Deniz Baykal CHP Genel Başkanlığı'ndan ayrılıyor...

Abone Ol
1998 yılında da halkın gündemi, aş, iş, adalet, terör ve yolsuzluklarla mücadele idi. Her zaman olduğu gibi devletin gündemi Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’’nde yazılı olan irticai ve bölücü tehditle mücadele, siyasetin gündemi ise özelleştirme, borsa ve yolsuzluk eksenindeki söylemlerdi.’¶
Devletin asker, polis güvenlik güçleri bir yandan büyük kaynaklar harcanmasına neden olan PKK ile mücadele için uğraşırken, bazı yüksek rütbeli subaylar da 28 Şubat Postmodern Darbesi ile hükumetten uzaklaştırdıkları RP’’nin tümüyle tasfiyesi için planlar yapıyorlardı. Bu amaçla Genel Kurmay İkinci Başkanı Çevik BİR’’in koordinasyonu altında, silahlı kuvvetler bünyesinde oluşturulan Batı Çalışma Grubu bir yandan medya vasıtasıyla etkin halkla ilşkiler faaliyeti yürütüyor, öbür yandan da yüksek yargı organlarının mensupları Genel Kurmay’’a çağrılarak birifingler veriliyordu.
Çok geçmeden RP ’“irticai faaliyetlerin odağı olduğu’” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesince kapatılıyor, bu partinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan R.Tayyip ERDOĞAN ise 1997 yılında Siirt’’te Ziya Paşanın bir şiirini ’“minarelerimiz süngü’” diye değiştirerek okuduğu için TCK 312. maddeden 4 ay hapse mahkum ediliyordu. Erdoğan bu cezasını yatıp, tahliye olsa da Belediye Başkanlığı sona erip, siyasi yasaklı duruma düşüyordu. Erdoğan’’ın bu yasağı ise 2003 yılında İstanbul Beykoz da Baykal ile baş başa yaptıkları bir görüşmeden sonra Anayasa değişikliği yapılarak kaldırılıyordu.
1998 yılının sonlarına doğru Başbakan Mesut Yılmaz’’ın Türkbank’’ı Korkmaz Yiğit’’e kendi evinde sattığı ortaya çıkıyor, bu olayı ANASOL-D hükumetine karşı gensoruya dönüştüren Deniz Baykal ve CHP’’nin girişimleri ile hükümet düşürülüyordu.
Önce Yalım EREZ başbakanlığında DYP,DSP,CHP koalisyonu için çaba gösteren, bu teklifin kabul görmemesi üzerine de derhal seçim çağrısı yapan BAYKAL’’ın bu teklifi kabul görüyor ancak hiç beklemediği şekilde 76 kişilik DSP grubu ile Ecevit başbakanlığındaki seçim hükümeti kuruluyordu. Bu aşamada ECEVİT, Hüsamettin ÖZKAN vasıtasıyla Fettullah Gülen Cemaati’’yle yakın ilişkiler geliştiriyor, Gülen’’in İzmir’’deki bir kolejden dünyanın dört bir yanına yayılmış okullarını övgü konusu yapıyordu.
Bu arada dönemin K.K.K. Org. Atilla ATEŞ’’in Suriye’’yi tehdidi ile başlayan süreç meyvelerini veriyor, Atina, Roma, Moskova ve son olarak da Kenya’’nın Nairobi şehrine giden PKK lideri ÖCALAN paketlenerek Türkiye’’ye teslim ediliyordu. Bu teslimatı televizyonların canlı yayınında Türk ve Dünya kamuoyuna duyuran Ecevit halkta ’“terör bitti’” algısına yol açıyor, 1974 Kıbrıs Çıkarması’’ndan sonra yeniden kahramanlık payesine yükseliyordu.
