Demokratik demokratiksizleştirme!

Abone Ol
Aslında bundan sonra CHP ile ilgili fazla yazı yazmama kararı almıştım. Ama ne yaparsın, gündem çok yoğun, gündem yüzünden içinde bulunduğum tablolar beni müthiş derecede üzdü ve bu üzüntümün sadece şahsımı ilgilendiren bir konu olmadığını bildiğim için yazma gereği hissettim.
’‘Yalnız özellikle belirtmek isterim ki bizlerin asıl görevi CHP’’yi iktidara taşımak ve bugün ki tartışmaların dışına çıkarak birbirimizle değil faşist AKP ile mücadele etmektir ve Ülkemizin gelecek kuşaklara 87 yıl önceki mantalite ile kalmasını sağlamaktır.’’
Aslında yazacaklarım siyaseti uzun yıllar boyunca yapmak isteyecek her genç tarafından iyi algılanmalı ve yanlış anlaşılmamalı.
Türkiye de CHP dediğimiz zaman akla Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve onun düşüncelerine yani ideolojisine sahip çıkan aynı zamanda onu geliştirmeye çalışan bir siyasi parti gelir ve bu gerçekten de böyledir.

Bu siyasi partide görev yapmak çok ciddi sorumluluk ister; attığın adıma kullandığın cümleye bile dikkat etmek zorunluluğundasındır. İnsanoğlunun hata yapmaya hakkı olduğu için bazen bizler parti içinde bilinçli veya bilinçsiz bu hataların içinde olabiliriz ama bu büyük partinin genel başkanının kesinlikle böyle bir lüksü yoktur.
Gelgelelim geçen hafta CHP’’de olanlara’… Elbette siyasette bu tarz konular olmaktadır bunun adı bazen parti içi iktidar hırsıdır bazen de demokratik mücadele’… Ama her ne olursa olsun parti içi konular parti içinde kalmalıdır. (Partimizin en uzun süre Genel Sekreterliğini yapmış siyaset duayeni sayın Önder Sav bunu katıldığı bir televizyon programında çok iyi örnekledi).

EMPERYALİST kuvvetlerin teslim almaya çalıştığı en omurgalı siyasi kurum olan CHP de koşullar ne olursa olsun bu tarz tartışmaların altında eminim ki partiyi iktidar yapma isteği yatmaktadır ama bu bilinçten uzaklaşmayı ne ben nede başka bir partilimiz kabul eder.
CHP bir toplum partisidir ne bir kişiye ne de bir zümreye aittir! İçinde Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni ’… Her mezhep ve benlikten insanın bulunmaya hakkı vardır burada ki tek kıstas Kemalist felsefedir.

Eğer partinin tüzüğünde, programında ve yönetmeliğinde belirtilen sınırları kabul ediyorsanız ve verilen sorumlulukları yerine getirebileceğinizi düşünüyorsanız bu partiye üye olabilir ve siyasal mücadelede bulunabilirsiniz ama bu mücadeleyi ilk önce karşıt güçlere karşı yürütmeliyiz.
Türkiye’’de siyaset çok garip bir hal almış durumda, siyasetin en önemli eksiği insan merkezli yapılmamasıdır. Bunun bilinmesine karşın Türk toplumu siyaseti yanlı medyanın söylemleri üzerinden takip etmektedir. Özellikle siyasi iktidarın siyaseti kapital eksenin de ve işbirlikçilerin çıkarları doğrultusunda geliştirmekte olduğu bu dönemde tüm olanlara dur demek ve ülkemizi hak ettiği toplum refahına ulaştırmak için yukarıda belirttiğim CHP’’li bilincinde olmak gerekmektedir.
Neyse tekrar dönelim bize ne demişler iğneyi kendine çuvaldızı başkasına...
Bizler siyasetin kararlı kavramlarını yanlış telaffuz etme hastalığından acilen kurtulmak zorundayız en basitinden son günlerde partimiz içerisinde çok eleştirdiğim bir söylem olan ’‘Parti içi Devrim’’ söyleminden acilen kurtulmak gerekmektedir.
Devrim, belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik; ihtilal anlamına gelmektedir. Devrim kelimesinin anlamı bu kadar net iken bu söylemin diller de çok dolaşmasına anlam verememekteyim. Neye ve Kime, Devrim?CHP’’nin ilkelerinde bir değişim mi var ki özellikle bu cümle kullanılmakta. Burada en büyük sorumluluk sayın genel başkanımıza düşmekte; ahde vefanın olmadığı ve günlük çıkarların hakim olduğu bir CHP’’yi ne ben nede toplum kabul eder. Biz 22-23 Mayısta ki kurultayda Türkiye ye Başbakan seçtik bu unutulmamalı, bu azmi, bu inancı ve bu mücadeleyi o gün gerçekleştiren sayın Önder Sav’’ı verdiği tarihi karardan dolayı tebrik etmemek elde mi, bu unutulur mu?Bireyci bir yaklaşım değildir benim söylediklerim aksine Partimizin salahiyetini garanti altına alan bilince saygıdır ve sahiplenmedir.
Sayın Genel Başkanımız bir genç olarak yazdıklarımı inşallah okuma olasılığını yakalar diyor ve devam ediyorum; biz ona güvendik ve de güvenmeye devam ediyoruz bir genç olarak yaptıklarını her şeyden önce örnek alıyoruz bize nasıl örnek olacağına kendisi karar verecektir.

