ABD’’den gelen makro veriler bazılarına göre rahatlatıcı idi bazılarına göre de kötümser idi. Ekonomi ilginç bir sosyal bilim, işin içinde insan faktörü ağırlıklı olunca nereye çekersen oraya gidiyor. Bardağın boşu bile yeri geliyor ileride nasıl olsa dolacak diye dolu görünüyor.
ABD’’nin perakende satış ve sanayi üretim verileri gerçekte ekonomilerinin yavaşladığına işaret ediyor. Üstelik, enflasyonun da yavaş yavaş artış eğiliminde olduğu izleniyor. Benzer büyüme rakamları Avrupa’’da ve Japonya’’da da endişe yaratıyor. Ancak, Avrupa ekonomisi izlediği akılcı para politikaları nedeniyle (ABD gibi para basmadı) enflasyonist baskıyı henüz hissetmiyor.
3 büyük ekonomide ciddi resesyon sinyalleri verilirken Türkiye ekonomisi’’ne yansımaları yerine göre olumlu yerine göre olumsuz olacak. Örneğin, bu ekonomilerde resesyon nedeniyle dış talebimiz yavaşlayabilir ve ihracatımız azalabilir. Eğer, bu ekonomiler bu resesyonu atlatmak için tekrar para basar ise borsamız, döviz piyasalarımız ve sıcak para akışımız bayram edebilir. İki bayram arası düğün olmaz ama paradan para kazanan rantçı kesim bayram üstü bayram edebilir.
Bana sorarsanız küresel ikinci dip kapıda pusuda bekliyor. Ayrıca, hükümetlerin bütçe açıkları ile uzun süreli resesyon da arka kapıda ölü taklidi yapıyor. Yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal, büyük ekonomilere yana tükürüp kurtarmaya çalışıyor ama henüz elle tutulur bir başarı yok ortada.
******************
Bütçe Açığı Yolda
Bu yılın ilk 8 ayında 15 milyar TLye yakın bütçe açığı gerçekleşti. Bu sene sonuna kadar en az 25 milyar TL olur diyenler var ya da 4 ayda yıl sonu hedefi olan 50 Milyar TLye yaklaşır diyenler de var.
Ancak, cari açık çok vahim bir durum arz ediyor. Yılın ilk 7 ayında 25 milyar Dolara yakın cari açık verildi. Bu sene sonuna kadar cari açık 40 milyar Dolara yaklaşabilir. Cari açık döviz açığı anlamına geliyor ancak döviz açığı finanse edilirse cari açık veriliyor. Bu sene içinde cari açığı finanse edecek kadar döviz girişi oldu ama bu finansmanın yüzde 75’’i tekrar borç yaratan finansman olması nedeniyle gelecek senelerimiz ipotek altına alındı. Günü kurtardık.
Cari açığı yaratırken aynı zamanda ithalat artışı için de para harcadık. İthalatta izlenen artış ihracatın neredeyse iki katı. Bu da cari açığın hızla yükselmesine yol açtı. Cari açık artarken de bütçe açığı azaldı çünkü bütçenin gelir kalemlerinden dolaylı vergiler artan ithalat nedeniyle geçen seneye göre ilk 8 ayda yüzde 30 oranında arttı. Dolaylı vergiler içinde ithal mallarından alınan KDV ve ÖTV hatırı sayılır bir paya sahip ve bu ithal mallarından alınan KDV ve ÖTV artışı da motorlu taşıtlarda yüzde 80lere varan artış gösteriyor.
Lafı uzatmayalım. Bu yılın ilk 8 ayında bütçe açığını cari açık vererek kapattık. Ama önümüzdeki seçim yılı nedeniyle cari açığa rağmen sene sonu kadar yavaşlayan bütçe açığını arttıracağız. Mali Kural şart ama bunu da ekonomi yönetimi istemiyor. IMFden kurtulmuşken kendini kanunlarla yargıya bağlamak istemiyor.