BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin 33’üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla BBP kurucu lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun Taceddin Dergahında bulunan kabrini ziyaret etti. Destici daha sonra, bir otelde düzenlenen kuruluş yıl dönümü programına katıldı. Programa, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Elitaş, CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Altınöz, Hak İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, STK üyeleri ve partililer ile çok sayıda davetli katıldı.
Programda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gönderdiği kutlama mesajı okundu. Erdoğan, mesajında BBP'nin 33’üncü kuruluş yıl dönümünü tebrik etti.
Destici, programda yaptığı konuşmada, “Geride bıraktığımız 33 yılda, siyasete, devlet yönetimine ve sosyal hayata dair sayısız değişimi yaşadığımız ülkemizde Büyük Birlik Partisi, inançlarında, mücadelesinde, çizgisinde hiçbir kırıklık olmadan var oldu ve sizlerin gayreti milletimizin desteğiyle daha güçlü bir şekilde var olmaya devam edecektir. Büyük Birlik Partisi var olduğu 33 yıl boyunca sırtını sadece milletine ve milletinin değerlerine dayadı. Büyük Birlik Partisi var olduğu 33 yıl boyunca Türk Milleti’nin tarihi misyonuna bağlılıktan, Türk ve İslam Birliği ülküsünden, hiçbir zaman vazgeçmedi. Küresel emperyalizmin, bölgemizi ve tüm dünyayı sömürmek için kurguladığı, bugün bölgemizde ve dünyada yaşanan neredeyse tüm problemlerin temelini oluşturan politikaların biz hep karşısında olduk. Büyük Birlik Partisi, kurulduğu günden bugüne, milletimizin inançlarının ve değerlerinin kalesi oldu, olmaya devam edecektir. Öncelikle şehit liderimiz Muhsin Başkanımızı ve onunla birlikte şehadete yürüyen kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle, minnetle ve şükranla yad ediyorum. Ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun” dedi.
Destici, terörün hiçbir insani değeri olmadığını söyleyerek, “Milletimiz, çok uzun yıllar boyunca, varlığına yönelen terör eylemlerine maruz kaldı ve terörün en acımasız, en iğrenç, en korkunç örneklerine şahit oldu. Büyük bedeller ödeyerek terörle mücadele ettik ve her seferinde galip geldik. Bir terör örgütünün siyasallaşmaya çalışması ya da bir bölgeyi işgal etmesi terörü ya da terör örgütünü meşru kılmaz, işlediği suçların yok sayılmasına gerekçe yapılamaz. Yeni kurulmuş Suriye yönetiminin sınırları zorlayan hoşgörü ve tahammülüne rağmen, Türkiye’nin tüm uyarılarına karşın, PKK'nın Suriye kolu SDG'nin anlaşmalara uymaması ve sivillere yönelik saldırılarının devam etmesi, Suriye'nin SDG'ye müdahalesiyle sonuçlandı. DEM’liler kanlarının son damlasına kadar savunacaklarını söylediler. Biz de dedik ve yine diyoruz ki, kim PKK-YPG-SDG’yi savunmak istiyorsa buyursun gitsin, kapı açık ama giderken geri dönmemek üzere gidecekler. Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu ve kimliklerini bırakıp gidecekler. Türkiye’de ise devletimizin, hükümetin Cumhur ittifakımızın kararlı duruşuna karşın başta PKK uzantısı DEM sözcüleri olmak üzere maalesef Ana Muhalefetin Grup Başkan Vekili, DEM’liler ile yaptığı ortak basın toplantısında PKK-SGD’ye yapılan operasyonlara karşı çıktı. Bunun Türkiye’ye yansıması olacağını söylediler. Bu sözün açılımı nedir; ‘Türkiye’de eylem yaparız. Türkiye’yi karıştırırız. Türkiye’de terör hareketleri tekrar başlar’ gibi tehditkâr cümleler kurdular. Ama sandılar ki dünkü düzen var. Artık dünkü düzen yok. Şartsız, pazarlıksız, müzakeresiz silahlarınızı bırakırsınız ya da boynunuza devletin ilmiği ve balyozu kafanıza geçer. Suriye’de de aynı şey geçerlidir. Sandılar ki burada bir devlet kuracağız. Bir terör devleti. Maalesef bunu yaparken de hep Kürt kimliğini kullandılar. Kürt kardeşlerimizi kendi emperyal ve Siyonist emellerine alet etmeye kalktılar. Açık yüreklilikle haykırıyoruz. Kürtler bizim kardeşimiz, PKK ve terör örgütleri düşmanımızdır” ifadelerini kullandı.
