Başlık 'Dokuz dağın efesi' tadında oldu. Bu yazıdan böyle bir destan çıkmaz belki ama yazıda anlatacağım bu hareket ileride kimden neler getirip kime neler götürür onu da bilemeyiz. Bizim Çakıcı Mehmet gibi tek bir kahramanımız yok. Dokuz kahraman ismimiz var. Önlerine çıkan her türlü engele rağmen sevgi saçarak yoluna devam eden hizmet sevdalısı dokuz güzel insan. Hasan, Kamil, Ercan, Metin, Ergun, Cevat, Hakan, Tahir ve Sıtkı…
Her biri kendi yaşadığı çevre tarafından seçilmiş belediye başkanlarımız… Sağa sola sırtını dayayıp halka yüz çevirmemiş kral ya da krallara meydan okuyup halka inmişler. Atalarımız her ne kadar 'Dokuz at bir kazığa bağlanmaz!' demiş ise de onların sergilediği bu sadakat bu atasözünü bile mahcup etmiş olsa gerek. Hani ne iyi oldu da böyle oldu demeyeceğim. Hatta iyi ki böyle olmuş da demeyeceğim. Ama 'Neden böyle oldu?' sorusunun cevabının da oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Bu sorunun cevabı oldukça önemli olduğu kadar karışık da ama ben en önemli sebebin 'güç' olduğunu düşünüyorum. Birilerine güç vermek istemeyen birileri birilerini güç arayışına itmiş. Tamam, tatminkar bir açıklama olmadığını bende biliyorum. Ama yazımın asıl konusu maalesef bu hareketin çıkış noktası değil!
Sakin şehrin sakin başkanı şaşırtan bir şekilde çark edince soluğu Tire Gökçen beldesinde alıp bir araya gelen başkanların her geçtiğimde sövüp salladığım o bozuk yolun tadilatına giriştiklerini öğrenince bu yazıyı yazmak üzerime farz oldu. Canım Gökçen/Kahrat ekmeği istediği zamanlarda zorunlu olarak girdiğim bu yol adamın sinirlerini, arabanın da alt takımını bozar derecede kötü bir yoldur. Öyle sanıldığı kadar uzun bir yolda değil topu topu iki kilometrelik yol! Siz deyin üç sene ben diyeyim beş senedir adam edilemeyen bu yol için ortaya koyulan iradeyi ayakta alkışlıyorum. Ama nedense bu küçük ama çok gerekli yardımın bile altında türlü manalar arayan tipler var. Başkanlarımızın bu güç birliğine tahammül edemeyip tamamen insan odaklı bu masum imecelerinden rahatsız olarak 'Ne zaman soruşturma geçirecekler?' diye 'dokuz doğuran' kimi çevrelerin bu hevesi dilerim kursaklarında kalır. Dokuz tane aslan gibi adam; gücü, güç birliğini gösterip kendilerince mesaj veriyorlar. Tabi anlayana… Böylesine insani bir yardım birliği nedeni ile operasyon yapılmasını bekleyen ve büyük bir ısrarla bu başkanların zarar görmesini dileyenler acaba kime veya kimlere hizmet ediyor? Bu millet dokuz babalılardan çektiğini kimseden çekmedi. Dokuz canlı başkanların hiç de birbirinden kopup yıkılacakları yok. Yani bu harekete zarar vermek isteyenlerin işi sandıkları kadar kolay olmayacak!
Dokuz şehrin başkanını bu anlamlı mücadeleleri nedeniyle yürekten kutluyor; bu cesur çıkışlarının da kimilerine örnek olmasını temenni ediyorum. Unutmayın; 'Birlikten kuvvet doğar'.
Not : Okunma oranlarımdaki ciddi artışın beni bir hayli sevindirdiğini belirtmek isterim. Severek ya da sevmeyerek okuyan herkese sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Fakat yorumlarda kullanılan kaba üsluplar nedeniyle ciddi anlamda kaygı duymaya başladım. Yorumlarınızı göndermeden önce bir kez daha okumanız menfaatiniz icabı olacaktır.