Türkiye’’de demokrasinin yılmaz savunucusu olan CHP ye bu tüzük yakışmamaktadır, AKP’’nin tüzüğü ile ne işimiz var bizim?KKorku imparatorluğu mu kuracağız ki!.

Bence acilen bir Tüzük kurultayı yapılmalıdır. Zaten Genel Başkanımız da demokratik bir CHP söylemi ile yola çıktı. Belki seçim arifesinde bu konuların imkansızlığı tartışılabilinir ama zaten bu tabloda seçim arifesinde ortaya çıkmadı mı?
Demokratik bir CHP den söz edebilmek için ilk önce demokratik bir tüzük ortaya koymak gerekmektedir.
NOT: CHP İzmir il başkanlığı hakkında ortalıkta çok dedikodu geziyor. Lütfen artık bunlara bir son verilsin. Mevcut bir il başkanı vardır ve gayette güzel bir şekilde bu işi yürütmektedir. Buna benzer dedikodular Sayın Nalbantoğlu atandığında da Karşıyaka ilçe için söylenmişti. Ama bakın o dedikodular boşa çıktı. Gayet barışçıl bir ortamda çalışmalar yürütüldü ve de yürütülmeye devam ediliyor.
NOT 2: İzmirli siyasetçi büyüklerime sesleniyorum, yazacaklarımdan kimler üstüne ne almak istiyorsa onu alsınlar.
Biz gençler bu ülkede bağımsızlığa ve anti-emperyalizme susamış insanlarız, siyaseten ülkemiz öyle süreçlerden geçti ki yalnız bizler bunlara tanıklık edemedik, yaşayamadık o sıkıntılı zamanları.

Ama zaman ve koşul ne olursa olsun siyasette bir şeyi öğrendik ’‘dava arkadaşı olmayı’’ üzülerek izliyorum ki geçmişin mücadeleci devrimcileri, kararlı insanları; sırf makam uğruna neler yapıyor, ortada ne karakter bırakıyorsunuz nede siyasette duruş, çıktığınız yolda kazada yaşasanız lütfen artık bizlere kötü örnek olmayın, omurgalı durun sadece kazanmanın mücadelecisi olmayın ideolojininde mücadelecisi olun, yok diyorsanız bırakın siyaset yapmayı gidin evinizde çocuklarınıza bakın! Kurultay zamanı genel merkezde gördüğüm insan manzaraları gözümün önüne geliyor ve üzülüyorum bu insanlar bize nasıl örnek olacaklar diye’…
Siyasette İzmir de tanıdığım Sayın Abdürrezzak Erten sizin asil ve kararlı duruşunuz benim her şeyin bitmediğine olan inancımı arttırıyor iyi ki siz ve sizin gibiler var. Belki sevdiğim insanlar bana alınabilir İzmir’’de bu tarzda karakterli siyaset yapan daha çok nitelikli ağabeylerimiz ve ablalarımız var ama özellikle bu dönemde isim telaffuz etmeyi yeğledim ki daha sonra bunun adına ’‘yalakalık’’ demesinler çok samimi olarak söylediğim bilinsin.
Geçte olsa yakından tanıdığım yoldaşım Emre Alakuş; yolun açık olsun kararlı duruşun hiçbir gün yıkılmasın, boş ver sen makam için takla atanların yanlışlığını sen doğrusun ve doğru kal.
NOT 3: Dokuz Eylül Üniversitesi Genç Girişimciler Kulübü, TEMA ile beraber sosyal sorumluluk kapsamında ağaçlandırma çalışmaları yapıyorlar kendilerini yakından takip ediyor ve tebrik ediyorum, özellikle proje sorumlularından sayın Burçin Baran takdiri hak ediyor.
Ve unutulmamalı bizler Türkiye’’nin Bağımsızlığından başka bir şey istemiyoruz. Yaptığımız tüm yapıcı eleştirilerin özünde bu inanç yatmakta. Sayın Genel Başkanım acilen ortadaki yanlış tabloyu okuyun.