Dersim ve CHP

Abone Ol
'Aracın iyisi virajda belli olur' diye esprili bir söylem vardır, bilmem duydunuz mu? Tunceli milletvekili Hüseyin Aygün'ün açtığı 'Dersim Katliamı' tartışmalarıyla siyasette oluşan keskin bir viraja giriyor Türkiye. 'Araçlar ve sürücüleri' şimdi bu virajda test edilecek. Kim viraja gözleri açık girecek, kim yok sayarak gözlerini kapatacak ilerleyen günlerde göreceğiz.
Her ne kadar tartışmanın çıkış noktası bir CHP'liye dayanıyorsa da, 'Dersim Katliamı' konusunda CHP'nin alacağı tavırdan yana kaygılarım var. Anayasa Referandumunda olduğu gibi AKP'nin 'ak' dediğine 'kara' deme hastalıkları nüksederse CHP'nin bu virajdan takla atmadan çıkması pek olası değil.
Neydi öyle darbeci Evren'in kefil olduğu anayasayı deldirtmem halleri?
Hep diyorum, her zaman da söyleyeceğim CHP duracağı yeri bir türlü bilemiyor. Koca ülkede 12 Eylül faşizminin zulmüne uğramamış neredeyse insan kalmamışken, sırf AKP'ye muhalefet yapacağım diye 12 Eylül Anayasasını savunmak gibi bir yanlışa düştüler. Sonunda da seçmenden öyle bir 'tokat' yediler ki neye uğradıklarını şaşırdılar.
Her ne kadar 'seçmene kendimizi ifade edemedik' türküsüyle konuyu geçiştirmeye çalışsalar da, işin özünü yani; 12 Eylül faşizmini, işkenceci Evren faktörünü atladılar ve bunun bedelini oldukça ağır ödediler.
Yüzde 58 'evet' sadece AKP'nin ezici üstünlüğünü mü gösteriyor? Bu oran aynı zamanda CHP'ye olan güven yitimini resmetmiyor mu?
2011 Genel Seçimlerinde CHP'nin aldığı yüzde 25,94 oyu her ne kadar başarı olarak kabul etseler de, iktidar partisinin aldığı oy, çıkarttığı vekil ortada. Bunda CHP'nin Anayasa Referandumunda takındığı tavrın etkisinin olmadığını söylemek mümkün mü?
Seçmen; 'Asmayalım da besleyelim mi' diyen hukuk anlayışını, 'Bir sağdan, bir soldan asıyoruz' diyen 'adalet' anlayışına referandumda verdiği 'evet' oylarıyla 'hayır' dedi. Darbeci Evren şu anda yargı önüne henüz çıkartılamamış olsa da, en azından eskisi kadar rahat uyuyamıyor.
12 Eylül Anayasa Referandumunda seçmen Türkiye'deki bir tabuyu yıktı. Darbecilerin isimleri parklardan, okullardan bir bir siliniyor. Dün; '12 Eylül cuntası' 'Kurtarıcı' olarak tanımlanıyordu, bugün; 'Utanç Müzesinde' kirli yüzü sergiliyor.
Aygün'ün 'Dersim Katliamı' çıkışıyla ateşlediği fitilin vardığı nokta şimdilik Başbakanın devlet adına özür dilemesi oldu. Ben Başbakanın bu yaklaşımını; gerçeklerin ortaya çıkartılması ve tarihle yüzleşmek için bir fırsat olarak görüyorum.
Hiçbir beden içinde irin varken iyileşme gösteremez. Yaşanan acıların sorumluları kim olursa olsun tarih önünde hesap vermelidir. Taraf olunacaksa mazlumdan yana taraf olunmalı, sorumlulardan mutlaka hesap sorulmalıdır. Geçmişiyle yüzleşmeyen Türkiye gemisinin doğru rotada ilerlemesi mümkün mü?
Korkarım ki CHP'nin 'Dersim Katliamı' konusundaki tavrı hayli bulanık. Hüseyin Aygün'ün geçmişle yüzleşmek adına açtığı tartışmanın çok uzağında sesler yükseliyor. İçinde birçok çelişkiyi barındırsa da, Dersim meselesini Türkiye'nin çok soğukkanlı bir şekilde ele alması gerektiğini belirten Baykal'ın 'Bunu uygun zeminlerde hep beraber yapacağız. Ama şu bir gerçektir ki, Türkiye'de çok büyük bir tarihi dönüşüm gerçekleşmiştir. Türkiye, bu tarihi dönüşümü sahiplenmek ve savunmak durumundadır. Yaşanmış bir tarih var. Bu tarihten hepimize düşen görev, dostluk ve dayanışma üretmektir. Barış ve kardeşlik üretmektir' diyen yaklaşımı biraz olsun doğruya yakın seyrediyor.