemeyen-ekolojik-ve-toplumsal-yikimda-israr-etmektir/

Milas köylülerinin itirazları, çağrıları dikkate alınmadan acele kamulaştırma kararlarıyla birlikte açılan el koyma ve bedel tespiti davalarında bugün itibarıyla keşif süreçleri başlatıldı. Bu durum, uzun süredir dikkat çektiğimiz hukuksuzluğun artık sahada fiilen uygulamaya konulmasıdır.

Muğla’nın Milas ilçesinde, özellikle İkizköy başta olmak üzere bölgedeki zeytinlikler ve yaşam alanları üzerinde yürütülen bu süreç, yalnızca bir yargılama faaliyeti değil; doğrudan doğruya bir yaşam alanına müdahaledir. Henüz acele kamulaştırma işleminin hukuka uygunluğu idari yargı mercileri tarafından denetlenmemişken, Danıştay’da açılan davalar derdest durumda iken ve yürütmenin durdurulması talepleri hakkında karar verilmemişken, taşınmazlara yönelik fiili müdahalenin başlatılması kabul edilemez.

Bugün Milas’ta, İkizköy’de yapılan keşifler yalnızca teknik bir inceleme değildir. Bu keşifler, zeytinliklerin, tarım alanlarının ve köylerin geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde müdahaleye açılmasının ilk adımıdır. Bu müdahaleye dur denmemesi halinde, ileride Danıştay tarafından verilecek olası bir yürütmenin durdurulması ya da iptal kararının fiilen uygulanma imkanı kalmayacaktır. Başka bir ifadeyle, Danıştay’ın karar verme sürecinde oldu-bitti ile hukuka aykırı bir şekilde acele kamulaştırılacak yaşam alanlarına el konulmaya çalışılmaktadır.

Acele kamulaştırma, mülkiyet hakkına yönelik en ağır müdahalelerden biridir ve bu nedenle çok sıkı yargısal denetime tabi olması gerekir. Buna rağmen bugün gelinen noktada, Milas’ta ve İkizköy’de idari yargı süreci beklenmeksizin adli yargı eliyle fiili durum yaratılmakta; yurttaşların mülkiyet hakkı, geçim kaynakları ve yaşam alanları ciddi bir tehdit altına sokulmaktadır. Bu süreç yalnızca bireysel mülkiyet meselesi değil; bölgenin ekolojik varlığına, tarımsal üretimine ve geleceğine yönelik açık bir müdahaledir.

Danıştay’da açılmış davalar yalnızca birer dava dosyası değil; Milas’ın, İkizköy’ün, zeytinliklerin ve bu topraklarda hayatlarını sürdürenlerin yaşam haklarının savunusudur. Bu nedenle yapılması gereken açıktır: El koyma davalarında yürütülen işlemler derhal durdurulmalı, Danıştay’daki davaların sonucu beklenmeli ve yargı denetiminin etkili biçimde işlemesi sağlanmalıdır.

Bugün keşif adı altında başlatılan bu süreç, yarın geri dönüşü mümkün olmayan bir yıkıma dönüşecektir. Bu nedenle yalnızca hukukçuları değil, Milas’ta, İkizköy’de ve ülkenin dört bir yanında yaşam alanlarını, toprağını ve geleceğini savunan herkesi bu sürece karşı ses çıkarmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz. Çünkü bugün konuşulmayan, bugün durdurulmayan her müdahale, yarın hepimizin sırtına daha ağır bir yük olarak binecektir.

Bir kez daha;

· Anayasa Mahkemesi’ne çağrıda bulunuyoruz; bu musibetlerin dayanağı olan 7554 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 11. Maddesiyle 3213 sayılı Maden Kanunu’na eklenen “GEÇİCİ MADDE 45” için derhal yürürlüğü durdurma kararı verin.

· Danıştay’a sesleniyoruz;

Ø Danıştay 8.Daire (2025/2025/6398 Esas) Enerji ve Tabi, Kaynaklar Bakanlığı’nın 04.08.2025 tarihli ve 343936 sayılı Bakanlık Oluruyla yürürlüğe giren Maden Kanununun Geçici 45’inci Maddesinin Uygulanmasına Dair Usul Ve Esaslar başlıklı düzenleyici işleminin,

Ø Danıştay 6.Daire (Toplam 200 parsel için açılan 96 adet dosya)"Cumhurbaşkanı tarafından düzenlenen 10 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 9 Ocak 2026 tarihli 10848 karar sayılı acele kamulaştırma kararı"nın

yürütmelerinin durdurulmasına derhal karar verin.

Verin ki Milas’ın yurttaşları “Ankara’da hakimler varmış” desinler. Bölgedeki tüm canlılar, bir bütün olarak ekosistem bayram etsin…