EGEDESONSÖZ- TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, Menemen’in Doğa Mahallesi’nde yapılması planlanan yaklaşık 15 bin konutluk TOKİ projesine ilişkin verilen “ÇED Olumlu” kararına karşı dava açan bölge halkına destek verdi.
Açıklamada, Menemen Doğa Mahallesi’nde TOKİ tarafından hayata geçirilmesi planlanan 6 etaplı projede 5 bin 11 konut, ticaret merkezleri, okullar, camiler ve rekreasyon alanlarının yer aldığı belirtilerek, bu büyüklükteki bir yerleşimin yalnızca ÇED süreci üzerinden değerlendirilmesinin mümkün olmadığı ifade edildi.
Oda tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"İzmir İli, Menemen İlçesi, Doğa Mahallesi`nde yaklaşık 15 bin konutluk yerleşim projesine ilişkin "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararına dava açan bölge halkının yanındayız.
İzmir İli, Menemen İlçesi, Doğa Mahallesi adresinde, tapunun 101 ada, 8 ve 9 numaralı parsellerde T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yapılması planlanan "İzmir İli Menemen İlçesi Doğa Mahallesi 6 Etaplı 5011 Adet Konut (+ 40 Kd), 7 Adet Ticaret Merkezi, 3 Adet Okul, 3 Adet Cami ve Rekreasyon Alanı İnşaatı ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İşi)" projesi için hazırlanan ÇED Raporuna Bakanlığın 27.01.2026 tarih ve E-20268 numaralı kararı ile "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı verilmiştir.
Kamuoyuna yansıyan bilgiler ve yargı sürecine konu teknik değerlendirmeler, proje alanına ilişkin temel planlama sorunlarının devam ettiğini göstermektedir. ÇED Olumlu kararı, bir projenin doğrudan uygulanmasına imkân veren tek başına yeterli bir idari işlem değildir. Bu ölçekte bir yerleşimin hayata geçirilebilmesi; üst ölçekli planlardan başlayarak nazım ve uygulama imar planlarına kadar uzanan planlama sürecinin, şehircilik ilkeleri ve ilgili mevzuata uygun şekilde tamamlanmasını gerektirir. Ancak söz konusu proje ile, bölgenin üst ölçek plan kararları, doğal ve arkeolojik miras niteliği, bölge halkının talepleri yok sayılarak şehircilik ilkeleri ve ilgili mevzuata aykırı bir işlem tahsis edilmektedir.
Üst ölçek plan kararlarında "Tarım Arazisi" ve "Çayır-Mera" vasfında kalan; alt ölçek imar planları bulunmayan proje alanında kurum izinleri de dahil olmak üzere herhangi bir planlama çalışması yürütülmeden Mart ayı itibariyle inşaat faaliyetleri başlamış olup; şubemiz tarafından 04.03.2026 tarihinde Bakanlığın ilgili tüm birimlerinden bilgi/belge talebinde bulunulmuştur.
Proje alanında, yürürlükteki 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Çevre Düzeni Planı‘nda "Tarım Arazisi" ve "Çayır-Mera", 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı‘nda ise "Tarım Alanı" kullanım kararında yer almaktadır. Üst ölçekli plan kararları değiştirilmeden bu büyüklükte bir konut alanının projelendirilmesi planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırıdır.
Ayrıca ilgili kurum görüşlerinde;
Tarım arazilerinde gerekli izinler alınmadan uygulamaya geçilemeyeceği,
Mera vasfı kaldırılmadan yapılaşmaya izin verilemeyeceği,
Taşkın riski nedeniyle gerekli mühendislik önlemleri alınmadan yapılaşmanın mümkün olmadığı, açıkça belirtilmiştir.
Bunun yanında proje alanının bir bölümü, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu‘nun 17.12.2025 tarih ve 23408 sayılı kararıyla 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmiştir. Söz konusu kurul kararı proje alanındaki planlama ve uygulama süreçlerinde dikkate alınması gereken temel hukuki eşiklerden birini oluşturmakta ve tek başına "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptalini gerektirmektedir.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi olarak bir kez daha vurguluyoruz:
Yaklaşık 15 bin konutluk bir yerleşim projesi, yalnızca ÇED süreci üzerinden değerlendirilemez. Üst ölçek plan kararları, doğal ve kültürel eşikler, afet riskleri, tarımsal üretim alanları, teknik ve sosyal altyapı kapasitesi ile kamu yararı birlikte ele alınmalıdır.
Kentler yalnızca konut üretim alanları değildir. Kentler; doğal kaynakları, tarım alanları, kültürel mirası ve yaşam çevresiyle birlikte planlanması gereken yaşayan, bütüncül sistemlerdir.
Menemen Doğaköy TOKİ Projesi ile şehircilik ilkeleri ve kamu yararı yok sayılmakta; bölgedeki konut inşaatını başlatan uygulamalar başlı başına hukuka aykırılık içermektedir. Bu anlayışın kentimizde geri dönülmesi mümkün olmayan zararlara neden olacağı açık olup, bu uygulamadan vazgeçilmesi gerekmektedir.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi olarak hukuka aykırı yürütülen bu işlemin takipçisi olacağız."