CHP’’de ise Baykal’’ın birleşme sonrası izlediği yanlış PM oluşumu, milletvekili aday tespitinde ön seçimi dışlayan tutumu ve milletvekili adayı olarak gösterilenlerde üretkenlikten çok yakınlık kriterinin önde olduğunun görülmesi, yerel örgütlerde görev yapmanın yükselme değil yıpranma nedeni oluşu, atamalarla parti yapısının giderek yerel rant peşinde koşan unsurlar için cazibe merkezi haline gelmesi, salon ve açıkhava toplantılarında mikrofonla yapılan siyasetin yerini, meyhanelerdeki kulis siyasetine bırakması vb. nedenlerle ruhsuzlaşmış birörgüt yapısı ile seçimlere hazırlanılmaktaydı.
Baykal, kabahati başkalarında arayan, kendi çıkarı söz konusu olmadıkça da kılını kıpırdatmayan bu yapıyı değiştirme cesareti gösteremeyecek, her iki seçim bir arada yapılırsa, ’“Yerel seçime çalışan, genel seçime de çalışmak zorunda kalacaktır’” anlayışını benimseyecek ve iki seçimin aynı tarihte yapılmasını teklif edecekti.
CHP’’nin barajı geçemeyeceği endişesi taşıyan Deniz BAYKAL aday tespitinden önce Eşref EREDM vasıtasıyla DEHAP’’a bir mesaj gönderecek, bu mesajda ’“Kamuoyuca pek tanınmayan 20 DEHAPLI’’ya milletvekili listelerinde, ayrıca CHP’’nin avantajlı olduğu bazı ilçelerde de belediye ve il genel meclislerinde yer verilebileceğini’” iletilmiş ise de, kendi isimleri listelerde olmayacağı için bu teklif DEHAP yöneticilerince kabul edilmeyecekti.
CHP Parti Meclisi son çare olarak örgütlerdeki dinamizmi artırmak amacıyla aralarında İzmir’’in de bulunduğu birkaç ilde milletvekilliğinin bazı sıraları ile belediye ve il genel meclisi üyelikleri için ön seçim uygulaması gerçekleştirecek, yapılan ön seçimlerde İzmir 1. Bölge 1. sıraya Sabri ERGÜL seçilerek, il başkanlığından Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için istifa eden Bülent Baratalı ise bu göreve Yüksel Çakmur atandığı için 2. sıradan milletvekili adayı gösterilecekti.
İzmir 2. Bölgede ise CHP örgütlerince yakından tanınan Tıp Doktoru Muharrem TOPRAK kendi çabasıyla 1.sıraya, Semra ÖZAL’’ın Papatyalar döneminin isimlerinden biri olan, ANAP Karşıyaka Belediye Meclis üyesi Canan ARITMAN ise Cevat DURAK ve arkadaşlarının tam desteği ile 2. sıraya seçilecekti. Bu Seçimde kendi oyunu rakibi Cihan BÜYÜKORAL’’a verip bir oy farkla önseçimi kaybeden Cevat Durak ise CHP’’den istifa edecek, milletvekili iken önseçime giren A. Rıza BODUR ise sıralamaya bile giremiyecekti.
CHP örgütleri seçim kampanyası boyunca ağırlıklı olarak yerel seçimler için çalışacak, çoğu Milletvekili adayı da yerel seçimlerin bir parçası gibi davranmak zorunda kalacaklardı. Böylelikle Baykal’’ın her iki seçimi birarada yaparak CHP’’ye avantaj sağlama öngörüsü de boşa çıkacaktı.
CHP bu seçimlerde İzmir için Yüksel ÇAKMUR’’u, Ankara için Murat KARAYALÇIN’’ı aday gösterecek, Baykal böylelikle geçmişte kendine rakip olup engel çıkaran iki ismi de kendine biat ettirme zevki yaşayacaktı. İstanbul için aday gösterilen Şimdiki GS Başkanı ve İşadamı Adnan POLAT’’ın yüksek performansına karşın her üç aday da seçimi kaybedecekti. 18 Nisan 1999 gece yarısına doğru alınan sonuçlar CHP’’de şok etkisi yaratacak, çok geçmeden de Deniz BAYKAL CHP Genel Başkanlığından ayrılmak zorunda kalacaktı.