Dört mevsimin gözdesi: İmambayıldı

Abone Ol
Tam mevsimi... Bugünlerde imambayıldı yapılmaz da ne yapılır? Çıkın pazara, bir göz atın. Her köşebaşındaki tezgahta birbirinden alımlı patlı(canlara) rastlıyoruz. Sıra sıra... Başları dimdik... Sanki her biri imambayıldı yapılacağı günü bekliyor.
Çocukluğumda, patlıcan yaz sebzesiydi. Öyle 12 ay ortalıkta gezinmezdi. Şimdi işler değişti; maşallah 365 gün imambayıldı yiyebiliyoruz!
Oldum bittim merak etmişimdir, imambayıldı ismi nereden geliyor diye. Rahmetli anneanneme sormuştum bir gün. 'İmamın karısı öylesine güzel yapmış ki, imam yiyince küt diye bayılmış evladım' demişti. Hiç unutmam, akşam rakı sofrasında babam imambayıldıyı çok ama çok beğendiğini söyleyince, düşüp bayılacak diye ödüm kopmuştu.
Bu imambayıldı hakkında çok rivayet var. Bir rivayete göre, anneannemin anlattıkları doğru. Bir diğerine göre ise, imamın biri zengin bir tüccarın kızı ile evlenip uzak bir diyara yerleşmiş. Kızın çeyizinde bol miktarda zeytinyağı varmış. Her gün içine soğan ve maydanoz eklenmiş patlıcan yemeği pişirmiş. On üç gün sonra imam bakmış ki sofrada patlıcan yemeği yok. Nedenini sorunca karısı zeytinyağının bittiğini söylemiş. Vee imam, üzüntüsünden bayılmış. Mış mış, mış...
Neyse, lafı uzatmadan imambayıldının tarifine geçelim...
Patlıcanların önce baş kısımları kesilir. Tuzlu suda iyice bekletilir, sonra kurulanır. Sıvı yağda hafifçe kızartılıp tepsiye yanyana dizilir. Üzerleri boydan boya bıçak alta geçmeyecek şekilde kesilir. Yarım halka şeklinde doğranmış soğanlar, sivribiber ve sarımsak ile zeytinyağında kavrulur. Daha sonra doğranmış domatesler eklenir. Nane, tuz, karabiber ve şeker de katılır. Şıklık için bolca maydanoz eklenir. Bu karışım patlıcanların içine doldurulur. Biraz su eklenip yavaş, yavaş, yavaş, yavaş pişirilir.
Unutmadan... Patlıcanın bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara neden olduğu biliniyor. Bazı kaynaklara göre de patlıcan kalbe sükûnet veriyor.