Darbeci komedyenliğe soyununca…

Abone Ol
'İntihar ederim. Vatandaşlarımın duasıyla yaşıyorum. Ölsem daha iyiydi.' Bir insanın ruh hali ama sıradan biri değil bir darbeci, bir işkencecinin ruh hali!
12 Eylül yöneticilerine yargı yolunu açan Anayasa değişikliği referandumda kabul edilirse 'intihar ederim' demişti. Değişiklik yüzde 57,94 ile kabul edildi 'Vatandaşlarımın duasıyla yaşıyorum' demeye başladı. 94'ünde de olsa hayat tatlı demek ki! Döneminde 7 bin idam cezası istemi, 517 idam cezası ve 50 uygulama var. Sadece basit bir sorgulama karşısında 'Ölsem daha iyiydi' diyecek kadar ödlek! Henüz sakalı çıkmamış el kadar çocukları darağaçlarına yollarken 'yiğit' sorgu karşısında 'pısırık'
'Asmayalım da besleyelim mi?' diyen dünün celladı, 2,5 saatlik sorgulama karşısında 'Bu günleri göreceğime ölsem daha iyiydi. O gün ömrümden ömür gitti. En az 10 yıl yaşlandım' diyebiliyor! Sanırsınız konuşan, Cesur Yürek filmi senaryosunun ilham kaynağı!
'O dönemde kan gövdeyi götürüyordu. Kurumlar çalışmıyordu. Biz de yetkimizi kullanarak çalışmayan yönetime el koyduk. Bunu ülkemizin selameti için yaptık' En çok da bu garip savunmasına takılıyorum. Ya söylediklerini unutuyor ortada bunama durumu var ya da insanları 'ti ye' alıyor!
'Darbeyi daha önce yapabilirdik ama şartların oluşmasını bekledik' diyen Evren değil miydi? Bu; daha çok kan dökülmesine göz yumduk ki darbenin şartları oluşsun demek değil mi? Ülkenin birçok şehrinde sıkıyönetim vardı. Darbe yapmak için kullandığınız yetkiyi darbe yapmadan neden kullanmadınız? Resmen alay ediyor!
12 Eylül darbesini ülkenin 'selameti' için yaptıklarını bir kez daha anımsamakta fayda var. 650 bin gözaltı. 1 milyon 683 bin fişleme. Yüz binlerce 'uyduruk gerekçeli' dava. Yüz binlerce yurtdışı yasağı. 10 binlerce soruşturma, işten atma. 'Selametleri' için aileleri açlığa mahkûm etme.
Binlerce yurttaşlıktan çıkartma, ülke insanını sürgünde yaşamaya mahkûm etme. 52 bin tutuklama ve hüküm verme. 'Yaşamından sorumlu olduğu' mahkûmların 299'unun cezaevlerinde ölümüne sebep olma. 500'e yakın 'kuşkulu' şekilde ölüm. 171 kişinin işkencede öldürülmesi ki bu belgelenmiş sayı.
'Kaçarken' vurularak öldürülenler… Çatışmada ve gözaltında 'doğal' ölenler… İntihar ettiği söylenenler… Yasaklanan filmler… Kapatılan dernekler, partiler… İşlerine son verilen öğretmenler, öğretim görevlileri, hakimler… İmha edilen gazeteler, dergiler… Tutuklanan gazeteciler… Dava açılan gazeteler… Savunma hakları hiçe sayılarak kesilen cezalar…
Bunlar 'ülke selameti' olarak tanımlanacaksa, faşizmi nasıl tarif edeceğiz?
Evren 12 Eylül zindanlarında yapılan işkencelerin kendisiyle ilgisi olmadığını savunuyor elbette. Konuyla ilgili soruya 'Ben o zaman Devlet Başkan'ıydım. Biz devleti yönetiyoruz cezaevlerini yönetmiyoruz ki! Ne yani Devlet Başkanı, Diyarbakır Cezaevi'ni mi yönetecek?' Ne zamandır cezaevlerini yönetmek devleti yönetmenin bir parçası değil?
Daha bitmedi… 'Benim kanaatim şu, cezaevlerinde o gardiyanlar, 12 Eylül öncesi dönemde çok sıkıntı çektiler... 12 Eylül olunca bunlar mahkûmlardan hınç aldılar' Ülkenin her santimine el koyan cunta, cezaevlerini yönetmeyi sivillere mi bırakır? Darbe günlerinde darbecilerin haberi olmadan adım atmak mümkün değilken, gardiyanlar kafalarına göre davranıp, 'hıncı' işkenceye dönüştürmüşler ha! Yalanın bu kadarına da pes!
Kaldı ki 12 Eylül işkenceleri sıradan dayak ve kötü muamele olarak adlandırılamaz. Cunta hükümlü ve tutuklulara sistemli olarak işkence uygulamıştır. Ve bu insanlık dışı muamele son derece profesyonelce yapılmıştır. İşkence tezgahlarında çok canlar alınmış, çok insan sakat bırakılmıştır. Alınan canları, gardiyanların 'hıncı' olarak açıklamak dönemin mağdurlarıyla alay etmekten başka bir şey değildir.