Destici, sözlerine şöyle devam etti; “Türk Milleti, tüm köken, inanç ve düşünce farklılıklarıyla birlikte bir bütündür ve kardeştir. Hepimiz bir milletiz; o milletin ortak adı da büyük Türk Milletidir. Birliğin ve kardeşliğin muhafazası için mücadele edeceğiz, birliğimizi ve kardeşliğimizi koruyacağız. Kimsenin bozmasına müsaade etmeyeceğiz. Terör örgütünün kurdurduğu sözde partilerin temsilcileri, katıldıkları toplantılarda, her dönemde ve buldukları her fırsatta İstiklal Marşımıza saygısızlık yaptılar. TBMM kürsüsünden defalarca milletimize, devletimize, tarihimize, inançlarımıza ve değerlerimize hakaret ettiler. Hiçbir devlet, varlığını, birliğini, bütünlüğünü hedef alan terör örgütlerine bu ölçüde bir müsamahayla davranmaz, davranamaz. Devletler suçla, suç örgütleriyle, ihanetle, hainlerle müzakere etmez, mücadele eder; suçluları yakalar ve etkisiz hale getirir, yoksa devlet var olmaz. Milletimize, devletimize, vatanımıza düşmanlık edenler, hiç tereddüt etmeden ve milletimizde hiçbir şüpheye yer bırakılmadan, hak ettikleri muameleyi mutlaka görmelidirler. Başka millete, başka devlete, başka bayrağa bağlı olanların tümünün, eğitim, sağlık, çalışma, mülk edinme başta olmak üzere, vatandaşlık haklarından faydalanmaları engellenmelidir. Başka millete, başka devlete, başka bayrağa bağlı olanların tümü, nereye bağlılarsa oraya deport edilmelidir. Dünya var olduğu sürece biiznillah bu asil Müslüman Türk Milleti var olacaktır. Dünya üzerinde Türk Milletinin tek bir ferdi yaşadığı sürece Allah’ın inayetiyle al yıldızlı al bayrağımız yere düşmeyecektir. Çünkü bu bayrak 10 asırdan fazla bir süre İlay-ı Kelimetullah yolunda İslam’a ve Müslümanlara gölge olmuş ve sancaktarlık yapmıştır. Kendi tarihiniz olmadığı için Türk’ün tarihini yağmalamaya çalışıyorsunuz. Kendi kültürünüz olmadığı için Türk’ün efsanelerine çöküyorsunuz. Buna da hiç utanmadan çekinmeden öz gardaşımız olan Müslüman Kürt kardeşlerimizi alet etmeye çalışıyorsunuz. Ama Kürt kardeşlerimizde bunların gerçek yüzünü gördü. Bunlar asla Kürtlerin temsilcisi değil. Buradan, Büyük Birliğin 33’üncü yılında bu hainlerin yüzüne bir kez daha haykırıyorum. Siz sadece bebek katili değilsiniz. Siz sadece vatan haini değilsiniz. Siz hem terörist hem de hırsızsınız. Tarih hırsızısınız, kültür hırsızısınız. Ama yağma yok. Alperenler burada. Canımızı veririz, kanımızı veririz ama ne bir çakıl taşımızı ne de bir tel saçımızın hatırasını size çiğnetmeyiz. O kirli ellerinizi tarihimizin üzerinden çekin.”
