Diyarbakır’’dayım her şey karartılmış

Abone Ol
Diyarbakır’’da bir köy kahvesindeyim.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, referanduma dair kararlarını açıklıyor.
Gömetaş (Sirim) köylüleri Anayasa Mahkeme’’si kararının ne anlama geldiğini kendi aralarında tartışıyorlar.
Kafalar karışık..
Bu köyün 500 dolayında seçmeni bulunuyor. Bir önceki seçimlerde AKP ile BTP oyları eşit şekilde paylaşmış.
Şimdi ise köylü öfkeli’…
Kiminle konuşsan ’“Ak Parti’’ye oy yok’” diyor.
AK Parti Diyarbakır’’da kazandığı bütün mevzileri, seçmenleri, tabanı kayıp etmişe benziyor.
Bunun en büyük nedeni ise, mevcut il yönetiminin ve AK Parti Diyarbakır Milletvekillerinin kentle, köyle olan diyaloglarının tamamen koparılmış olmaları gösteriliyor.
Sık-sık değiştirilen il yönetimi, seçmen tabanından yoksun, siyasi faaliyetlerden uzak, ayakta tutunmaya çalışıyor.
Sadece AK Parti yönetimi değil, kamu kurumları da sırtını vatandaşa çevirmiş. ’“rüşvet ve bürokrasi’” Güneydoğu köylüsünü bezdirmiş.
Silah sesleri yükseldikçe, demokrasi talepleri de düşüyor.
’“Eskiye dönüyoruz’” korkusu vatandaşı esir almış.
Diyarbakır’’la birlikte 5 köy, 4 mezra iki ilçe bir kasaba dolaştım, muhtar, belediye başkanı, sade vatandaşlarla görüştüm.
Ak Parti Diyarbakır İl Yönetimine, Diyarbakır Milletvekillerine de büyük tepki var.
’“Bizi BDP’’ ye mecbur ediyorlar’” diyenler çoğunlukta.
’“Boşluğu BDP doldurmuş’” diyebilirim
PKK ve onun yakın akrabası Barış ve Demokrasi Partisi ( BDP) ise, şimdiden ’“referanduma genel boykot’” kararı almış.
PKK, sandığa giden köylerin saldırıya uğrayacağına dair tehditler savuruyor.
Bazı köylere, PKK tarafından ’“milisler’” olarak adlandırılan şahıslar gönderiliyor. ’“bu referandumda Kürtlere dair hiçbir şey yok, oyuna gelmeyin’” propagandası yapılıyor..
Oysa, Kürtler,PKK ve yandaşları tarafından oyuna getiriliyor.
12 Eylül darbesiyle yerle bir edilmiş bir bölge..
12 Eylül’’ün darbe Anayasasıyla dünyanın en büyük ’“yarı açık cezaevine’” dönüştürülmüş bir coğrafya’…
12 Eylül darbesinin yarattığı, şiddet, işkence, yargısız infazlarla PKK’’nın doğduğu bir merkezden bahsediyorum.
12 Eylül darbesini tarihe gömmesi gereken bir halka ’“sandığa gitmeyin’” baskısı ve tehdidi yapılıyor.
Oysa, 12 Eylül bu yoksul ve çaresiz halkın hesaplaşma günüydü.
Daha düne kadar, 12 Eylül darbesini, insanlık onurunun kıyımı, Kürt halkının imhası diye yorumlayıp,meydanlarda ’“hesap soracağız’” diyenler..
Bugün ise, yani hesaplaşma gününde, solcuların tabiriyle ’“döneklik’” yapıyorlar.
BDP bu anlaşılmaz, karmaşık politikasıyla, CHP, MHP, Ergenekon ve diğer ulusalcı gruplarla, beyaz Türklerle, Ankara seçkinleriyle, statükocularla aynı saflarla birleşiyor.
BDP ’“AK Partinin demokratik açılımdaki başarısızlığının’” nedeni olarak, 12 Eylül darbesine ve o darbenin Anayasasına ’“ evet’” diyecek kadar siyaseten körleşmiş.
Bölge halkının bu baskı ve tehditlere rağmen yeni Anayasaya referandumda ’“evet ’“diyeceğini düşünüyorum.
Tek sorun, yine Ak Parti’’nin kendisinde..
Bölge halkıyla samimi bir diyalog kursun. Halkın üzerindeki o karanlık perdeyi artık kalırsın.