Demokrasinin milli hali

Abone Ol
Demokrasimiz gelişiyor mirim. İkinci Cumhuriyetçiler de memnun bu durumdan, yeni Osmanlıcılar da… hatta en çok da şu bizim komünistten dönme sosyal demokratlar var ya işte onlar memnundur bu durumdan.
Eski tüfekler 'Komünist' ifadesine değil de 'dönme' lafına kızacaklar biliyorum ama ne yapayım gerçek bu, eskiden komünistti bunlar sonra çark ettiler…
Hatta biraz fazla dönüp sekr(1) halinde 'ulusalcılığa' doğru seyr-u sülûk(2) edenleri de var bunların ama, şimdi karıştırmayalım onları hepten düşman kesilmesinler…
Benim değerli ve kadirşinas karilerim, son yaptığım tetkikata göre bu demokrasinin katı hali, sıvı hali, gaz hali ve bir de sanal hali varmış.
Yok yahu karıştırdım, maddenin hali değil miydi bu saydıklarım?... Evet evet, karıştırdım ben, kusuruma bakmayın bilgi yoğunluğu sürcil-i lisan ettiriyor bazen, affediniz.
Neyse konumuza dönelim; aslında ben Aristo ve Eflatun gibi eleştirisel yaklaşıyorum bu demokrasi aygıtına, tıpkı onlar gibi düşünüyorum bu konuda.
Aristo ve Eflatun dedim ya çok okuduğumdan mülhem iyi bilirim bu 'kadim yunanı'… Şimdi çökmek üzere olan yakın komşumuz Yunanlıların ataları olarak geçmişler tarihe… Hani şu etekli, başlarında zeytin dalından taçlar bulunduran adamlar var ya işte onlardan bahsediyorum.
Üzülüyoruz tabii şimdilerde durumlarına. Yıkılıp dağılan SSCB'nin Nataşaları'nın Karadeniz sahillerimize vurduğu gibi Ege sahillerimize de Yunanın Eleniler' i vurmasalar bari, diye de dua ediyoruz tabii gençlerimizi düşünerek... Vah vah vah…
Neymiş efendim devlet politikasını şekillendirmede herkesin eşit hakkı olmasıymış bu demokrasi. Sevsinler. 'Herkes, eşitlik, halk, katılımcılık'… ne güzel, ne mesnetsiz, ne şirin ve göreceli kavramlar bunlar böyle yahu!
Şu bizim etekli yunanlıların tarih öncesi 50-100 kişilik köy devletlerinde bu mümkün de yetmiş beş milyonluk Türkiye'de nasıl olacak, nasıl oluyor bu bana bir izah edin lütfen.
Haydi sizi dinliyorum!
(Şimdi kalkıp gizli oy açık tasnif, halk iradesi, sandık falan demeyin sakın sizin için de kötü düşünürüm, baştan söyleyeyim…).
Ses yok… n'oldu Jakoben Demokrasi varken böyle şeylere kafa yormuyorsunuz, yoramıyorsunuz değil mi?
Nasıl olsa birileri 'hak-eşitlik ve özgürlüklerimiz' ile ilgili sınırları, yani haddimiz bize sormadan belirliyor. Sonra da buna da demokrasi diyor!
Mesela size bir örnek; siz hiç Türklerin demokratik haklarından bahseden bir sosyal demokrat, ikinci cumhuriyetçi veya yeni Osmanlıcı gördünüz mü, duydunuz mu, tanıdınız mı?
Elbette hayır.
Ee, şimdi ne yapacağız diyorsunuz değil mi?
Yeni Dünya ve Yeni Türkiye Tasarımımızda buna bir isim bulup ya da bildiğimiz adıyla 'Toplumculuk' deyip başlasak iyi olur bence…
Ya sizce?...
Dipnot:
1) Sekr: tasavvuf terminolojisinde manevi sarhoşluk…
2) Seyr-u sülûk: Manevi Yolculuk