Yılların deneyimi Süleyman Demirel diyor ki;
’“İktidar her rejimde vardır. Ama muhalefet sadece demokrasilerde bulunur’”
Muhalefeti de olması gerektiği gibi tanımlıyor Demirel. Yani sadece siyasi partilerle sınırlı tutmuyor, sivil toplum örgütleri ve bağımsız medyayı da muhalefetin dolayısıyla da demokrasinin olmazsa olmazı olarak vurguluyor. Kendi adını taşıyan üniversitenin akademik yıl açılışında konuşuyor Türkiye’’nin son yarım asrına damgasını vuran siyaset adamı Çoban Sülü’…
Memleketi Isparta’’da.
**
Gelen gideni aratır derler ya hani.
Türk halkının belki de en çok eleştirdiği Demirel’’i arayacağı kimin aklına gelirdi ki?
Hem de ne arama’…
Türkiye’’yi yarım asra yakın yöneten, başbakanlık koltuğundan dipçik zoruyla 6 kez kaldırılan ama 7 kez o koltuğa dönmeyi başaran, siyasi hayatını en tepede, Çankaya Köşkü’’nde noktalayan Demirel’’i saygıyla ve hasretle anıyoruz/arıyoruz bugün.
Protesto yürüyüşlerini; ’“Yollar yürümekle aşınmaz’” diyerek yumuşatan,
İstanbul’’daki su sorununu, memleketteki petrol sıkıntısı;
’“İstanbul’’da su/memlekette petrol vardı da biz mi içtik’” diyerek yumuşatan üslubunu mumla arıyoruz.
*
Son 9 yılda kimleri aramadık, kimlere rahmet okumadık ki’…
*
Adam Eskişehir Emniyet Müdürü’…
Çok değil 5 yıl önce Emniyet Genel Müdürlüğü’’nde İstihbarat Daire Başkanıydı.
Tipik bir Anadolulu’…
Bir kitap yazdı.
’‘Emniyette Fethullahçı/cemaatçi Örgütlenme var’’ dedi.
Başına gelmedik kalmadı.
Yalan mıydı yazdıkları?
Doğru olduğunu ben de, siz de, bu ülkeyi yönetenler de, onu tutuklayan hakim ve savcılar da biliyor.
**
Pardon ama emniyette cemaat örgütlenmesi olduğu bir sır mıydı?
İzmir’’den de biliyoruz.
Cemaate uzak, milliyetçi ya da sol kökenli üst düzey emniyet yöneticilerinin nasıl tasfiye edildiğini gördük.
Direnenler dinlemeye takıldı, olmadık suçlamalarla karşı karşıya kalıp yıldılar, yıldırıldılar. Celil Müdür mesela’… Emniyet Müdür Yardımcısı’…
Bölücü örgütlerin korkulu rüyasıydı.
En son güneş gözlüklü/artist savcının operasyonlarında gözaltına alındı.
Bir başkası dinlemeye takıldı (!)
Senaryoları anında yazıldı, gereği yapıldı.
İstanbul’’a terfi ettirilen Çapkın Müdür döneminde İzmir’’deki yapılanma tamamlanmış, cemaat ipleri çoktan ele almıştı.
Bunları yaşadık, gördük, biliyoruz.
**
Sadece emniyette mi?Devletin tüm kadrolarında bir cemaate/bir şeyhe yakın olmanın avantaj hatta görevde yükselme koşulu olduğu devlet sırrı olmaktan çıktı.
Kimi bakanlıklarda Pensilvanya mührünün, kiminde İskenderpaşa damgasının geçer akçe olduğu, kiminde Süleymancı olmanın, Adıyaman’’a intisap etmenin ehemmiyetini kavradık artık.
Biz de biliyoruz, bu ülkeyi idare edenler de’…
Sayın Başbakan bilmiyor mu?
Bilmez olur mu?Bal gibi biliyor.
Zaman zaman Pensilvanya’’ya direnir gibi görünse de çoğu zaman diz çöküp, el etek öpmeyi ihmal etmiyor hani. (Milyonları aşan müridin (oyun) hatrına tabi ki)
Hatta ’‘Türbanı ulemaya soralım’’ diyerek 80 yıl önce Atatürk’’ün tedavülden kaldırdığı şeyhleri, dervişleri memleket idaresine ortak etmesini de biliyor.
**
Ne yazık ki böyle’…
Bunları yazarsan, söylersen, konuşursan ne mi oluyor?
Öncelikle işinden oluyorsun. Gazeteciysen susturuluyor, memursan dinlemeye takılıp/kodese tıkılıyorsun.
Askersen adres belli’… Doğru Silivri’’ye’…
Anında jet bir soruşturma’…
Adını hiç duymadığın belki de henüz kurulmamış bir terör örgütünün kurucusu hatta başı/lideri olduğunu öğreniyor, evinde yapılan aramada (!) darbeye teşebbüs ettiğine dair belgelere ulaşılıyor ve Silivri’’nin yolunu tutuyorsun.
En az 2 yıl hakim karşısına çıkmayı bekliyor, ’‘Adalet’’ ile başlayan partinin yönettiği ülkede yaşadığın adaletsizliğe isyan edip, ’‘Atatürk’’ü de ben öldürdüm, Özal’’a suikastı ben yaptım, Eşref Paşa’’yı da hiç sevmezdim zaten, uçağını ben düşürdüm’’ deme noktasına geliyorsun.
Ya da benim gibi’…
Çıldırma noktasına geliyorsun.
Hanefi Avcı’’nın suçu ne peki?
Herkesin gördüğü çıplak gerçeği yüksek sesle dile getirip bir nevi Donkişotluk.
Hani masallardaki çocuk gibi’…
Kral çıplak diye bağırmak! Herkesin gördüğü çıplaklığı, çocukça bir safdillikle açık etmek’…