Destici, ailenin toplumun temeli olduğunu vurgulayarak, “Aileyi korumak, milletimizi korumaktır. Evlilikleri, çocuk sahibi olmayı, kadınlarımızı desteklemeliyiz. Maalesef, tüm verilere göre, dünya üzerinde, nüfusunu kaybetme tehlikesi yaşayan ilk 5 ülke arasındayız. Evlilikler azalıyor, boşanmalar artıyor, doğum oranları düşüyor, aile kurumunu ayakta tutmakta zorlanıyoruz. Bu konuyla ilgili, yakın dönemde, milletimizi ve devletten siyasete, sivil toplum kuruluşlarından basına, karar alma noktasında olanları bilgilendirdik, uyarılarda bulunduk, teklifler sunduk. Evlilikleri ve çocuk sahibi olmayı mutlaka desteklemeliyiz. Evlenen çiftlere faizsiz kredi kullandırılmalı, evlenen çiftlerin ev ve araç sahibi olmaları için vergi ve faiz indirimleri sağlanmalıdır. 3 çocuk sahibi olan aileler için, ayrı ve özel bir destekleme programı hayata geçirilmelidir. Nesli korumak, vatanı korumaktır. Vatanın sınırlarını ordumuzla, evin sınırlarını anayasamızla, aileyle korumalıyız. Ailemize, evlilik müessesemize, çocuklarımıza uzanan kirli ellere geçit vermemeliyiz. Özellikle ve öncelikle kadınlarımızı desteklemeliyiz. Çocuk sahibi çalışan kadınlarımız mesaiye 1 saat sonra başlamalı ve mesailerini 1 saat erken bitmelidir” dedi.
Destici, sözlerini şöyle tamamladı; “Kanayan yaramız adalet. Haberleri açmaya korkar olduk. Narin bedenler toprağa veriliyor, kadınlarımız sokak ortasında katlediliyor, Mehmetçiğimize kurşun sıkan hainler hapishanelerde besleniyor. Milletin yüreği yanarken, biz burada 'Avrupa ne der yok Amerika ne der?' diye mi düşüneceğiz? Artık yeter. Buradan parçası olduğumuz Cumhur İttifakı'na da muhalefete de yüce meclise de sesleniyorum. Milletin vicdanında 'idam' çoktan onaylanmıştır. Gelin, bundan kaçmayın. Gelin, bu kararı milletimiz versin. Teklifimiz şudur. Terör suçları ve çocuk katilleri, küçük yaşta çocuklarımızı kaçırıp tecavüz eden sapıklar için İdam Cezası Referandumu yapılmasını öneriyoruz. Sandığı milletin önüne koyun. Bakalım millet, bebek katilleri için 'yaşam hakkı' mı diyor, yoksa 'ip' mi istiyor? İdam cezası referandumunun yapılmasını öneriyoruz. Sandığı milletin önüne koyalım, bakalım milleti bebek katilleri için yaşam hakkı mı diyor yoksa ip mi istiyor? Bunu hep birlikte görelim diyorum. Biz diyoruz ki; adalet, mağdurun yüreğini soğutmaktır. Caniye merhamet, mazluma ihanettir. Biz bu ihanete ortak olmadık ve olmayacağız. O ip, o sandıktan çıkacak ve gün gelecek adalet yerini bulacak. 33’üncü yılımızda söz veriyoruz. Çocuklarımıza uzanan ellere idam ipini geçirmedikçe, emeklimizin sofrasına hakkı olan ekmeği koymadıkça bize rahat ve uyku haramdır. Biz Büyük Birlik'iz, biz milletin vicdanıyız. Ailemizi küresel çetelere yedirtmeyeceğiz. Çocuk katillerini, teröristleri asla beslemeyeceğiz. Büyük Birlik Partisi sadece bir parti değil, Türk milletinin ta kendisidir. Güneş doğacak, adalet gelecek, milletin yüzü gülecek. Ne mutlu Türk'üm diyenler kazanacaktır. Ne mutlu davasına ve davası uğruna dik duranlara diyorum.”